ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin kuantum teknolojilerinde Çin’e karşı liderliğini korumasını hedefleyen iki yeni başkanlık kararnamesi (Executive Order) imzaladı. Kararnameler, 2028 yılına kadar bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek güçlü bir kuantum bilgisayarın geliştirilmesini ve federal sistemlerin kuantum sonrası şifreleme (Post-Quantum Cryptography – PQC) teknolojilerine geçişinin hızlandırılmasını öngörüyor. Ancak dikkat çeken nokta, Beyaz Saray’ın yeni bir bütçe açıklamaması oldu.
İlk kararname, ABD Enerji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, istihbarat topluluğu, üniversiteler ve özel sektör arasında koordineli bir çalışma başlatıyor. Hedef, 2028 yılına kadar bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek seviyede bir kuantum bilgisayar geliştirmek. Aynı kararname Pentagon’a da kuantum sensörleri ve kuantum ağları konusunda beş yıllık uygulama planları hazırlama görevi veriyor.
İkinci kararname ise daha çok güvenlik boyutuna odaklanıyor. Beyaz Saray, gelecekte kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini kırabileceği uyarısında bulunarak federal kurumların kuantum sonrası kriptografi sistemlerine geçiş sürecini hızlandırmasını istedi. Pilot uygulamaların 2027 sonuna kadar başlaması, kritik sistemlerin ise 2030-2031 döneminde yeni şifreleme altyapılarına taşınması planlanıyor.
Kararnameler aynı zamanda kuantum teknolojilerinin yalnızca bilişim değil, navigasyon, askeri algılama, yer altı yapı tespiti, haberleşme ve savunma alanlarında da kullanılmasını hedefliyor. Pentagon’un GPS bulunmayan ortamlarda çalışabilecek kuantum sensörleri geliştirmesi ve uzay tabanlı algılama sistemleri oluşturması isteniyor.
Ancak teknoloji çevrelerinde asıl tartışma hedeflerin kendisinden çok finansman konusunda yaşanıyor. Kararnameler iddialı bir takvim ortaya koymasına rağmen yeni bir federal bütçe tahsisi içermiyor. Beyaz Saray, daha önce açıklanan yaklaşık 2 milyar dolarlık kuantum destek programına ve mevcut kurum bütçelerine dayanmayı planlıyor. Bu nedenle bazı uzmanlar kararnameleri “yeni para olmadan verilen yeni hedefler” olarak değerlendiriyor.
Zamanlama da dikkat çekici. Trump yönetimi son aylarda yapay zekâ, yarı iletkenler, veri merkezleri ve enerji altyapısı konularını ulusal güvenlik öncelikleri arasına almıştı. Kuantum teknolojileri de artık aynı kategoriye yükseltilmiş görünüyor. Beyaz Saray’ın açıklamalarında Çin ile rekabet vurgusu açık şekilde yer alırken, kuantum teknolojilerinin ABD’nin ekonomik ve askeri üstünlüğü açısından kritik olduğu belirtiliyor.
ABD, Kuantumu Laboratuvardan Çıkarmak İstiyor
Kararnamelerin teknik ayrıntılarından daha önemli olan nokta, Washington’un kuantum bilgisayarı artık uzun vadeli bir araştırma projesi olarak değil, ulusal güvenlik ve ekonomik rekabet aracı olarak görmeye başlaması. Son yıllarda IBM, Google, Microsoft, IonQ ve diğer kuantum girişimleri önemli ilerlemeler kaydetse de sektör hâlâ büyük ölçüde deneysel aşamada bulunuyor.
Trump’ın 2028 hedefi, birçok şirketin kendi yol haritalarından bile daha agresif bir takvim anlamına geliyor. Örneğin bazı sektör oyuncuları tam hata düzeltmeli (fault-tolerant) kuantum sistemlerin ancak on yılın sonuna doğru ortaya çıkabileceğini öngörüyor. Bu nedenle kararnameler teknik bir programdan çok siyasi bir mesaj olarak da okunabilir: ABD, yapay zekâ yarışından sonra şimdi de kuantum yarışında liderliği kaybetmek istemiyor.
Fakat ortada cevaplanmamış önemli bir soru var. Yapay zekâ yarışında olduğu gibi, yalnızca hedef koymak yeterli olacak mı? Yoksa Çin’in devlet destekli dev yatırımları karşısında ABD’nin kuantum stratejisinin daha büyük bütçelere ihtiyacı mı olacak? Önümüzdeki birkaç yıl bu sorunun cevabını verecek.



Kaynak : 