Yazının ilk bölümünü TT Tip 1 Sözleşmesinin Düşündürdükleri – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Şirketin çalışanın muvafakati olmadan çalışmakta olduğu yerleşim yerini kalıcı olarak değiştirmeyeceğini belirtiyor.
Bunu uygulamak mümkün olamayabilir. Aklıma şöyle bir örnek geliyor; mesela öyle ilçeler vardır ki 1 veya 2 personel çalışmaktadır. Ama öyle bir zaman gelir ve diğer personelin istifa, emeklilik gibi bir nedenle oradan ayrılması gerekebilir ya da o ilçede kalan bir veya iki kişi de o ilçede kalmakla şirkete önemli bir katkı sağlamayabilir. Yani işyerinin kapanması daha akıllıca olabilir. Kısacası tek kişinin tek başına direk dikmesi, arıza çözmesinin mümkün olmadığı hallerde, tek kişi kalanı sırf bu nedenle o işyerinde tutmak mümkün olmayabilir. Bu durumda her ne kadar ilgilinin rızası olmadan görev yerinin değiştirilmeyeceği taahhüt edilse de, çalışanın kendisinin de, mağdur edilmeyeceği çözümleri kabul etmesinin gerektiğini düşünüyorum.
Bir diğer konu geçici görevlendirme. Şirket geçmişte kamu kurumu niteliğinde iken de personelini gerektiğinde başka yerlerde geçici olarak görevlendirmekte idi. Bu bir ihtiyacın gereğidir. Burada sorun olan geçici görevlendirmenin süresi ve usulüdür. Şayet bu görevlendirme keyfiyete kaçmayacaksa neden olmasın.
Elbette geçici görevlendirdiği personele harcırahını da ödeyecektir. Ancak, bunun ölçüsü ve süresi ne olmalıdır?
Kısaca hatırlatalım; kamu şirketi iken, Türk Telekom içinde, 6 aydan fazla görevlendirmeler, geçici görevlendirmenin sınırı dışına çıkar ve 6 aydan sonra harcırah verilmezdi. Eğer bir kişinin, 6 aydan fazla kaldığı durumlar olursa, kişi bir süre merkeze çağrılır ve tekrar gönderilirdi, “mağdur olmasın harcırahını alsın” denilirdi. Diğer yandan, geçici görevle başka yere gönderilen personele diğer kamu kuruluşlarındaki harcırahların, iki katı harcırah ödendiği gibi, bu kişilerin mümkün olması halinde en az 2-3 yıldızlı otellerdeki kahvaltı dahil konaklama ücretleri de Şirket tarafından ödenirdi.
Tabi ki Türk Telekom özelleştiği için, bu durumda bir değişiklik olacak ama dediğimiz gibi personel “geçici görevlendirme” başlığında “süre” ve “harcırah” konularındaki detayla da yakından ilgileniyor. Şu anda yürürlükte olan Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği vb. de değişikliğe uğrayacak olmasına rağmen bu gün geçici görevle gönderilenlere ödenen harcırahların aynı kalacağını düşünüyorum.
Türk Telekom artık özel bir şirket olarak, esas ve yönetmeliklerde, kendi gerekli gördüğü değişiklikleri yapacaktır. Örneğin; bundan böyle Kamu personeli için düzenlenen sicil raporlarına ihtiyaç olmayacaktır. Ama muhtemelen bunun yerine, özel şirketlerin insan kaynakları departmanlarının yıl sonunda istediği “performans değerlendirme” raporları olacaktır.
Ücretin net olarak ödeneceği açıklanmıştır. Bunda maaş çıkarma ve benzer bazı teknik avantajlar olmakla birlikte, asıl önemi çalışanların maaşlarında yılın son aylarına yaklaşırken, düşme olmayışı olmamasıdır.
Bunu şöyle açıklayalım; brüt maaş ödendiği zaman, yılın ilk aylarında vergi diliminden dolayı, kesinti az ve maaş daha yüksek olurken, yılın sonuna yaklaşırken 1 ya da 2 vergi dilimi atlandığı için, kesinti artmakta, maaş düşmektedir. Oysa net maaş uygulamasında, personelin 1 yıllık brüt maaşı, vergi oranları dikkate alınarak net maaşa çevrilecek ve 12 aya bölünerek personelin her ay aynı net ücreti alması sağlanacaktır.
Dengeli bir gelir temin etmesi bakımından olumlu ama şu da düşünülebilir; bu tür bir hesaplama, vergilerin çalışanlardan önceden kesilmesi ve şirket tarafından finansman amacıyla kullanılması anlamına geliyor. Çalışan sayısının da çok olduğu dikkate alınırsa, önemli bir finans kaynağı olabileceği de düşünülebilir.
Ama, bir yandan da Türk Telekom’un bu sözleşmeyle, emekliliğe az bir zamanı kalanlara dahi iş mevzuatına göre kıdem tazminatı ödemeyi göze aldığı dikkate alınırsa, yeni yönetimin çalışanları açısından paraya yönelik hesap içinde olmadığı düşünülebilir. Elbette farklı düşünenler olacaktır. Bu onların düşüncesidir ve saygı duymak gerekir.
Bir başka konu; çalışanların, tecrübesine uygun olarak mesleki eğitim amaçlı olarak yapılacak eğitimleri kabul edeceği, bunların esas olarak mesai saatlerinde yapılacağı, mesai saatleri dışında yapılması halinde olması halinde de fazla mesai ücreti talep edilemeyeceği konusu ki, özellikle altı çiziliyor.
Bu Şirket için kalifiye elemana sahip olmak için katlanılan bir bedel olmakla birlikte, çalışanının da bilgi ve tecrübesini arttırarak kalifiye eleman olması dolayısıyla iş güvencesini daha garantiye almasını da sağlayacaktır. Tatil konusunu gündeme getireceklere bir notum var; bu gün başta bankalar olmak üzere bir çok özel kuruluşun, bu tür eğitimler ile şirketin geleceğine ilişkin taşra yöneticileriyle yapılan toplantıları hafta sonu tatillerine denk getirdiği unutulmamalıdır.
Maddenin diğer fıkralarında ise askere giden personelin durumuna ilişkin açıklamaların ardından 2000 yılında hazırlanan ve halen yürürlükte olan İş Mevzuatına Tabi Personele İlişkin Esaslar ile daha önceki düzenlemelerin bu sözleşmenin eki olduğunu ve tarafların İş Kanununun ilgili hükümlerinin geçerli olacağına işaret ediliyor.
Bu maddeyle ilgili başka bir husus ise, hizmet süresi 21-25 yıl arasında olup, 5 yıldan daha kısa bir süre içinde emeklilik hakkını elde edecek olanların endişelerini dile getirdikleri görülmektedir. Bu düşüncede olanlara göre; Şirket bu tür personeli 6 ay 1 veya en çok 2 yıl çalıştırdıktan sonra İş Kanunun 25.maddesine göre; “Kardeşim sen emekliliğini doldurdun, benim sana ihtiyacım kalmadı” diyerek her tülü yasal hakkını ödedikten sonra onları emekliye ayıracağı ve verilen güvence süresinin geri kalan süresi herhangi bir ödeme yapmayacağı” şeklinde özetlenen endişelerdir.
Bu endişeler haksız mıdır ? Kanımca biraz fazla abartılmış bir endişedir. İş Kanunun 25.maddesinde sayılan hallerde bu olmadığı gibi sözleşmede sözleşmenin çalışanın kusuru dışındaki haller hariç sözleşmeyi feshetmemeyi, feshettiği takdirde kalan süreye ait ücretleri ödeyeceğini taahhüt ettiği dikkate alındığında bu endişelerin yersiz olduğunu düşünüyorum.
Peki ama, durum böyleyse, Türk Telekom’da özelleşmeden önce SSK’ya tabi personelin iş akitleri yaşlılık aylığı bağlanmayı hak ettikleri gün neden feshedildiği düşünülebilir. Bu düşüncelere verilecek cevap; iş akdi feshedilenlerin eğitim düzeyleri ile o günkü koşullarıdır ki, geçmişte Andersen firmasının konuyla ilgili Personel Dönüşüm Raporuna bakmaları durumunda görülebilir.
Yazının son bölümünü TT Tip 1 Sözleşmesinin Düşündürdükleri – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 