Tansu Yeğen’i bilişim sektörünün dev firmalarında Genel Müdürlük ya da Üst Yöneticilik yapması ile tanıyoruz. Yeğen halen Samsung Türkiye’nin kurumsal tarafından sorumlu. Kendisi ile kurumların mobil stratejilerinin nasıl şekillendirilebileceğini konuştuk;
turk-internet.com : Tansu Bey, sektör sizi çok yakından tanıyor ama tanımayan var ise diye öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
Tansu Yeğen : Yaklaşık 25 yıldır bu sektördeyim. Son 2 yıldır da Samsung Türkiye’de başkan yardımcısı olarak görev alıyorum.
turk-internet.com : Siz kurumsal pazara hitap ediyorsunuz, biliyoruz ama sizi bulmuş iken, acaba mobil cihaz pazarında neler oluyor, yeni bir şey gelecek mi, “the next big thing” derler ya, başka bir şeyler var mı? Bu konuda bize bir perspektif çizer misiniz?
Tansu Yeğen : Tabii ki! Şimdi mobil dünya pazarı ve mobil Türkiye pazarı düzenli olarak yeni gelişmelere gebe açıkçası. Samsung’ta tamamen kurumsal müşterilerimize yönelik hizmetlerin başındayım ben ama tabii bütün toplam resme de hâkim olmak zorundayım ve toplam resim şöyle: Bütün dünyaya baktığımızda, geçen yıl 2.2 milyar’a yakın bir cep telefonu ve yaklaşık 220 milyon civarında tablet satılmış durumda.
Pazar tüm dünyada 2 yerde büyüyor. Cep telefonunda Samsung 1 numarada. Tablette ise Samsung, 2.numarada ama tablet pazarını irdelediğimizde, tablet pazarında isimsiz markaların pazar payını daha fazla, neredeyse yaklaşık yüzde 10- yüzde 11 civarında arttırdıklarını görüyoruz.
Bunun nedenleri ise şu şekilde; tablet teknolojilerinin çok gelişmiş ve yayılmış durumda ve tabletlerin –Türkiye piyasasında o kadar vergilere rağmen– 200 lira seviyesinde, 150 lira seviyesinde bulabildiğimiz ürünler haline gelmiş olması.
Şimdi tüm dünyada Çinlilerin büyük etkisini görüyoruz. Burada belli başlı markalarda, Çinlilerin çıkartmış oldukları markaların etkisini görüyoruz. Bir yandan da bu son 1 yılın sürprizi Rusya’nın çıkartmış olduğu özellikle Rusya Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çıkartmış olduğu telefonu var ve bu cep telefonu da Çin dahil olmak üzere daha önce Rusya’nın hegemonyası altında bulunan ülkelerde yoğun bir şekilde yaygınlaşmaya başladı. Rusya enteresan bir strateji de izliyor, kendi mobil işletim sistemini geliştiriyor. Dediğim gibi dünyada Çinlilerin ve Rusların yoğun etkisini görmeye başladık. Ülkemizde bu her ikisini de daha şu anda çok ciddi şekilde yaşamıyoruz ama ileriki zamanlarda yaşayacağımızı sanıyorum.
turk-internet.com : Peki, siz geçen ay içinde bir araştırma yayınladınız. Biraz ondan bahsedebilir misiniz ?
Tansu Yeğen : Evet bizim önemli bir araştırma yayınladığımıza inanıyorum. Çünkü çok enteresan bir yıl geçirdik, birçok müşterilerimizin özellikle üst düzey ile görüştük. Ama dijital strateji, mobil strateji konularına ne zaman girecek olsam, karşımda görüştüğüm kişinin –CEO, CIO, CMO gibi–ne kadar doğru kişi olduğunu toplantı sonrasında sorgulamaya başladım. Onun üzerine çok kapsamlı bir araştırma yapılmasını istemiştim. Yayınladığımız araştırma sonuçlarını buydu.
Şöyle ki; araştırmanın sonuçlarına göre ülkemizdeki % 50 şirketin mobil stratejisi var. Geriye kalan yüzde 50’nin yok. Bunların içerisinde yüzde 44’ü önümüzdeki 24 ay içinde oluşturacaklarını söylüyor.
Öncelikle bu % 50 dediğimiz rakam, yurt dışı rakamlarına göre çok düşük ve IDC’nin yapmış olduğu araştırmaya göre de Türkiye’yi mobil stratejisi gelişmişlik endeksinde oldukça alt sıralarda olduğunu gösteriyor.
Ama düşünün, ülkemizde cep telefonları bir yandan yoğun bir şekilde çalışanlar tarafından iş yerine getiriliyor, tabletleri iş yerleri vermeyi tercih ediyor çünkü çalışanlar tabletlerini iş amaçlı kullanmayı sevmiyorlar ama bütün her şeyin mobil strateji olması lâzım. Yüzde 50 mobil strateji dediğimizde dijital transformasyon önemli bir şekilde yol kat etmiyor demek manasına geliyor.
Bunun için şirketlerin bir an önce mobil stratejilerini oluşturmaları gerekiyor ve mobil stratejide başlarken öncelikle şirketlerin kendi içlerindeki mobil stratejilerini, dijital transformasyonlarını yapmaları lâzım. Yani, hâlâ siz bir insan kaynaklarında izin alırken bunu kâğıt ile yapıyorsanız gibi yöntemleri kullanılmıyor olmaması lazım, “iç”ten bunu kastediyorum.
turk-internet.com : Mobil strateji’yi yine de biraz daha açalım mı? Neyi kastediyoruz?
Tansu Yeğen : Kesinlikle! Mobil strateji, avuç içi taşıdığımız tablet veya cep telefonlarından, içerideki süreçlere erişebildiğimiz gibi, aynı zamanda müşterilerimizin de bu cihazlar aracılığı ile bizim satmış olduğumuz ürünlere ve servislere ulaşmamızı sağlamamızdan bahsediyoruz.
Mesela, dünyanın şirketlerine baktığınızda ilk % 9’unun ortalama 21 tane mobil aplikasyonu var. İş yapış şekli; çok yoğun bir şekilde değişti. Eski iş yapış tarzı ile bundan sonra başarılı olmak mümkün değil. Twitter’da yer almanız lâzım, Facebook’ta yer almanız lâzım, Instgram’da yer almanız lâzım, sosyal medya stratejilerinizi çok iyi bir şekilde belirlemeniz lâzım.
Neticede baktığımızda şöyle bir tablo çıkıyor: Yurt dışındaki şirketler CDO ya da Chief Dijital Officer kavramını şirketlerin içine koymuş durumdalar. Çünkü bu kişi bütün yönetim ekibinin tam ortasında yer alıp CEO’nun dijital transformasyon ve aynı zamanda mobil transformasyon mobil stratejilerini destekleyecek şekilde çalışıyor. Tüm bu sosyal medya konusuna da çok hakim bir şekilde ama iletişimi de aynı zamanda çok kuvvetli bir şekilde çalışıyor. Bu kişi sadece mobil stratejileri yapmakla kalmıyor, aynı zamanda müşteri memnuniyetini arttıran –özellikle sosyal ortamlar aracılığı ile– çalışmalarda da bizzat dahil oluyor.
turk-internet.com : Peki yine sizi başka bir etkinlikte de dinledim. Orada bu Chief Digital Officer için ülkemizdeki durumu özetlediniz. Burada da söyler misiniz onu? Türk şirketlerinde var mı Chief Digital Oficer?
Tansu Yeğen : O etkinlik aslında çok enteresan oldu. Bu etkinlik esnasında bir bankamızın genel müdürü hemen bir Chief Digital Officer ataması yaptı.
turk-internet.com : Hangisi bu söyleyebiliriz?
Tansu Yeğen : Söyleyebiliriz, Denizbank, sayın Hakan Ateş’in yapmış olduğu bir atamaydı bu. Sahiden de çok hoş bir enstantane idi. Daha sonra ben, – tabii daha önce oldukça hazırlandım buna- ülkemizde “Chief Digital Officer” ünvanı şirketlerde ne kadar var diye yaptığım aramada; açıkçası sadece 1 kişiyi gördüm
Gene sizinle birlikte olduğumuz IDC toplantısında hatırlıyorsunuz, CIO’lara sordum “şirketin mobil stratejisi kimde?” diye, çok farklı cevaplar aldık ve daha sonra sizin bilmediğiniz taraf da ben dışarıda bazı CEO arkadaşlar ile görüştüm hepsi bana, “Tansu Bey çok haklıydınız bu konuda gerçekten mobil stratejilerin şirkette yüzde 100 sahibi yok ve nerede kaldığı tam belli olmuyor, bu yöndeki uyarınız çok doğruydu” dedi.
Çok daha enteresan bir şey oldu Füsun Hanım, bu mesaj o kadar yerini buldu ki, özellikle çok yoğun bir şekilde Twitter kullanıyorum, oradan pek çok kişi bana erişip Türkiye’de bir CDO kulüp kurma teklifte bulunmaya başladılar, belirli insan kaynakları şirketleri, belirli dergiler. Tahminimce bu konuda biz geçen hafta sizlerin de büyük desteği ile gerekli uyarıları…
turk-internet.com : Bu Chief Digital Officer’in önemli olduğunu söylüyorsunuz. Peki, bu konuda bir şey yapacak mısınız gerçekten?
Tansu Yeğen : Evet, bu konuda gerçekten şimdiden çok yoğun çalışmalara başladık çünkü Chief Digital Officer kavramı birçok yönetici tarafından bir ihtiyaç olarak tespit edildi. Açıkçası şuna çok seviniyorum; böyle bir ihtiyacın olduğunu biz meydana koymuş olduk. Aynı ilk bilgisayarın 1980’ler başında çıktığında ya bizim buna ihtiyacımız daha önce hiç yoktu ama artık vazgeçilmez hale geldi. Gerçekten çok büyüyen veriler. Sosyal medyadaki inanılmaz gelişim ve bütün iş yapmadaki gelişim bir Chief Officer pozisyonunu tamamen gerektiriyor.
Bu sosyal medya ile biliyorsunuz infografik diye bir kavram girdi hayatımıza. Bugün ilk infografik şekilde hazırlanmış özgeçmiş bana ulaştı. Çok da hoşuma gitti. Adaya ekstra ekstra baktım. Yani sosyal medyanın iş yapış süreçlerindeki etkisinin çok iyi bilinmesi lâzım.
Eskiden pazarlamacılar ne yapıyordu? Tamamen talep yaratıyorlardı ve müşteriyi çekmeye çalışıyorlardı. Artık sosyal medya aracılığı ile müşterilere erişmek, onları sadık hale getirmek ve bunu da paraya çevirmek çok önemli. Hep biz sadakat diye konuştuk, sadakat iyi de, aynı zamanda siz bunu şirketiniz için nasıl ciroya çevireceksiniz sorusu da genelde eksik taraf olarak kalıyordu.
Artık inanılmaz bir sosyal medya var ve biz bunların hepsine açıkçası “tüketicileştirme” diyoruz. Artık tüketiciler o kadar yüksek teknolojiler kıllanıyor ki, hatta CIO’ların geçmişine baktığımızda, CIO’lar daha önce tamamen içeride çalışanlara destek veriyorlardı. Sonra dışarı doğru yönelmeye başladılar. Şimdi ise gerçekten anlamakta zorlandığımız, o yüzden çok daha fazla çalışmamız gereken bir yaş grubu ile konuşmaya çalışıyoruz.
Yeni müşterimiz vaktini telefonda geçiren, –yaklaşık çok yeni bir haber, Amerika’da yüzde 58 kişi 1 saat telefonundan uzakta duramıyormuş– kişiler. Eminim ülkemizde bu rakam daha yüksek de olabilir- Böyle bir müşteri; düzenli olaraktan fiyatları karşılaştıran bir müşteri ve kesinlikle satın aldığı malın değerini sorgulayan, “bundan nasıl bir değer alıyorum?”u sorgulayan bir müşteri. Aynı zamanda Twitter’da, Facebook’ta, Instegram’da, belki adını daha sayamadığımız birçok sosyal medya ortamında ürününüz hakkında yorumda bulunmaya hazır ya da gelen yorumlar neticesinde ürününüzü satın alan bir müşteri kitlesi ile karşı karşıyayız.
turk-internet.com : Tansu Bey, şimdi tam burada da tabii aklımıza devlet geliyor. Devlet nasıl bakıyor bu işe? Mobil transformasyona, dijital stratejiye?
Tansu Yeğen : Bence devletimizin bu konu ile ilgili önemli stratejileri ve önemli duyuruları var. Beni en çok üzen, en son yapılan duyurulardan bir tanesi “biz AR-GE destekleri vermek istiyoruz, özellikle bütün teknolojik konularda, bunlar genelde hep mobil teknolojiler ama bunu alacak şirket bulamıyoruz” şeklinde. Bir taraftan da ülkemizde çok ciddi şekilde startup kuruluyor, yeni mobil teknolojiler kuruluyor. Bu arkadaşlara da sorduğumuzda, bunlar bu desteği nasıl alabileceklerini bilmiyorlar.
Bence aradaki bağlantıyı çok iyi kurmamız lâzım. Yoksa devletimiz belli destekleri vermeye hazır. Tabii ki e- devlet konusundaki yapılan geliştirmelerin de bir an önce mobil ortama çok tamamen taşınmış olması gerekiyor. Yani, bizim her şeye sadece web’ten değil, tamamen akıllı cep telefonları ile yapabiliyor olmamız lâzım çünkü 2.9 civarında milyar adet cep telefonu çok hızlıca 6-7 milyar adetlere doğru gidiyor şu anda.

Kaynak : 