Röportajın ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : Bu kampanyanın içinde yer alacak markalar açısından değerlendirirseniz, ne düşünüyorsunuz ?
Nuri Ödemiş : Markalar bu kampanya ile bir bakıma güvenilirliklerini tehlikeye atıyorlar.
Bu noktada kritik olan bu PC’lerin taşıdığı kısıtlı özelliğin tüketicinin gözünde markaya mal edilecek olmasıdır. Bu ‘kusur’ hiç bir biçimde bu kampanyayı oluşturan ve destekleyen uluslararası markalara ve firmalara yazılmayacak. Bu ürünleri marka isimleri ile piyasaya veren yerli PC üreticilerine yazılacak. Umarız markalar bu riski hesaplıyor ve dikkate alıyorlardır.
turk-internet.com : Bu kampanya, bugüne kadar, sadece “gelişmekte olan” diye tarif edilen ülkelerden bazılarında mesela Hindistan, Malezya, Şili de uygulanmış. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ?
Nuri Ödemiş : Gelişmekte olan ülkelerin kamu yönetimleri, çok fazla hesaplamadan bu kampanyalara girişiyorlar.
Aynı zamanda bu kampanyayı hazırlayanlar da bu ülkelerdeki tüketicinin az bilinçli olma halinin bu kampanyalar için bir avantaj oluşturduğunun farkındalar.
Mesela Almanya, Fransa, Amerika veya herhangi bir başka gelişmiş ülkeye kimse böyle sorunlu ve kullanıcaları kısa zamanda mağdur edecek bir kampanyayı önermeye cesaret edemez.
Bu ancak bizim gibi kamu yönetiminin uzun vadeli planlama ve öngörü yeteneğinin ya hiç olmadığı ya da sınırlı olduğu ülkelerde olabilir.. Baktığımızda da böyle olduğunu görüyoruz zaten.
turk-internet.com : Son dönem ihalelerde, devleti kullanarak büyük çaplı son tüketiciye ulaşan projeler yapılıyor. Biz bunu 3.nesil ihaleler olarak adlandırıyoruz. Siz, devleti kullanarak MEB tarafından öğretmen ve öğrencilere, TT tarafından ADSL kullanıcılarına ve yakında Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık personeli ve doktorlara satış yapmaya yönelik bu tür ihaleler hakkında genel olarak ne düşünüyorsunuz?
Nuri Ödemiş : Bu tür ihalelerin sorunlu olduğu daha ihalelerin başlangıç aşamasında dile getiriliyor zaten. Örneğin Öğretmenlere Notebook ihalesi, epey sorun yaşandı biliyorsunuz. Geri ödemeler vb. Ofis paketlerinin verilmesi konusunda ise sorun hala devam ediyor.
Sonunda bu kampanyaları önerenler kamu yararı gözeten korumlar değil, kar etmeyi amaçlayan kapitalist işletmeler.
Böyle olunca sonunda ortaya çıkacak karla ilgilenmenin dışında pek az diğer yönleri ile ilgileniyorlar.
Ülkemizde bu işletmelerin kar etmesi mantığına teslim eden çok sayıda kamu yöneticisi ve bürokrat bulmak mümkün olunca, Türkiye bu türden garip ihaleler cenneti olup çıkıyor.
Bütün bunları denetleyen bir mekanizma, sektör örgütlerini işin içine katan bir çalışma olmayınca da yapanın yanına kar kalıyor.
turk-internet.com : Son olarak bu konu dışında da olabilecek bir sorum var. Devletin yerel PC üreticilerine yaklaşımlarını anlatır mısınız? Bu konuda sizce devlet neler yapmalı?
Nuri Ödemiş : Devletin öncelikle tüm kamu alımlarında Kamu İhale Yasası’nın yerli malı avantajını kullanması gerekir.
Türkiye’de bilişimin desteklenmesi stratejik bir olgu olarak henüz görülmediği için, ve uluslararası şirketler daha güçlü lobi ve pazarlama işinin içinde olduklarından yerli üreticiler her zaman bir adım geriden geliyor.
Bir de siyasi kayırmacılık, yerli üreticiler arasında ayrım yapıyor. Kimin yakını iktidarda işe o şirket kamu ihalelerinin gözdesi haline geliyor. Bu saadet zinciririn kırılması gerekir.
AB’nin istediği değişikliklerin hızla yapılarak, uygulanması gerekir. Sektörün sesine dahafazla kulak veren bir işleyiş kamu yöneteminde egemen olmadıkça bunlardan yakınmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Kaynak : 