Turkcell’in Türk hükümetinin erişim engelleme kararlarına uyması, TeliaSonera tarafından “35 milyon müşterisinin internet erişimini düzenli olarak engelleyerek, hükümetin sansür aracına dönüştü” sözleriyle eleştirildi [1]. TeliaSonera “ifade özgürlüğü” ve “kişisel mahremiyet” konularında Turkcell yönetimi ile aktif diyalog içinde olduklarını söylüyor. 27 eylülde yayınlanan bir raporda konuyla ilgili bilgiler –detaylarına girilmeden– aktarılıyor.
Buna karşılık, TeliaSonera çok ciddi gördükleri bu sorun konusunda Turkcell yönetiminde söz hakları olmadığı için müdahelede bulunamadıklarını ve en büyük hissedar oldukları halde, yönetim kurulundan dışlandıklarını belirtiyor. Bloomberg’de yer alan haberde, “TeliaSonera’nın verdiği bilgiye göre, TeliaSonera adına yönetim kurulunda yer alan Jan Erik Rudberg ve Erik Belfrage İsveçli. Sadece Rudberg 2003’e kadar TeliaSonera’da çalışmış ama sonra ayrılmış” şeklinde bir not var ama biz Turkcell’i yakından takip ederiz. Dönüp 2013 tarihli haberimize baktığımızda, bu isimlerin bizzat TeliaSonera tarafından SPK’ya önerildiği bilgisine ulaşıyoruz [2].
Dolayısıyla TeliaSonera böyle bir ifade kullanmış ise hayli şaşırtıcı.
Diğer yandan Telia’nın sansür iddialarına karşın Turkcell yönetimi, diğer operatörler gibi yasal zorunluluklar nedeniyle bu kararları uyguladığını, ama her zaman insan haklarının ve demokrasinin yanında olduklarını söyleyerek cevap veriyor.
TeliaSonera’nın sansür açıklamasının arkasında, Uluslararası Af Örgütü’nden aldığı eleştiriler yatıyor. Özbekistan’daki rüşvet hikayesi bir yana, Af Örgütü, sadece Türkiye değil, Turkcell’in Belarus kolu için de, ifade özgürlüğü eleştirisi yapıyor. Şirketin bu konuda bir el kitabı bulunuyor [3]. Ancak Bloomberg haberinden anladığımız kadarıyla, TeliaSonera batı dünyasındaki eleştirilere cevap vermek uğruna, bir zamanlar kendisinin atadığı yönetim kurulu üyelerini bile şimdi reddediyor durumunda.
Bloomberg muhabirinin haberde ilginç bir başka anektodu daha var. Şöyle ki; muhabir, Kürt milletvekillerinin 4 Kasım’da tutuklanmasının ardından engellenen sosyal medyaya VPN ile girmeye çalıştığında, internetinin tamamen kapatıldığını iddia ediyor. Muhabir Turkcell teknik desteği aradığında, cep telefonundan VPN’i tamamen silmesi istenmiş. Ancak ondan sonra internet yeniden bağlanabilmiş.
Ülkemizde hukuk olarak yapıldığı belirtilen ama hukuka aykırı olduğunu –örneğin sitelere öncesinde ya da sonrasında bilgi ve hatta savunma hakkı verilmeden engelleme yapılıyor olduğu için– düşündüğümüz erişim engelleme kararları herkesi rahatsız ediyor. Ancak yukarıdaki uygulamaya dair bir başka şikayet duymadık. Yani VPN kullanıyor diye birisinin internetinin kapatıldığını ve ancak telefon edilince ve VPN silinince internetin açıldığını gösteren herhangi başka bir şikayet yok. Dolayısıyla Bloomberg’in haberi içinde anlayamadığımız bir kaç ilginç ayrıntı var.
[1] Sweden’s Telia Has Another Problem at Turkcell: Free Speech
[2] Turkcell Yönetim Kurulu’na, TeliaSonera’nın Önerdiği 2 İsim Seçildi
[3] Telecommunications Industry Dialogue on Freedom of Expression and Privacy Guiding Principles ve FREEDOM OF EXPRESSION



Kaynak : 