Turkcell ana sponsorluğunda bu yıl ikincisi düzenlenen Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Zirvesi, dijital sürdürülebilirlik ve yapay zeka temalarıyla sektörün önemli isimlerini bir araya getirdi. Zirve, inovasyon paydaşları Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon ve Rekabet Odaklı Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Galatasaray Üniversitesi Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi iş birliğiyle gerçekleşti.
Dijital teknolojilerin sorumlu kullanımıyla iklim değişikliği, kaynak yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma gibi küresel sorunlara çözüm arayan zirve, hızla dijitalleşen dünyada sürdürülebilirlik ve inovasyonun nasıl şekillenmesi gerektiğine dair toplumda farkındalık oluşturmayı ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme çabasına dijital araçların katabileceği değeri ortaya koymayı hedefliyor. İş dünyası ve akademi temsilcilerinin sürdürülebilirliğin sınırlarını genişleten inovatif yaklaşımları paylaştığı bu prestijli etkinlik, iki gün süren oturumlar ve panellerle zengin bir içerik sundu.
Bu çerçevede zirvenin ilk gününde gerçekleştirilen “Yarını Şekillendirmek: Yapay Zeka ve Dijital Sürdürülebilirliğe Vizyoner Bir Yaklaşım” başlıklı panel, yapay zeka ve dijital sürdürülebilirlik çözümlerinin birlikte nasıl daha dayanıklı ve sorumlu bir gelecek kurabileceğini incelemeyi amaçlıyor. Bu panelde, moderatör Füsun Nebil önderliğinde, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan ve Netaş CEO’su Sinan Dumlu, yapay zeka temelli yeniliklerin iklim değişikliği ve kaynak yönetimi gibi küresel sorunlar üzerindeki dönüştürücü potansiyelini ele aldı. Panel, dijital araçların uzun vadeli değer yaratımı için nasıl kullanılabileceğine dair vizyoner içgörüler sunarken, katılımcıları sürdürülebilir bir dijital çağı inşa etmeye teşvik etti.
Paneldeki konuşmasında aynı zamanda Lojistik Derneği Loder’in başkanı olan Prof.Dr.Gülçin Büyüközkan şunları söyledi :
“Yapay zeka (YZ), tedarik zinciri yönetiminde hem verimliliği artırırken hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıran güçlü bir araçtır. YZ, ileri düzey risk analitiği ve otomasyon sistemleri sayesinde, küresel krizler veya iklim değişikliği gibi kesintilere karşı daha dayanıklı tedarik zincirleri oluşturulmasına yardımcı olur.
Karbon ayak izini azaltmaya yönelik enerji tasarrufu sağlamak ve rota optimizasyonu yapmak gibi çözümlerle çevresel sürdürülebilirliği destekler. Ayrıca, talep tahmini ve stok yönetimi gibi alanlarda sağladığı ileri seviye planlama ile kaynak kullanımı daha verimli hale gelir. YZ, döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyerek geri dönüşüm süreçlerini hızlandırır, atık miktarını azaltır ve malzeme döngüsünü sürdürülebilir kılar.
Tüm bu adımlar, şirketlerin küresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu, veri odaklı iş modellerini teşvik ederek çevresel ve sosyal fayda sağlayan uzun vadeli büyüme stratejilerine yönlendirir.
YZ, tedarik zinciri yönetiminde etik sorumlulukları da beraberinde getirir. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve adil sonuçlar elde etmek için, YZ çözümleri geliştirilirken toplumsal değerler ve etik ilkelere dayalı tasarımlar oluşturulmalıdır. Bu, sürdürülebilirlik odaklı karar alma süreçlerinin ve veri gizliliği gibi kritik unsurların sağlanmasına katkı sağlar.”
Diğer panelist olan Netaş CEO’su Sinan Dumlu ise, son 30-35 yılda aşadığımız 3 “yakınsama” konusuna değindi :
“Bizler ilk anda yeni teknolojilerin etkisini çok hızlı ama göreceli olarak daha küçükgörüyoruz. Ancak, gerçek anlamda yeni teknolojilerin etkisigöreceli olarak daha yavaş ama çok daha büyüktür. Örneğin IoT (Internet of Things- Nesnelerin Interneti) teknolojisi “Karanlık Fabrikalar” yani Dark Factories olarak adlandırılan aydınlatma, ısıtma ve soğutmanın olmadığı yeni nesil robotlarla donatılmış fabrikaların hayata geçirilmesiyle gerçek potansiyeline erişmeye başladı. Geleneksel ortamlarda yeni teknolojilerin etkisi daha kısıtlı olabilmektedir.
Son yıllarda teknolojide yakınsama (convergence) dalgaları yaşıyoruz.
İlk yakınsama iletişim teknolojilerinde, ses, data ve video altyapılarının IP (Internet Protokolü) desteği ile birleşmesi ile yaşandı. Bu aşama yazılım temelli ağ teknolojilerin desteği ile (SDN – Software Defined Networking) ile daha da gelişti.
İlk yakınsamayı, bilişim teknolojilerindeki yakınsama yani sunucu, veri depolama, yedekleme ve sanallaşmanın birleşmesi (converged ve hyperconverged sistemler) izledi. Yazılım temelli veri merkezleri (SDDC – Software Defined Data Center) ve bulut bilişim (cloud computing) ile daha da gelişti. Bu bilgi teknolojilerinin kullandıkça öde (utility) haline gelmesini sağladı.
Önümüzdeki dönemde ise Metaverse (burada Facebook’un Metaverse’i kastedilmemektedir) üçüncü bir yakınsama dalgası getirecektir. Burada yüzlerce milyon kullanıcı, akıllı uç cihazlardaki (akıllı telefon, tablet ve PC) işlem gücü, yüksek hızlı (5G, Wifi6, fiberoptik) ağlar ile birbirine bağlanacaktır. Gittikçe ucuzlayacak sanal gerçeklik (Virtual Reality ve Augmented Reality) erişim gözlükleri, Yapay Zekâ (AI), Web3 teknolojisi, NFT ve kripto para gibi sanal varlıkların (virtual asset) yaygınlığı ile bizleri başka bir deneyime taşıyacaktır.”
Konferansın destekçilerinden Tübider‘in Başkanı Tuncay Işık ise şunları ekledi :
“Türkiye’de bilişim sektörünün gelişimi için 25 yıl önce kurulan TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği, bugün 500’den fazla bilişim bayisi üyesi ile ülke genelinde şirketlerin bilişim ihtiyaçlarını karşılamaya ve onlara danışmanlık yapmaya devam etmektedir. TÜBİDER olarak, sadece donanım ve yazılım çözümleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duydukları insan ve kültür değişimini de destekliyoruz. Bu anlayışla, dijital bilgi düzeylerini artırmaya yönelik eğitimler ve etkinlikler düzenleyerek, dönüşüm sürecini hızlandırmayı amaçlıyoruz.
Bu kapsamda, Galatasaray Üniversitesi GSU INNOVE Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi tarafından iki yıldır düzenlenen Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Zirvesi’nde, hem eğitim hem de etkinliklerde aktif olarak yer alıyoruz. Şirket çalışanlarının dijital yetkinliklerini artırmayı hedefleyen bu zirvede, TÜBİDER olarak bilgi ve deneyimimizi paylaşarak ülkemizde dijitalleşmenin yaygınlaşmasına katkıda bulunuyoruz.
Türkiye’nin dijital dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımları ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda insan kaynağının ve organizasyon kültürünün de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyoruz. Üyelerimizin gücüyle, Türkiye genelinde sektörlerin ihtiyaç duyduğu dijitalleşme adımlarını atmalarına destek oluyor ve bu yolculukta onlara rehberlik ediyoruz.
TÜBİDER olarak inancımız, Türkiye’nin geleceğinin bilişimde olduğu yönündedir. Dijitalleşmenin sadece büyük şehirlerde değil, ülkenin dört bir yanında hayata geçmesi için çalışıyor ve dijital dönüşümün yaygınlaşması adına ülkemizin her köşesine erişmeye devam ediyoruz. 500’ün üzerinde üyemizle birlikte, şirketlerin dijitalleşme süreçlerinde yanlarında yer alarak, bilişim sektörünün geleceğine katkı sağlamaktan büyük gurur duyuyoruz.”



Kaynak : 