IBM, bu yıl, yüksek hacimli bilgi işlem gereksinimlerine yanıt veren System z mainframelerin(anabilgisayar) 45’nci yılını kutluyor.
IBM, 2009’un ilk çeyreği için mainframe gelirlerinin, Çin, Hindistan gibi dünya çapında pazarlarda yüzde 37 artış gösterdiğini duyurmuştu. IDC’nin yaptığı bir araştırmaya göre, IBM’in bu alandaki pazar payı geçtiğimiz 10 yıl içinde yüzde 17’den yüzde 32’ye çıktı. Konuyla ilgili olarak bilgisine başvurduğumuz IBM Teknik Satış Müdürü Siegfried Langer sorularımızı şu şekilde cevaplandırdı;
Bu yıl, mainframelerin 45’inci yıldönümünü kutluyoruz. Mainframe ailesi z10 ile devam ediyor. 45 yıl önceki platformlar için yazılan programlar, bu günkü mainframelerde kullanılabiliyor. Dolayısıyla, bu tür yapıları kullanan şirketler her hangi bir zorluk çekmeden tüm programları değerlendirebiliyorlar.
turk-internet.com; Mainframelerde ne gibi eğilimler söz konusu?
Siegfried Langer; Günümüzde, daha büyük kapasite ve daha yüksek hızlar söz konusu. Şu anda, dünyanın en yüksek kapasitesine sahip ölçeklendirilebilir, 64 işlemcili mainframeleri müşterilerin, tüm beklentilerini karşılayabilecek yapıdalar. Güvenilir, emniyetli ve risk kontrollü bir ortam sunuyor olmaları günümüz mainframelerinin ortak özelliklerini oluşturuyor.
Özellikle, bankacılık ve finans sektörü açısından bunlar çok önemli. Örneğin, bir finansal yapıda bilgilerin, çok değil, yarım saatlik bir kesintiye uğradığını düşünün. Bu, çok ciddi bir kayıp anlamına gelir. Bunun yanında talepleri karşılayabilecek ölçeklendirilebilir bir yapının olması ayrı bir önem arz ediyor.
Bankacılık sektöründen örnek vermek gerekirse, mobil araçların da işin içine katılmasıyla elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemlerde 20 kata varan artışlar görülüyor. Bu, bankalara talebe göre ölçeklendirilebilir bir bilişim altyapısına sahip olma zorunluluğunu getiriyor.
Bir diğer taraftan, yeni nesil akıllı teknolojiler, ölçeklendirilebilirlikle çok yüksek kapasite taleplerini karşılayabilirken, çok daha düşük talepleri de en ekonomik ve en verimli bir şekilde sağlayabiliyorlar. Önceliklerin, neler olduğunu bilen sistem, aniden ortaya çıkabilen çok önemli bir projeye öncelik tanıyarak ve kaynaklarını ona yönlendirerek sonuçlandırılmasını temin edebiliyor.
IBM, sahip olduğu kredibilite ve sunduğu şartlarla talebe göre kapasite satın alınabilmesine olanak sağlıyor. Bu, müşterilerimizin istedikleri kapasitelerde işlemciye sahip olabilecekleri ve talepleri çerçevesinde bunu artırabilecekleri ve dolayısıyla da maliyetler konusunda önemli avantajlar elde edebilecekleri anlamına geliyor.
Mainframe teknolojilerinde son 5 yılda yaşanan gelişmeler, o denli dinamik ki, bugün bu donanımlar eskiye nazaran çok daha heterojen ortamlarda bile çalışabilir bir durumdalar. Müşteri beklentilerine cevap veren güncellenmiş programlar, kapasite ve sistem yönetimiyle System z iş yükünü taşıyabilecek bir ortam sağlıyor.
turk-internet.com; Günümüzde daha çok hangi şirketler mainframeleri tercih ediyor?
Siegfried Langer; Her şeyden önce “işlem”, “işlem yapma” kelimeleri artık beynelmilel bir anlam ifade ediyor. Bu nedenle, büyük hacme sahip mainframelere hemen her endüstride rastlamak olası. Halihazırda, bu büyüklükteki sistemleri geniş ölçüde değerlendiren sektörler arasında finans ve bankacılık önde geliyor. Zira, bu sektörler için ölçeklendirilebilirlik, yüksek hızlı işlemcilere sahip olma, güvenilirlik ve felaket kurtarma çok önemli unsurlar. Bu özellikleri sunduğumuz için bu anlamda çok güçlüyüz. Eğer, dünyanın en büyük 50 bankasına bakarsanız bünyelerinde, mainframelerimizi barındırdıklarını görebilirsiniz. Benzer şekilde mobil operatörler de geniş ölçüde mainframelerden yararlanıyorlar.
Ağırlıklı olarak finans sektöründe kullanılan System z, şirketlere, acil maliyet sorunlarını çözebilmelerinde, ölçeklendirilebilir bir altyapı olanağı sağlıyor. IBM’in, 2008 yılında duyurduğu ve 1.5 milyar ABD dolarının üzerinde yatırım yapılan IBM System z10 için, dünyanın dört bir yanındaki IBM merkezlerinde görev yapan 5.000’den fazla teknik uzman 5 yılı aşkın süreyle çalıştı.



Kaynak : 