Türk Telekom hisselerinin devrinin üzerinden 1 aya yakın bir zaman geçtiği halde geçen süre içinde gerek insan kaynakları ve gerekse organizasyon yapısı ile ilgili olarak ortaya henüz somut bir şeylerin konulamadığı görülmektedir.
50.000 personeli olan Türk Telekom’da hem organizasyon yapısını ele alıp aksayan yönleri tespit etmek, hem de 20.000 civarındaki nakle tabi personeli seçerek kimin Şirkette kalacağına, kimin naklen başka kurum ve kuruluşlarına gönderileceğine karar vermek kolay bir iş değildir. Hele ilk defa Türkiye�de en büyük özelleşmeyi yapan yabancı bir Şirketin Türkiye�yi, Türk Telekom�u ve Türk Telekom çalışanlarını çok kısa süre içinde analiz edip hemen icraatlara başlamasını beklemek bu işi yapacak olan yöneticilere haksızlık etmek olur.
Bu nedenle nakle tabi personel arasında yer alıp, gelecekte TT’da kalmayı düşünen, bilgisine ve performansına güvenen personelin vergi dilimi ve benzer konular dolayısıyla zaman baskısı karşısında endişeye kapılmaları gayet doğal bir davranıştı.
Bunları daha önce de dile getirdik. Ancak, Elektronik Haberleşme Yasasına nakillerle ilgili geçici bir madde eklenmesi suretiyle bu zaman baskısının önüne geçilmesi konusunda adım atılması dolayısıyla gerek Türk Telekom’un yeni yönetimini ve gerekse de bunun farkına varan Hükümeti tebrik etmek gerektiğine inanıyorum. Aksi halde yıllarını Türk Telekom’a vermiş, yetişmiş, bilgili, performansına güvenen, ancak; yeni yönetimin İnsan Kaynakları politikası açıklanmadığı için haklı sebeplerle ‘Nakil hakkımı kaybederim veya yüksek vergi dilimi ile nakledilirim’ endişesini taşıyan personelin bahse konu Yasaya eklenecek geçici maddenin kanunlaşması ile Türk Telekom’dan gitme konusundaki kararını zaman baskısı altında kalmadan karar verebilecekleri bir ortam oluşacaktı.
Şayet bahse konu düzenleme gerçekleşirse (ki gerçekleşeceği konusunda inancım artmıştır) Türk Telekom’da nakle tabi olan personelden bilgisine, performansına güvenen, çalışkan ve dürüst personelin önüne çok önemli ve hatta tarihi denilebilecek bir fırsat çıkmış olacaktır. Bu gelişmeler sonucunda işaret edilen personelin artık şapkasını önüne koyup 16 Ocak 2006 tarihinde dilekçe vererek başka kuruluşlara gitme yönündeki isteklerini çok ciddi bir şekilde gözden geçirmeleri gerekecektir. Ya çok acele edip iki gün önce ‘TT’da Nakle Tabi Personel Ne Yapıyor Analizi 1-2’ başlıklı yazılarımda sözünü ettiğim gibi sabırsızlık gösterip hemen dilekçe vererek başka kurum ve kuruluşlara nakillerini isteyecek ve orada Türk Telekom’da kaldığı sürece anlam ifade edecek bilgilerini kullanamayıp, ikinci sınıf görülen birer bankamatik memuru olacaklar veya bekleyip Türk Telekom’un yeni yönetiminin İnsan Kaynakları politikasını görüp beğenerek Şirkette kalmayı yeğleyeceklerdir.
Elbette, Şirketin insan kaynakları politikasını mutlaka beğeneceklerini peşinen söylemek mümkün değildir ve Şirketin insan kaynakları politikasını beğenmemeleri halinde yine nakil isteyebileceklerdir. Bu süreci sabırla beklemeleri halinde kayda değer bir kayıplarının olmayacağı tartışmasızdır.
Bu aşamada Türk Telekom’da kalmayı düşünen, bilgisine, deneyimine, performansına güvenen ve kısacası ‘Özelleşen Türk Telekom’da ben de varım’ diyebilecek insanların yarından itibaren yapmaları gereken önemli işler vardır ve bu işler için hemen kollarını sıvamaları gerekir. Bilindiği üzere Şirket personelinin özelleştirme süreci boyunca önemli ölçüde işten soğuduğu, kaygılı bir bekleme dönemine girdiği, verimlerinin düştüğü dikkate alınarak özellikle yönetici konumdaki personelin Şirkette kalmayı düşünen ve kalacak olan personele yaklaşarak onları yeniden canlandırmaları, motive etmeleri ve gitmesine kesin gözüyle baktıkları personelin işlerini kalanlara öğretmeli, iş planlarını hazırlayarak Şirketin yeni yönetimine bunları sunacak şekilde hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bu konuda bazı engellemelerle karşılaşabilecekleri bir gerçektir. Önemli olan bu engelleri aşabilecek iradeyi göstermektir.
Bu arada, geçmişte başarılı ve verimli olmamış, kendini geliştirmemiş, bilgisi yetersiz olduğu halde Şirket içinde ahbap çavuş ilişkileri veya bazı çevrelerin uygun olmayan destekleri ile ayakta kalmış, hatta hak etmedikleri makamlara gelmiş bazı personelin bulunduğu, bunların naklen gidişle ilgili sürenin uzatılması sonucu Şirkette kalmayı ve geçmişte Şirkete yararlı olmayan yönetimlerini sürdürmeyi amaçlayabilecekleri gözden kaçırılmamalıdır.
Bu kişilerin önemli bir bölümünün kendilerine güveni olmadığı, bu nedenle önemli bir bölümünün 16 Ocak 2006 tarihinde naklen başka kuruluşlara gitmek için dilekçe verecekleri düşünülmekle birlikte, bunların bir kısmının Şirkette bir süreliğine daha kalmak suretiyle Şirkette kalmayı düşünen gerçekten değerli personelin motivasyonunu olumsuz etkileyecek olanlarda vardır. Bunların Ocak.2007’yer kadar yine hak etmedikleri yönetim kademelerinde bulunmaları ve çalışan, çalışmak isteyenlere ayak bağı olmaları onları son derece olumsuz etkileyecektir.
Geçmişte, bilgisinden, başarısından ve çalışmasından çok, arkasını dayadığı siyasi çevrelerin veya başka faktörlerin etkisiyle üst makamlara gelmiş İl Yöneticisi, Yardımcısı olmuş, Müdür olmuş, ancak hiçbir zaman işgal etmiş oldukları makamları hak etmemiş olanların Ocak.2006’dan sonra bulundukları makamda kalmaları Şirkette kalmayı ciddi şekilde düşünen personel için ciddi tereddütlere neden olacaktır.
Bu nedenle, yeni Türk Telekom yönetiminin 15 Ocak.2006 tarihinden önce işaret edilen özellikteki yöneticilerin Şirketten ayrılmamaları halinde ertesi yılın 15 Ocak tarihine kadar yaşanacak bir yıllık süreçte Şirkete olumlu katkı sağlamayacak yönetimlerini sürdürmemeleri için çok kısa sürede gerek Genel Müdürlükte ve gerekse taşrada gerçekten personelin güvenebileceği, dürüst, çalışkan, kendisini geliştirmiş, ileriki dönemde Şirkete katkı sağlayacak kişilerden çok az sayıda Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve İl Yöneticisi veya benzer pozisyonlarındaki unvanlarda görevlendirme yapması, onlardan çalışabilecekleri kadrolar oluşturmalarını talep etmesi, ancak, oluşturulan bu kadrolar içinde istenilen performansı ortaya koyamayacak olanların aynı süratle yetkilerinin kısılacağı mesajının verildiği bir oluşum içine girilmesinde yarar görülmektedir. Elbette bunun çok kolay ve basit olmadığı bilinmekle birlikte gecikmelerin gelecekte Şirkete zarar verebileceği göz ardı edilmemelidir.
Tüm olumsuzluklara rağmen, nakil hakkı bulunmakla birlikte Şirkette kalmak isteyen, gelecekte Şirkete katkı sağlayacağına inan, bilgisine performansına güvenen, özel sektörün kendine özgü kuralları olduğunu ve bu kuralların başında müşteri memnuniyeti olduğunun bilincinde olan vizyon ve misyon sahibi personelin ise yaşanacak olumsuzluklardan etkilenmemesi, morallerini yüksek tutmaları, kısa vadede geçmişte başarılı olamamış insanların kendilerini engellemek için gösterecekleri çabalar karşısında yılgınlık göstermemeleri gerektiğini kendilerine hatırlatmak isterim.
Hükümlü ya da özürlü okuyucularımdan gelen sorular var. Kendilerine tek tek cevap vermek yerine, toplu cevap olması açısından yarın bir başka yazı yayınlayacağım. Bu arada her soruya cevap verebileceğimi garantilememekle birlikte, soru sormak isteyenler bana
[email protected] adresinden ualaşabilirsiniz.



Kaynak : 