Turkcell bugün basın mensuplarına Antalya’da ilginç bir uygulama gösterdi. İlginç, çünkü bu sefer cep telefonu teknolojisinin ekonomiye doğrudan katkısını gösteren farklı sektörden bir örneği yerinde görme fırsatı bulduk.
Gittiğimiz yer Antalya’lıların “şimdi sera denizi göreceksiniz” diye önceden uyardıkları bir bölge olan Kumluca. Fenike yolu üzerinde ve Antalya’ya 90 km mesafedeki bu alana tepeden, dağların arasından inerken, uzaktan hakikaten seraların yan yana görüntüleri bir deniz ya da göl görüntüsünü çağrıştırıyor.
Kumluca 20.000 nüfusa sahip bir alan ama görüldüğü kadarıyla Türkiye’nin domates, biber, patlıcan, salatalık gibi pek çok sebzesi, burada kurulu olan ve çoğunluğu naylon kaplı seralardan geliyor. Bölgedeki sera sayısını öğrenemedik ama çok sayıda diyebilirim. Yine de fikir vermesi için toplantı sırasında Türkiye’de toplam sera sayısının 270.000 olduğunu ve 550.000 dönümlük bir alanı kapladıklarını öğrendik. Seraların % 90’ının 0-3 dönümlük olduğu da diğer bir not.
Seramatik ile Seraların İklimleri 24 saat Kontrol Edilebiliyor
Turkcell’in örnek olarak gösterdiği sera, Teknoloji Tarım adını taşıyor ve sahibinin adı Kemalettin Aksoy. 15 dönüm üzerine kurulu serada sadece domates ekilmişti. 400 ton civarı ürün alabildiklerini belirttiler. Bu seraya konulan ve sim kart taşıyan ufak bir alet ve 3-4 sensör sayesinde “iklim kontrol” yapılıyor. Yani nem ve sıcaklık takip ediliyor. Kritik değerlere ulaşıldığında ise uyarı yapılıyor.
Aksoy örnek olarak domateslerde görülen bir virüsten bahsediyor. Bu virüsün yaygın olduğunu ve kuru hava sevdiğini, nemin belli bir düzeyin altına düşmesiyle yayıldığını ve verimliliği azalttığını anlatıyor.
Aksoy, yaklaşık 1.000 TL’ye mal olan ve Seramatik adını taşıyan sistem sayesinde, seranın verilerinin 24 saat takip edilebildiğini anlatıyor. Eskiden 1 elemanın, özellikle geceleri her saat başında sera içinde dolaşıp nemi kontrol ettiğini belirtiyor. Bugünlerde ise nem’i artık web üzerinden kontrol etmek mümkün. Belli bir limitin altına düşüldüğünde ise sistem otomatik mesaj ya da mail atıyor.
Aksoy, bu sistem sayesinde bu yıl virüsü engellediklerini ve % 30 verim artışı sağlayabildiklerini iletirken, Seramatik sistemini kuran Kodalfa firmasından Iraz Koç da bu sayede ilaç kullanımının azaldığına dikkat çekiyor ve özellikle ihracat durumunda sorgulanan “kimyasal artık” olayına da bir çözüm olduğuna işaret ediyor.
Sistem dediğimiz gibi içinde sim kart taşıyan bir ana ünite ve yeterli sayıda sensörden oluşuyor. Bunların maliyetinin 860 TL olduğu, ayrıca 40 TL/ay’lik bir servis ödemesi olduğu belirtildi. Bu ödeme Kodalfo’ya yapılıyor. İçindeki operatör payının 7-9 TL civarı olduğu not edildi.
Iraz Koç, sistemin halen 10 kadar serada kullanımda olduğunu, Antalya’nın yanı sıra Zonguldak’ta da kullanıldığını belirttikten sonra, sistemin toprağın (tuz, PH, nem) değerlerini, yaprak ıslaklığı değerlerini takip edecek şekilde geliştirildiğini belirtti.
Sorumuz üzerine Koç, dünyada cep telefonu üzerinden olmayan benzer sera kontrol sistemlerinin 40.000-50.000 Euro’luk masraflarla kurulabildiğini, ama ilk defa bu kadar kolay kurulan ve ekonomik bir çözüm oluşturulduğunu belirtti.
Yener : Cep Telefonu sektöründe Veri Kullanımı da Yoğunlaşmaya Başladı
Seraya yapılan ziyaret öncesi Turkcell Kurumsal Müşterilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener bize şunları anlattı :
Türkiye’de BTK rakamlarına (IMEI takibi yapıyorlar) göre Türkiye’de 90 milyon telefon cihazı var ama biz operatörlerin yaptığı takibe göre canlı sim kart adedi 64.5-65 milyon civarı.
Ancak bu sim kartların hepsinden ses geçmiyor. Mesela Turkcell’in sattığı simkart sayısı 37 milyondur ama bunları bir kısmı artık ses için değil, başka işler yani veri için kullanılıyor. Birkaç yıldır Türkiye’de de, Dünya’da da abone sayısı artıyor ama bunları bir kısmı ses değil veri abonesi.
Sim kartlar artık alo demeyen ama sinyal gönderen cihazlara girmeye başladılar. Ya bir şekilde istenilen sinyali alıyor ya da elindeki sinyali başka bir noktaya gönderiyor. M2M (machine to machine) yani cihazla cihaz konuşuyor. Yaptığı iş, ölçtüğü metriksel bir sayıyı başka yer iletmek oluyor. Ya da başka bir cihazı tetikleyebilir. Ve hatta birden fazla cihaz da tetiklenebilir.
Sim kartlar artık birer kimlik olabiliyor. Elektronik imzanız sim karta gömülüyse de, evrensel bir kimlik haline geliyor.
Cüzdan olabiliyor. Son günlerde farkındaysanız, çok popüler oldu; operatörler üzerinden yapılan dernek ve kurumlara bağışlar yine sim kartla yapılan bir işlem. Artık sim kart evrensel para haline de geliyor.
Ama bununla da sınırlı değil. Kurum bilgisini de verebiliyor. Baz istasyonları üzerinden kullanıcının arzın hangi noktasından sinyal verdiğini biliyoruz. Evrensel konum cihazı haline de dönüştürebilir. GPS modülü taktıysanız milimetrik bazda 3 boyutlu konum bilgisini yanınızda taşıyor hale geliyorsunuz.
Cep telefonları 1990larda alo demek için kullanılırdı. Sonra sms özelliği olan cep telefonları diye yeni telefonlar duyurulmuştu. Sonra mms özelliği olanlar sonra kameralı telefonlar sonra internete girebilen telefonlarla karşılaştık. Şimdilerde video stream edebilen 3G özellikli ve bilgisayar özellikleri taşıyan cep telefonları kullanıyoruz.
1980 lerde ilk IBM PC ile tanıştığımızda 64 K, 256 K gibi belleklerle satın alınıyordu. Bugün simkartlar 64 K’dır genellikle. Son 1 yıldır kurumsal uygulamalara yönelik olarak, 128 K bellekli sim kartlar çıktı. 2010’larda 512 ve hatta 1 MB’lık sim kartlarla konuşabilir hale geleceğiz.
İtalya ya da KKTC’de nüfusun üzerinde sim kart sayısı var. Önümüzdeki yıllarda Sim kart sayısının nüfusu da geçeceğini, 2 ya da 3 katı olabileceğini de göreceğiz. Sim kartlar, içinden sinyal geçen her bir cihazın içine takılacak hale gelecek.
Mesela Türkiye’de otobüs, kamyon, araba toplam 12 milyon araç var. İstanbul Belediye’si ilk defa İstanbul sınırları içinde her bir çöp kamyonuna sim kart takma mecburiyeti getirdi. Bu sim kartlar, sadece kamyonun hangi güzergahta olduğunu değil, yanı sıra damperin her hareketini raporluyor. Merkeze yolladığı sinyalle, “hangi noktada çöp boşaltıyor”, “oraya boşaltma yetkisi var mı?” gibi şeyler bakılıyor. İBB’nin 6000 kamyonu ve 6000 de otobüsü var. Şimdi otobüslere de uygulama yapıyor. İBB her gece Akbil kutuları gelsin muhasabeleşsin yerine anında muhasebeleşsin istiyor. Ordaki cihaz telemetrik olarak anında İstanbul Belediye’sine kaç paralık transaction yapıldığını gönderebiliyor.
Turkcell yetkilileri, “uzaktan ölçmek” anlamına gelen telemetri uygulamaları konusunda ;
Isı, nem, basınç, voltaj, ışık, kamera, sarsıntı, seviye, tansiyon, şeker gibi verileri ölçen sensörlerin bağlı olduğu sim kart taşıyan bir cihazla istenilen noktaya veriler iletilebiliyor. Bu veriler sonucunda alınması gereken aksiyon varsa cep telefonu ya da internet üzerinden sisteme müdahele edilebilir hale gelecek.
diyorlar. Eğer sera sahibi Aksoy’un belirttiği gibi bu cihaz ufak bir maliyetin karşılığında % 30 verim artışı yani 300 ton yerine 400 ton ürün sağlayabiliyorsa, ekonomiye yapacağı kazanç epeyce önemli. Bu tür uygulamaların artması yararlı olacak. Tabi bu noktada akla, geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın verdiği baz istasyonu kararı geliyor. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Yener bu konuda da şunları söyledi :
Bir buzdolabı 60 milivat yayar. Tv ise 40, baz istasyonu 10. Anadolu’da yattığı odada buzdolabı olan insanlar var ama biz baz istasyonu tehlikeli diyoruz.

Kaynak : 