Bu söyleşinin ilk bölümünü Taha Yücel : Yeni RTÜK Kanunu ile Radyo-TV Sektörü AB ile Tamamen Uyumlulaştırılmış Oluyor – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Kaldığımız yerden söyleşimize devam ediyoruz :
Taha Yücel : Bunun dışında, isteğe bağlı yayıncılık kavramı geliyor, yeni kanunla birlikte. Bu çok önemli bir kavram…..
turk-internet.com : “Video On Demand” dediğimiz…
Taha Yücel : Evet, İngilizce ifadeyle “Video On Demand,” dediğimiz, yani, izleyicinin istediği yayına, istediği zamanda ve istediği yerde ulaşmasını sağlayacak bir yayın türü ki bu gerçekten önümüzdeki belki yıllarda çok daha fazla bu tür yayıncılığı göreceğiz…
turk-internet.com : IPTV için, özellikle….
Taha Yücel : Kesinlikle, IPTV, LAPTV, bunlar hep isteğe bağlı yayın imkânını sunan interaktif hizmetlerdir. Tabii, isteğe bağlı olması için, bildiğiniz gibi, isteğin yayıncıya ulaşması lâzım, isteğe bağlı olabilmesi için.
Halbuki, şu anda yapılan yayınlar, yani uydu, kablo ve karasal ortamdaki yayınlar, tek yönlü yayınlar, yani, bir bakıma, yayıncı kendi istediği programı, istediği zaman dilimi içinde, izleyiciye izletmeye çalışıyor. Bu da, bir bakıma, izleyiciyi pasif duruma getiriyor ve istediği yayına istediği zaman izleyici şu an ulaşamıyor, eğer konvansiyonel yöntemleri kullanıyorsa.
Halbuki, yeni yayın, isteğe bağlı yayın olduğu zaman, izleyici çok daha güçlü, çok daha seçenek imkânına kavuşarak, daha demokratik bir ortamda yayın izleme ihtiyacını karşılayacak. Bu sayede, tabii, canlı yayınlar için, belki, haber, futbol karşılaşmaları vb. yayınlar için, yine, canlı olmak önemli olacak, ama onlar için de, meselâ, şöyle bir imkân doğacak, PDR uygulamasıyla Pause tuşuna basarak, gidip, diyelim lavaboda veya başka bir yerde işini görüp, gelip, tekrar kaldığı yerden devam etme imkânına kavuşacak.
Bunlar hep isteğe bağlı yayınla sunduğu imkânlar. Yeni yasayla birlikte, bu da, düzenleme kapsamında, bir şekilde tanımlanıp, düzenleniyor. Bunun ötesinde, sayısal yayın ki karasal ortamda sayısal yayın maalesef hâlâ Türkiye’nin gerçekleştiremediği ve biraz da, aslında, geç kaldığı bir konu. Bildiğiniz gibi, mevcut yasa, 3984 sayılı yasa, 1994 yılından beri faaliyette ve bu yasa yürürlükte, daha doğrusu, bu yürürlükte olan yasa, 17 yıldır, maalesef karasal ortamdaki lisansların verilmesine imkân sağlayamadı ve bu sayede de, karasal ortamda, özellikle, vericiler vasıtasıyla yapılan yayınlarda bir intertrans problemi, karışıklık, eski teknolojiye bağımlılık gibi problemler süregeldi. Yeni yasayla birlikte, net bir sayısal yayına geçiş yol haritası ortaya konuyor. Onu da, belki, ileride daha net açmamız mümkün, isterseniz şimdi açalım..
turk-internet.com : Biraz daha sonra açalım, isterseniz…
Taha Yücel : Peki, yani, özellikle sayısal yayınla ilgili yeni yasa çok ciddi bir açılım ve netlik getiriyor. Bunun ötesinde, vericilik, tek çatı altında, yani sadece bir verici şirketi tarafından işletilen ve Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir hizmete dönüşüyor, vericilik işi. Bunu da, belki, birazdan açmak da mümkün…
Bunun dışında, daha önce IP verici teknolojileri kuruluyla, Radyo Televizyon Üst Kurulu arasında, yetki ve görev paylaşımında problem çıkartan bazı hükümler netleştiriliyor, özellikle multiplex işletmecisi, platform işletmecisi, yayın hizmet iletimi yapan altyapı işletmecileri, verici işletimi şirketi gibi şirketler izne bağlanıyor ve bunlarla ilgili izin mekanizmaları netleştiriliyor.
Bunun ötesinde, karasal yayınla ilgili, yani ulusal, bölgesel, yerel tanımları uygulanamaz ve bir şekilde pratikte problem çıkartan tanımlardı, bu tanımlar netleştiriliyor.
Kamu yayınları ki bu önemli bir konu, TRT çatısı altına toplanıyor, Anayasa’ya uygun olarak, yani pek çok şu anda faaliyette bulunan kamu yayıncısı var, aslında Anayasa’da tek kamu yayıncısı TRT tarif edilmekle birlikte, bunlar TRT çatısı altında, TRT’den hizmet alarak yapılacak yayınlar olarak tanımlanıyor ki bu çok önemli bir gelişme.
Bunun ötesinde, yayın ilkeleri netleştiriliyor. Çevre ve hayvanları korumayla ilgili koruyucu yayın ilkeleri getiriliyor ki bunlar çok, gerçekten, günün şartlarına, ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler.
Haberlerde efekt ve müzik kullanımına son veriliyor, yani doğal sesin dışında efekt ve müzik kullanılması yasaklanıyor, yeni yasayla birlikte.
‘Ürün yerleştirme’ dediğimiz yeni bir kavram var, yani bir çeşit reklâm, programlar içinde ürün yerleştirme dediğimiz konu, bu tanımlanıyor ve buna da yeni düzenlemeler getiriliyor. ‘Akıllı işaretler’ dediğimiz ki çocukları korumak maksadıyla, Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun belli bir süredir uyguladığı uyarıcı sistemidir bu. Bunlar yasal bir çerçeveye kavuşturulup, zorunlu hâle getiriliyor. Reklâmlardaki ses seviyesinin, programın diğer unsurlarıyla aynı olması ve bu sayede oluşan bir kamuoyunda gerçekten, aslında, belki çok ifade etmeyi de, insanların çok fazla ifade edemedikleri, ama çok rahatsız olduklarını bildiğimiz bir problem de çözülmüş oluyor, yeni yasayla birlikte. Bunun gibi, A’dan Z’ye, eski yasayı tamamen kaldıran ve yepyeni bir ‘Medya Hizmet Sağlayıcılığı’ kavramı altında Radyo ve Televizyon yayın sektörü oluşturmayı hedefleyen ve bunların da hepsinde, tabii, ifade ve haber alma özgürlüğünün de teminatı olmayı, aynı zamanda amaçlayan bir yasa var karşımızda. Umarım ki kısa süre içinde Resmî Gazete’de yayınlanır, onlar da, bundan, tabii, çok ciddi bir değişiklik sektörü karşılayacak.
Birinci bölüm için teşekkürler, burada kesiyoruz.



Kaynak : 