Türkiye Haber İş Sendikası’nın 20 ekim cumartesi günü Acıbadem’deki Türk Telekom Telekom Başmüdürlüğünde düzenlediği, Başkan Ali Akcan’ın konuşma yaptığı ve 1500 kadar kişinin katıldığı ifade edilen toplantısına katıldım. Bu toplantıdan bazı notlar aktarmak istiyorum.
20 yıldan bu yana grev yapılmaması nedeniyle Türk Telekom personelinin şaşkın olduğu görülüyor. Bunu Başkan Ali Akcan da konuşmasında ifade ediyor. Hatta Akcan bu nedenle grevin önemine vurgu yapıyor ve bundan sonra Türkiye’deki işçi hareketlerinin geleceği açısından bu hareketin başarıya ulaşması gerektiğini söylüyor.
Buradakilerin hiçbirisinin yurtdışında akrabası yok, yurtdışı bankalarda parası da yok.
diye başlayan Akcan, hopörlörlerle tüm Acıbadem’in duyduğu konuşmasını
Bu nedenle eğer bu işçi zam alacaksa yine Türkiye içinde harcayacak. Arızalar çıktıkça, halkın ya da şirketlerin baskı yapacakları kişiler biz olmamalıyız. Bu baskılarını Türk Telekom’a yapsınlar.
diye sürdürdü. Sendika Başkanı Ali Akcan’ın yaptığı konuşma sırasında “sabotaj” konusunda 2005 yılında Ümraniye’de meydana gelen bir olayı hatırlattı. Bu olay, müteahhit firmanın elemanlarının, kabloları kestiğinin bizzat Türk Telekom (işçilerin ifadesine göre taşerona verilmeyen alanların da taşerona verilmesini sağlamak için yapılan bir sabotajmış) elemanları tarafından suçüstü yapıldığı bildirilen ve mahkemesi süren bir olay.
Akcan’a bu olayın detayını sorduğumda Ümraniye, Namık Kemal Mahallesinde ekim 2005’de 1800’lük kablo kesilmesi olarak tanımladıkları bu olayın yanısıra bana bir sürü belge gösteriyor. Bunlardan bazıları İstanbul, bazıları Kocaeli ile ilgili. Buna göre örneğin, 2006’nın 5.ayında 400 ve 600’lük 2 kablonun kesilmesi olayı, 2003’ün haziran ayında 1800’lük kablonun kesilmesi olayı, Pendik’te 2005, 2006 ve 2007’de 7 tanesi Fiber Optik kablo kesilmesi olmak üzere 15 olay, Kocaeli’nde 2006 nisan-mayıs haziran ayında 6’sı fiber olmak üzere 64 olay, aynı yıl ocak-şubat-mart 34 bakır, 4 fiber olayı, temmuz, ağustos ve eylülde 8 tane fiber olayı. Liste böyle uzayıp gidiyor. Raporlara bakılınca, pek çok faili meçhul tanımlaması yanında, taşeron sabotajı ya da zararlı hayvan (ağaçkakan gibi) zararı gibi ifadeler görüyorsunuz.
Ancak aynı saatlerde Ankara’dan Türk Telekom’a yakın bir kaynaktan bir haber ulaşıyor. Buna göre, sendika üyelerinden birisinin sabotaj yaptığı belli olmuş ve polis tarafından tutuklanmış. Araştırma sürdürülüyormuş. Bu olaya ait herhangi bir belge elimizde yok ama kaynağa güvendiğimiz için bilgiyi veriyoruz.
Karşılıklı iddialaşma olan bir nokta da, günlük iş ya da arızalar konusunda, greve katılan-katılmayan ayrımı. Sendika, greve katılan personelin işinde, taşeron ya da grev dışı elemanın görevlendirilmeyeceği, aksi takdirde grevin anlamının olmayacağı düşüncesinde.
Buna karşın sendika “grev kırıcılığı” olarak tanımlama yaparak, bu tür görevlerde yönetici olanların bile kollarını sıvayıp işçilerin işlerini yaptıklarını, mesela ADSL hat bağladıklarını ya da arıza tamir ettiklerini çünkü Türk Telekom yönetimi tarafından tehdit edildiklerini iddia ediyorlar.
Türk Telekom yetkilileri ise, sendika elemanlarının grev dışı elemanların çalışmalarına karıştığı, mevcut görevi olan arızaları tamir etmesi durumunda tehdit edildikleri (ve hatta dövüldükleri) iddiasında.
Her 2 tarafa da “madem bu bir sorun, çözüm nedir ya da ne yapıyorsunuz?” diye sorduğumuzda, çözümün “tutanak tutturmak” olduğunu öğreniyoruz. Sonuçta her 2 tarafın da grev içindeki yetkilerini aşmalarının tespiti durumunda “1-3 yıl hapis cezası” gibi bir durumla karşılabileceği bilgisini alıyoruz.
Çok uzun yıllardır grev yaşanmayan ülkemizde bu konuda gerçekten bir karmaşa hüküm sürüyor. Greve katılanlardan bazıları “şaşkınız” diyerek bunu ifade ediyorlar ama genel anlamda baktığımda, görüştüğüm bir sürü kişi içinde grevden şikayet eden görmedim. Genelde, maaş farklılığından her birisi şikayet ediyor. Kendilerini de, 5 yıl içinde devlete dönme hakkı olan Tip-2 ile kıyaslıyorlar.
Ali Akcan ise Tip-2 elemanların 800 tanesinin geçtiğimiz günlerde devlete gönderildiğini hatırlatarak geri kalan yaklaşık 8,000 kadarının devlete yollanma hazırlığı olduğu sırada grevin başladığını ve şimdi bu elemanların “üretime yöneltildiğini” yani kendilerine karşı “grev kırıcılar” olarak kullanıldığını anlatıyor. Eninde sonunda devlete dönecek olan Tip-2 elemanların kendilerini desteklemelerini isteyen Ali Akcan hükümete de sesleniyor ve :
Bu grev konusunda bir işlem yapmamaları bize özelleştirme döneminde Oger’e kamuoyuna açıklanmayan tavizler verildiği şüphesine itiyor.
diyor. Akcan grev öncesi gece Türk Telekom tarafından kabul etseydi, kendi üye tabanına anlatmakta zorluk çekeceği düzeyde taviz verdiği açıklamasında bulunuyor. Akcan’ın greve karşı kullanıldığını iddia ettiği bir başka grup da, ekim ayında yeni işe alınan mühendisler. Akcan yeni mühendislerin 2,200 YTL brüt, 1,700 YTL net ile işe alındıklarını, ikramiyelerinin olmadığını ve çalışma saatlerinde de esneklik istendiğini söylüyor. Bu mühendislerin maaşlarının kendi maaşlarının tartışmalarında bir karşılaştırma unsur olarak kullanılacağını da belirtiyor. Akcan’a “Sendika olmasa ne olur?” diye soruyoruz.
Çalışma saatleri son derece esnek. Ücretler de geriliyor. Köle yerine konuluyoruz. Eğer sendikal örgütlenme olmasa bunların önünde durmak mümkün olmaz.
Bir mutlu azınlık var. Bunlar 800 kişi kadar. Onların dışındakiler köle olarak görülüyor. Bize 3 lira verilince onlara 30 lira veriliyor.
diyor. Akcan Türk Telekom’un kim tarafından yönetildiğinin belli olmadığı iddiasında. Grevin bu nedenle meydana geldiğini söyleyen Akcan 60-70-80 gün öncesinden verdikleri teklife karşın, 60 günlük görüşme süresinin bitişinde yani 59.günde Türk Telekom’dan karşı teklif alındığını hatırlatıyor ve bu hareketin bilinçli yapıldığını düşündüklerini belirtiyor. Akcan :
Bu teklifte kabul edilemez maddelerden birisi, yeni alınacak işçilerin asgari ücretle işe alınma önerisiydi ama asıl “organizasyon çalışmalarında önemli ölçüde işgücü fazlalığı tespit edilmiştir. Bu fazlalığın giderilmesinde sendikanın desteğini istiyoruz” maddesine takıldık ve yetkililere “bunu anlamı şirketin işçi çıkarması mıdır?” diye sorduk. “Evet” cevabını alınca da kalktık, çıktık.
şeklinde anlatıyor. Ali Akcan dünyanın 12.büyük telekom firması olan Türk Telekom’da 2 yıldan bu yana açıklanan tek yatırımın DSL portlar olduğuna dikkat çekerek, “başka yatırım yok” diyor. Bakır kabloların yerine fiber kablo döşenmesi dönemi olması gerektiğini ifade eden Akcan, Yunan Telekom ile kıyaslama yapıyor ve Avrupa’da 20 GB’lik hatlar varken, neden Türkiye’de en fazla 2 GB verilebildiğini soruyor.
Yöneticilerin 1.5 milyon iş gücü yaratacağız demeçleri verdiğini ve bununla ülkeye gelen yabancı şirket olarak en önemli sorunlardan “işsizlik” konusunda toplumun “tabiri caiz ise gazını aldığını” söyleyen Akcan, 2 yıldan bu yana alınan eleman sayısının çok az olduğunu ifade etti.
Akcan Türk Telekom’un açtığı okullarla ilgili olarak da yorum yapıyor :
2005 yılında net kar 2 milyar $ iken, 2006’da net kar 700 milyon $ oldu. Okullara ayrılan para zaten devlete verilecek vergiden yapılıyor. Yani devlet okul yaptırıyor ama Türk Telekom yaptırmış gibi gözüküyor.
diyor. Şirketin yabancı danışmanlara yaptırdığı araştırmalar sonucunda ülkenin hassas noktalarının bulunduğunu ve okulların bu nedenle yaptırıldığını ama diğer yanda 21 daire başkanlığının 35’e çıktığını, 5 Genel Müdür Yardımcılığına ise 5 Başkan ilavesi yapıldığını söylüyor ve bu şirketin % 45’inin devlete ait olması nedeniyle denetlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Akcan sendika olarak Türk Telekom’a kendi üyelerine yönelik eğitim talebi yaptıklarını ama kabul görmediğini de iletiyor.
Bu arada Türkiye Haber İş Sendikasının cuma günü şehitlerle ilgili olarak sürdürülen bağış kampanyasına 150.000 YTL ile katıldığını da öğreniyoruz.
Türk Telekom’un 7.Dönem Toplu İş Görüşmeleri konusundaki gelişmeleri ve detayları, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Düşüncelerinizi yazmak isterseniz aşağıdaki yorum bölümünü ya da Özelleşen Türk Telekom’da Personelin Durumu blogunu deneyebilirsiniz.
Not : Bu yazıdaki 4 konuyu Türk Telekom yetkililerine sorduk. cevap geldiğinde yayınlayacağız. Bu sorular,
- Grev yapanların görev alanına giren arızaların tamirinin kanunen yanlış olduğu iddia ediliyor. Bu konudaki düşünceniz ve hareket tarzınız?
- Tip-2 personelin grev kırıcı olarak kullanıldığı iddiasına ne diyorsunuz?
- Sabotajların geçmişte faili meçhul, kemirici hayvan ısırığı ya da taşeron firma sabotajı diye sınıflandırıldığı olayları gördük. Sendika sabotajları yapmadığını iddia ediyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
- Sendikanın web sitesinin kapandığı (bugün halen nedeni gizli denilerek sendika yetkililerine bildirilmeyen bir suçlama ile sunucuya el konulmak suretiyle) bilgisi var. Bu konudaki şikayeti acaba Türk Telekom mu yaptı?
Bu soruların cevaplarını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 