Bilişim ve telekom teknolojilerinin son 15-20 yıldaki gelişmesi “yakınsama” olarak adlandırdığımız bir kavramı da gündeme getiriyor. Bir tarafta, bilgisayarlarla, telefonlar birbirine 2 yönden de yakınsarken, diğer tarafta telekom işi ile medya işi birbirine yakınsıyor.
Bu yakınsamanın “iş”, “pazarlama”, “kullanıcı” tarafındaki uygulamalarını görüyoruz ama bunların “hukuk” ve “düzeleme” boyutları da var. Ülkemizde telekom işi, yeni Elektronik ve Haberleşme Kanunu ile kendisine bilişim teknolojileri görevi de verilen BTK tarafından düzenlenirken, medya tarafı RTÜK tarafından düzenleniyor. Oysa İngiltere’de Offcom ve ABD’de FCC, her 2 konuyu da düzenliyor.
Ülkemizde de bu 2 düzenleyici kurumun zaman içinde birleşeceği tartışmaları son 4-5 yılımızın konuşulan konuları arasında. Ancak şimdilik bu 2 kurum kendi aralarında, “görev alanı” konusunda bir uzlaşıya varmış gözüküyor. Bu sınırı “çok özet”olarak verelim; WebTV BTK’nin alanında, IPTV RTÜK’ün alanında[2].
Hem bu konuları açmak, hem de TBMM’den geçen ama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün imzası ile 3 mart 2011’de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlülüğe giren yeni RTÜK kanununun neler getirdiğini konuşmak istedik. RTÜK Kurul üyelerinden Taha Yücel’e bunları sorduk (söyleşinin videosunu son bölümde izleyebileceksiniz). (Söyleşimizin yapıldığı sürede henüz kanun Cumhurbaşkanı Gül tarafından imzalanmamıştı) :
Turk-internet.com : Taha Bey, merhaba. Daha önce sizinle RTÜK Kanunu üzerine görüşmüştük. Henüz kanun çıkmamıştı, bazı sıkıntılar vardı, özellikle yeni gelişen teknolojiler açısından. Bugün size onları sormak istiyoruz, çünkü RTÜK Kanunu çıktı. İlk olarak, bize, özet olarak, yeni kanunda ne değişiklikler var, söyler misiniz?
Taha Yücel : Hay hay. Tabii, son röportajı hatırlıyorum. O günlerde, özellikle, RTÜK’ün yeni müeyyide sistemini, sayısal yayına geçişi, ortak verici şirketini, Anten A. Ş.’yi konuşmuştuk ve bununla ilgili bazı ilave kararları nedeniyle, bu konuda ilerleme kaydedilememesini, belki üzüntüyle anmıştık[2].
Şimdi, tabii, yasamız henüz Sayın Cumhurbaşkanı’nın onayından geçmemekle birlikte, bugünlerde onaylanmasını bekliyoruz, Genel Kurul’dan geçti, çok ciddi değişiklikler getiriyor.
Bunlardan en başta, bizim açımızdan da önemli olanı, bir kere, Radyo Televizyon yayın ortamını veya sektörünü, Avrupa Birliği’yle tamamen uyumlulaştırmış oluyor. Tamamen, aslında, yasanın genel manada iskeleti, Avrupa Birliği’nin bu konuda, bu alandaki, görsel/işitsel medya alanındaki düzenlemeleriyle paralel olarak hazırlandı.
Tabii, bu çerçevede, özellikle medya hizmet sağlayıcı şirketler ki bunlar Radyo Televizyon şirketleriydi daha önce, ortaklık yapılarıyla daha çağdaş bir forma kavuşuyor.
Şöyle açmak mümkün; şu anda yürürlükte olan ki yeni kanunla birlikte yürürlükten kalkacak olan 3984 sayılı kanun, yayıncı şirketlere ortak olacak olan kuruluşları son derece kısıtlıyor, bildiğiniz gibi. İthalât, ihracat, pazarlama, finans vb. kurum ve kuruluşlar, Radyo Televizyon yayıncı şirketlere ortak olamıyorlar, şu anki yasaya göre…
Yeni yasayla birlikte, sadece borsa aracı kurumlarının Radyo Televizyon yayın şirketlerine ortaklığı kısıtlanıyor, bunun dışında, her türlü, yani ithalât, ihracat, pazarlama, finans vb. kurum ve kuruluşların ortak olmalarıyla ilgili ki bu.
Baktığımız zaman, aslında, sektörün dinamizmi açısından çok ciddi bir sermaye ihtiyacı olan bir sektördür, Radyo Televizyon yayın sektörü,. Bu ihtiyacına, rasyonel çerçevede karşılık vermiş olacak.
İkincisi, medya şirketleri şu anda 3984 sayılı kanunda halka açılmayla ilgili olarak, sanki mümkünmüş gibi görünmekle birlikte, ciddi bir engelle karşı karşıyalar. Çünkü, 3984 sayılı yasa, şu anda yürürlükte olan yasa, medya hizmeti sağlayacak kuruluşların listelerinin nama yazılı olması şartını getiriyor. Halbuki, bildiğiniz gibi, borsada hizmet görebilmesi, borsada, bir şekilde, alınıp satılabilmesi için, nama yazılı olması şartının olmaması lâzım bu şirketlerin, hisselerinde. Yeni yasayla birlikte, yeni yasa şunu diyor; Radyo Televizyon Üst Kurulu’ndan ve SBK’dan, halka açılmayla ilgili izin almanın haricinde, halka açılmış olan şirketlerde, açılmış olan oran, hisse oranı, nama yazılı olma şartı ile, bir şekilde, kısıtlanmamıştır. Yani, halka açılmış olan şirketler, halka açık hisseleri için, nama yazılı olma şartını sağlamayacaklar veya bunu, bir şekilde, uygulamayacaklar. Bu, tabii, halka açılmayı yani medya şirketlerinin hisselerinin sermaye piyasasında işlem görmesini sağlayacak çok önemli bir açılım…
Bunun dışında, bildiğimiz gibi, şu anda mevcut yasaya göre, lisans süresi maksimum 5 yıl. Yani, bir yayın kuruluşu, bir çok belki masrafla, bir çok sıkıntıyla, emekle ve ciddi bir belki istihdam da oluşturarak, bir iş yapıyor, fakat topu topu 5 yıl için bütün bu yatırımı yapması isteniyordu, eski yasaya göre. Bu, tabii, çok rasyonel değil. Bildiğiniz gibi, minimum 10 yıllık bir iş planı, ancak, rasyonel çerçevede değerlendirilebilir. Bunu dikkate alarak, yeni kanun lisans süresini 10 yıla çıkartıyor. Yani, yayın şirketleri, Üst Kurul’dan izin aldıkları zaman, 10 yıl boyunca, bu izinle faaliyet gösterecekler.
Bunların yanı sıra, reklâmlardan Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun aldığı pay var, bildiğiniz gibi, reklâm payı. Bu pay %3’e düşürülüyor ki daha önce, eğitime katkı payını da dikkate alırsak eğer, %10 bir reklâm payı ödüyordu kuruluşlar. Yani, toplam reklâm gelirinin, brüt reklâm gelirleri bu, %10’unu, bir şekilde, verginin de haricinde, ödemekle yükümlüydü kuruluşlar. Bu, tabii, özellikle zor şartlar altında faaliyet gösteren medya hizmet sağlayıcıların ayakta kalmalarını zorlaştırıyordu, özellikle küçük işletmeler için. Yeni kanunla birlikte, bir bakıma RTÜK’ün de fedakârlığı, kamunun da bu konuda olumlu yaklaşımıyla, %3’e düşürülüyor ki gerçekten çok ciddi bir indirim demektir bu.
Bu söyleşinin 2.bölümünü Taha Yücel : Yeni RTÜK Kanunu, isteğe Bağlı Yayıncılığın (Örneğin IPTV’nin) Yolunu Açıyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz..
[1] RTÜK ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (eski TK) Birleşiyor mu?
[2] Taha Yücel : RTÜK ile BTK Arasındaki Sınırı, İletişimin Bireysel-Genel Olması Çiziyor – 1



Kaynak : 