Bu yazının önceki bölümlerini;
- Türk Hacker’lar – 1
- Türk Hacker’lar – 2
- Türk Hacker’lar – 3
başlıkları altında okuyabilirsiniz.Arzu Hoca, üniversitedeki sınıfından pek çok öğrencinin vaktini hacker olmayı öğrenmeye ya da öğrendiklerini uygulamaya çalıştıklarını ve bu uğurda saatleri harcarken, sabahları okula yorgun, uykusuz geldiklerini anlatıyor.
Arzu Baloğlu’nun Hacker’larla ilgili izlenimleri ve düşünceleri şöyle;
- İlk intiba olarak anladığım, bu arkadaşlar konuyu sadece planlama, uygulama ve başarma olarak görüyorlar.
Evet, bu sürecin fonksiyonları yanlış değil. Hatta, bir şeyleri parçalayarak, çözme ve sonuca ulaşma açısından hiç de kötü değil. Fakat iş bu kadarla bitmiyor. Aslında belki de hırsızlık, soygun, cinayet planları da aynı süreç içinde ele alınmıyor mu? Bunları planlayan ve başarıyla uygulayanlar da çok zeki insanlar olabilir…
Hatta daha da ileriye götürüyorum sonuçta çok zor bir işi başarma gibi güzel bir netice var. Buraya kadar kritik etmiyorum bizler de örneğin Analiz-Tasarım derslerinde süreç yönetiminde bunları anlatıyoruz. Ancak yapılan işlerin tanımları, amaçları, sonuçları, faydaları, katkıları, alınan dersler çok daha önemli. Biz derslerde “Bu işe veya konuya ne değer kattın?” sorusunun cevabını sıkça soruyoruz. Kattığı değere göre puan alıyorlar çoğu zaman.
Yaptığımız işlerin ne olduğunu kime ne yarar veya zarar getireceğinin bilincinde iş yapmalıyız. Bunu öğrencilerimize derslerde, projelerinde öğretmeye ve teşvik etmeye çalışıyoruz. Önce kendin için, sonra toplum için ve diğerleri için ne yarar getirdin? Ürettikleri faydaların tanımını yapmalılar ve başlangıçta amaçlarını net tanımlamalılar. Hiç kimsenin boş bir iş yapacak kadar fazla zamanı yok. Öyle değil mi? Bir öğretim üyesi olarak bizler öğrencilerimize “hacker” lik veya başka bir konudaki işlerine başlarken, iyi tanım yapmaları, amaçlarını doğru ve net tespit etmeleri ve sonuçlarından ders almaları konusunda eğitim veriyoruz. Bu konuların üzerinde yoğun olarak duruyoruz. Bence bu hacker’ların yaptıkları işlerin sonuçlarının nereye geleceği konusunda bilinçlenmeye ihtiyaçları var. Bu konuda ikna etmemiz ve öğrencilikleri boyunca bu misyon üzerinde yönlendirmemiz gerekiyor. Eğer, bu işi yapanlar yukarıda tanımladığım sorulara ikna edici cevaplar veriyorlarsa bence mahsuru yok…
Bir e-iş projesi planlamadan farkı yok bence…..
Bunun dışında işin bir de bağlayıcı tarafı var. Meraktan ötütü saatlerce PC başında geçen, bu en güzel ve verimli zamanlar, aslında çalışmaya ve öğrenmeye ayrılacak vakitten yiyor. Halbuki biz öğretim üyeleri, sabahleyin karşımızda pırıl pırıl ve zihni açık öğrenciler bekliyoruz. Oysa ki, dün sabah saat 5’lere kadar “hack” yaptım diyen öğrenci ya derslere geç geliyor ya da derse hiç girmiyor. Girse de birşey anlamıyor zaten. Farkediyorum ki kendini kaptırıyor ve dersler de zayıflama başlıyor. Hatta sınıfta kalıyor fakat umursamıyor. Çünkü o iş eğlenceli geliyor ve vaktini bizim kurslara ayırmak istemiyor. Bu durumda aile baskısı, arkadaş ilgisizliği vs. ile psikolojisi bozuluyor, içine kapanık bir çocuk haline geliyor. Dersler de başarılı olmayınca maalesef çeşitli baskılar altındaki öğrencilerimizi kaybetme endişesiyle yüzyüze kalıyoruz. Bu da bizi üzüyor. Ailesini daha da çok üzüyor.
Özetle, bence daha ziyade küçük yaşlarda ve henüz bilinçlenmemiş bir ortamda yapıldığından ötürü ben “hacking” işlerine, hiç bir açıdan olumlu bakamıyorum ve azalması veya bilinçlendirilmesi konusunda şahsi gayret sarfediyorum.
turk-internet.com : Peki bu çocuklar aslında kendisini yetiştirme kabiliyetine sahip çocuklar. Bunlar yeteneklerini nasıl değerlendirsinler? Öğrenmeyi-kendini geliştirmeyi terk mi etsinler?
Doç.Dr.Arzu Baloğlu : Bence eğitim ile başa çıkabiliriz bu meseleyle. Kimse yaptığı işin ucunun nereye gideceğini düşünmeden bir işe kalkışmamalı. Sonra neticeden kendi de üzülebilir. Belki de istemediği sonuçlara gidecek. Öyle değil mi?
İmkansızlıklardan okuyamayanlar fakat kendini geliştirerek “hacking” ile ilgilenenlere gelince, burada devlete, IT firmalarına, eğitimli kişilere onları yönlendirmek düşüyr. Örneğin bildiğim kadarıyla “Microsoft” çocuklara eğitim adı altında bu tür bir projesi üretmişti. Ne kadar çalıştı bilmiyorum? Ayrıca TBD ev hanımları için ücretsiz internet kursları düzenledi. Bu etkinliklerde yönlendirmeler yapılabilir. Çocuklara “bu işi bırakın” diyelim diyemiyorum ama biz sonuçlarını anlatalım, onları düşünmeye yöneltelim, kendileri karar versinler.
Özetle, keşfetme yetenekleri varsa “nerede ve nasıl işe yarayacak” fikrini eğitimle yerleştirerek, daha mutlu sonuçlar almaya hedeflenerek yönlendirmek gerekecek.
Yarın dizimize, Güvenlik Şirketi sahibi Murat Lostar’ın düşünceleri ile devam edeceğiz. Türk Hacker’lar – 5



Kaynak : 