Bu yazı “Sektörün Liderlerinin Kendi Kalemlerinden; 2005 Nasıl Geçti” Dosyası kapsamında sunulmaktadır.
2005’e başladığımızda 2004’ten daha iyi geçeceği konusunda pozitif beklentilere sahiptik. Neticede de bilişim pazarı ve bizim rol aldığımız yazılım pazarında sonuç, özellikle büyüme anlamında pozitif oldu. Interpro verilerine göre yazılım sektörünün 2005 yılında 542 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı, 2006 yılında da yüzde 19 büyümesinin tahmin edildiği söyleniyor. Ancak bu büyümenin biraz heyecanlı ve zor gerçekleştiği kanaatindeyim. Karlılığın ise iyice sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye açısından 2005 yılı içerisinde zaman ilerledikçe gerek bilişim gerekse hizmet verdiğimiz sektörlerdeki şirket birleşmeleri ve satın almalar sisli bir ortam doğmasına sebep oldu. Müşteri tarafındaki konsolidasyon trendi, ilgili firmalardaki yatırımların askıya alınmasına sebebiyet verdi.
Bilişim sektöründeki konsolidasyonlar, konsolidasyona uğrayan firmaların, ürünlerle ilgili süreçlerin yavaşlamasına, müşteri tarafında geçici de olsa bir güvensizlik ortamı doğmasına yol açtı. Açıkçası bir müşteride bir ürüne gayet sıcak bakılırken, o ürünün sahibi olan bir firmanın başka bir firma tarafından satın alınması nedeni ile ürünün beğenilmesine rağmen, satın alan firma ile ilişkilerdeki problemler nedeni ile değerlendirme dışı tutulduğunu gördük. Tersi durumlar da tabii ki gerçekleşti.
Ekonomi ile ilgili ağırlıklı olarak olumlu beklenti telkinlerine rağmen birçok firmanın her açıdan oldukça temkinli davrandığını ve yatırımlarını ağırlıklı olarak yılın son çeyreğinde gerçekleştirdiğine şahit olduk ki bu daha çok devlet sektöründe gözümüze çarpan bir davranıştı.
Bilişim ve yazılım sektörünün büyümüş olduğunu düşünüyorum ki Interpro verileri de bunu destekliyor. Ancak büyüme yaşanmış olmasına rağmen bilişim firmalarının önemli bir kesiminin işini karlı yapmadıklarını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Büyük üretici ve tedarikçi firmaların, pazar payını arttırma uğruna belirli işlerde karı göz ardı ettiklerini gözlemledik. Bu da tabii ki güçlü sermaye alt yapısı olmayan yerli yazılım ve bilişim firmalarını olumsuz yönde etkiledi. Dolayısıyla uluslararası arenadaki konsolidasyon süreci, yerli bilişim firmalarına da yansımak durumunda kaldı. Hayatlarına son veren veya şirketi bir an önce satarak zararın neresinden dönülse kardır mantığında olan yerli şirketlerin sayısı her geçen gün arttı.
Büyüyen pazardaki gelirlerin ne kadarının yerli firmalara yansıdığının sorgulanmasına dikkat çekmek istiyorum. Sanki büyüdüğünü düşündüğümüz pazardaki gelirlerin çok önemli bir kısmı yurt dışına gidiyor ve yerli yazılımcıların ürünlerine ait olan pazar küçülüyor gibi. Bu noktada sektörel araştırma firmalarından özellikle devlet ihaleleri ve 6. çerçeve projelerinde pazarın yerli ve yabancı firmalarla paylaşılma oranlarının ortaya çıkarılmasını rica ediyorum.
Şirketlerin en çok önem verdiği konular arasında iş zekası, veri ambarı, veri entegrasyonu konuları grubunun ve veri güvenliği ile ilgili yazılım ve uygulamalara en çok yatırım yapılmasının düşünüldüğünü gördük. Bu trend önümüzdeki sene de devam edecek gibi. Özellikle veri kalitesi ve veri entegrasyonu konularının önemi daha fazla algılanmaya başladı. Birçok firma elle geliştrme yaparak gerçekleştirdikleri Müşteri Tekilleştime, Katalog birleştirme, Veri Ambarı ile Veri Entegrasyonu ya da uygulama entegrasyonu sürecini bu konulara yönelik kod geliştirmenin minimize edildiği tasarım, geliştirme, bakım ve yönetim kolaylığı sağlayan Veri Entegrasyonu platformlarına taşımaya başladıklarını gördük ki bu konu ile ilgili pazarın Türkiye’de önümüzdeki iki sene içerisinde yüksek bir ivme ile büyümesini bekliyoruz. Hele hele şirket konsolidasyonları veri entegrasyonu ürünlerine olan ihtiyacı fazlasıyla artırmaktadır. Önümüzdeki dönemde bilişim pazarının en büyük payını elinde taşıyan devlet sektöründe de, entegrasyon projelerine ağırlık verilmesi gerektiğini ve verileceğini düşünüyoruz.
Güvenlik konusu her zaman artan dozda konuşulan konu oldu. İşlerin internete, mobil platformlara açılması ile güvenlik konusunun güncel hayatta, IT dergilerinde en çok konuşulan konular arasında başı çekeceğini düşünüyoruz.
Biraz da bizim uzmanlık alanlarımız olan iş zekası, veri entegrasyonu ve perakendecilik konularına girmek istiyorum. İş Zekası ve veri entegrasyonu ile ilgili tarihe geçecek gelişme ve değişimlerin olduğu bir sene geçirdik.
- Satın almalar ve Konsolidasyon: Özellikle Oracle’ın Siebel’i, IBM’in Ascential ve DWL , Oracle’ın Retek ve Profitlogic gibi analitik altyapısı güçlü uygulamalara sahip firmaları satın alması hem IBM’in hem de Oracle çözüm kapsamı, yetkinliği ve pazar büyüklüğü açısından önemli güç sağladı.
- Tek platforma gidiş: Bir kaç sene öncesine kadar özellikle büyük şirketler 4 tane farklı iş zekası ürünü ile ancak kurumsal ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. 2005 senesinde özellikle MicroStrategy’nin öncülük ettiği bu trendde, Business Objects ve Cognos da tek platformda tüm ihtiyaçları sağlamaya yönelik önemli versiyonlar çıkararak büyük adımlar attılar.
- İş zekası ve veri entegrasyonu uygulamaları daha standard ticari bir ürün olmaya ve küçük pazara inmeye başladı: Microsoft ve Oracle bu konuda halihazırda sundukları iş zekası ve veri entegrasyonu çözümlerinin yetkinliklerini yeni versiyonlarında daha da artırarak, daha düşük maliyetlerle daha büyük bir kesimin kullanımına açtı.
- Özellikle iş zekası ürünleri kapatmayı planladıkları açıklarını kapatarak gelebilecekleri en iyi noktaya yaklaştılar. SAP üzerinde direkt çalışma, MY SQL desteği, İlişkisel olmayan veri kaynaklarına erişim, Linux ve Unix versiyonları çıkan uygulamalar.
Perakende sektörünü ise kısaca şu şekilde yorumlayabiliriz:
Konsolidasyon ve Küreselleşme: Dünya perakende pazarını ele geçirme savaşı, nüfusu daha yoğun, ya da daha bakir olan pazarlara sıçradı. Polonya, Romanya, Rusya ve hatta Hindistan hesapları yapılmaya başladı. Bu yayılmanın içerisinde ekonomisi daha stabil hale gelen Türkiye de nasibini aldı. Bildiğiniz gibi özellikle Carrefour ve Tesco Türkiye yatırımlarını arrtırdı. Carrefour Gima’yı satın aldı. Wal-Mart Türkiye pazarı ile ilgilenirken bu yarıştan uzak kalmak istemeyen Migros Tansaş’ı satın aldı. Yurt dışında Ramstore’larla büyümeye devam etti.
Bu gelişmelerin bilişim sektörüne yansıması ise birleşme ve satın almaların altyapısına göre mevcut uygulamaları gözden geçirmek, entegre etmek ya da çekirdek uygulamaları standardlaşmak şeklinde tezahir etmekte.
Kobilerin artan IT yatırımları: Özellikle Türkiye’de Kobi Perakendecileri bilişim teknolojilerini daha fazla kullanmaya başladı. Perakende Operasyonel Mağazacılık Yönetim Sistemi, Karar Destek Sistemi, Müşteri kartı, mobil uygulamalara artan yatırımlar oldu.
Kurumlararası iş yapma kültüründe gelişme: Daha fazla perakende tedarik zinciri verisini elektronik ortamda paylaşmaya başladı. Gelişen ortaklaşa çalışma kültürü ile İşten işe (b2b) ve Web EDI uygulamaları sayısı arttı.
Farklı bir açıdan bakmaya çalışarak önümüzdeki süreçle ilgili genel bir projeksiyon yapmak istiyorum. Önümüzdeki yıl içerisinde de pazar kapma savaşının devam edeceğini, “Müşteri Kraldır” hükümranlığının süreceğini düşünüyorum. Ancak bilişim sektöründeki kutuplaşmalar, yabancı firmalara bağımlılığın artması neticesinde küresel büyük üreticilerin de krallık tacını alma girişimlerinin başlamasını beklemekteyim. Nihayetinde fiyat kontrolünün biraz daha büyük küresel firmalarının kontrolüne geçtiği bir sürece geçeceğimizi düşünüyorum. Tabi ki bu düşüncemi iktisatçı ve eknomistlerin de görüşüne açmak istiyorum.
Hem müşterilere hem bilişimcilere kazan-kazanla dolu verimli ve karlı bir sene diliyorum.



Kaynak : 