Bugün Resmi Gazete’de yayınlanan bilgiye göre, Siber Güvenlik için Cumhurbaşkanlığına bağlı ve 135 kişilik kadrosu olan bir Başkanlık oluşturuluyor.
Bu olaya tek başına baktığımızda olumlu karşıladığımız bir gelişme. Duyumlarımıza göre, siber güvenliğe dikkat etmeyen kurumlar için hapis ve para cezaları geliyor ki, kötüye kullanılmaz ise bu da olumlu. Örneğin, kullanıcıların sorun yaşadığını duyduğumuz bankalar kesinlikle sorumluluk almayıp, bunlar münferit olaylar ya da diğer bankaların da başına geliyor türü savunmalar yapabiliyorlar. Cezalar bir tür caydırıcı etki yapar diye umuyoruz.
Ancak 2 noktaya dikkat çekelim; bir tanesi zaten az sayıda olan siber uzmanlarımızı eğer, bürokratik ya da AKP iktidarında gördüğümüz türden eş-dost-akraba türü bir başkan ve ekip ataması olursa, gösterişli ve muhtemelen çok iyi maaşlı bir ekipten yine hiçbir verim alamayız. Zaten başkanlık için bir izdiham olduğunu duyuyoruz.
İkinci noktada da buna yakın bir yorumumuz var; Siber güvenlik yapılanması 2012’den beri bir kaç kere yapıldı. Ama ortada bir şey yok. Bu nedenle bu sefer de acaba boş bir başkanlık mı kuruluyor diye düşünmeden edemiyoruz. Çünkü anılan isimler de aynı.
Kaçıncı Defa Siber Güvenlik Yapılanması Oluşturuluyor
Olayın bir yönü de bu; Siber Güvenlik konusunda devletin oluşturduğu ilk yapı, 2012 yılında Ulaştırma Bakanlığı tarafından BTK altında duyurulan “Siber Güvenlik İnisiyatifi” idi.
Günümüze kadar gelen “Ulusal Siber Olaylara Müdahale (USOM)” ve “Siber Olaylara Müdahale Ekibi (SOME)” yapıları bu inisiyatif altında oluşturuldu. Bunlardan ilki devletteki yapı, ikincisi özel ve devlet kurumlarında kurulan yapı. Ancak bugüne kadar gelmelerine karşın USOM’un yaptığı işler daha çok postacılık. Örneğin; Microsoft yazılımlarında çıkan açıklara karşı yine Microsoft firması tarafından geliştirilen yamaların firmalara duyurulmasını yapıyorlar.
Bir de bir takım yarışmalar filan açıyorlar. Konferanslar filan düzenliyorlar. Ama bunların bize yararı ne oluyor, ortada bir şey yok.
Eleştirdiğimiz ise, bu yapının “proaktif” yani olaylar olmadan önce farkına varılacağı, önlem alınacak işlemler yapılmaması. Örneğin bu grubun siber istihbarat yaptıklarını ya da meydana gelen siber olaylar konusunda soruşturma (veya hiç olmazsa araştırma) vs yaptıklarını görmedik.
Bu nedenle de ortamda siber suçlar hayli yaygın. Kişisel veriler aleni satılıyor. Telefon dolandırıcılıkları, sosyal medyada e-Ticaret ya da banka soygunları yüksek sesle ifade ediliyor. Adeta kim kime, dum duma bir görüntü mevcut.
Dijital Ofise Görev Verilmesi
Cumhurbaşkanlığı rejimine geçilmesi sonrasında ekim 2019’da yayınlanan 1 numaralı kararname olan “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı” ile ilgili kararnamede değişiklikler 48 nolu kararname olarak yayınlandı ve yaklaşık 7 yıldan beri Ulaştırma Bakanlığı ve BTK yetkisinde gözüken Siber Güvenlik konusu artık Cumhurbaşkanlığı Dijital Ofis’in yetkisine geçti. Ofis bunu bir tweet ile duyurdu.
Ancak ofisin bu konuda herhangi bir çabasına şahit olmadık.
BTK Altında Cumhurbaşkanı Tarafından Açılan Siber Güvenlik Merkezi
Ama anlaşılan bu da yetmedi, 2020’nin şubat ayında Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın törenle USOM’u yeniden açtığını gördük. BTK’nın sayfasında gururla 3 yıla yakın süre ve halen sergilenen bu fotoğrafta görüldüğü gibi, törene Meclis Başkanından zamanın Ulaştırma Bakanına kadar herkes katılmıştı.

Törenden önce de Anadolu Ajansı merkezin bir videosunu yayınlamıştı…
Sonuç olarak, AKP’nin siber güvenlik konusunda yaptığı iş bu. Yeniden açılışlar yapılıp, duruyor. Ama arka planda ne kadar çalışıldığı soru işareti.



Kaynak : 