Türkiye’de ilk defa, üniversite rektörlerinin dünya görüşlerini ele alan bir araştırma yapıldı. Araştırma ile rektörlerin; “üniversitelerin toplumsal ve siyasal olaylarla ilgili duruş sergileme sorumluluğu”, “üniversite öğrencilerinin siyasete aktif katılımı”, “üniversite öğrencilerinin flörtleri ”, “hukuk sisteminin güvenilirliği”, “internete erişim özgürlüğünün sınırlandırılması,”, “sosyal medya kullanım alışkanlıkları”, “üniversitelerin özerkliği”, “küresel işletmelerin üniversite kampüslerinde faaliyet göstermesi” gibi konulardaki değer yargıları tespit edilmeye çalışıldı.
Araştırma; Marmara Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Ata Özdemirci ve Öğr. Gör. Dr. Esra Dinç Özcan ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğr. Gör. Görkem İldaş tarafından 2012 yılında (Mayıs-Temmuz) yapıldı.
Rektörlerin konuk edildiği Üniversite Medya programının yapımcı ve sunucusu Görkem İldaş konuyla ilgili olarak şunları belirtti :
“Genellikle rektörlük seçimlerinde gündeme gelen üniversite yöneticilerinin, sosyal konulardaki bakış açılarını ve hangi konularda neler düşündüklerini ortaya koyan bir çalışma yaptık. Üniversitelerin stratejik yönelim ve kurumsal girişimcilik düzeylerini de ele alan araştırmamız, stratejik yönetim ve liderlik alanında faaliyet gösteren uluslararası bir bilimsel dergide yayınlanmak amacıyla yapıldı.”
Araştırmayı turk-internet.com olarak incelediğimizde, ortalama bir rektörün (en çok puan alan seçeneklere göre) ;
- İnternette her siteye erişim özgür olması gerektiğini öngören,
- Türkiye’deki hukuk sistemi hakkında kararını verememiş (taraflı da olabilir, tarafsız da)
- Üniversitelerin toplumsal ve siyasal olaylarla ilgili ve de devlet politikaları (tarım, sanayi, dış politika, vb.) ile ilgili duruş sergileme sorumluluğu olduğunu düşünen
- Üniversite öğrencilerinin flört etmelerini normal kabul eden,
- Üniversite öğrencileri toplumsal ve siyasi olaylara duyarlı olmalı diye düşünen, STK ya da siyasi parti üyesi olmasına sıcak bakan,
- Üniversite öğrencilerinin farklı ideolojik öğrenci gruplarına üye olmalarını doğal karşılayan
- Global işletmelerin üniversite kampüslerinde faaliyet göstermelerini sakıncalı görmeyen
- Gerekli derslerin Türkçe, gerekli derslerin yabancı dilde” yapılması gerektiğini düşünen,
- Üniversitelerin tamamen özerk” olması gerektiğini düşünen,
- Ortalama haftanın 6,1 saatini, öğrencilerle yüz yüze iletişime ve 4,1 saatini “sosyal medya aracılığıyla iletişime” ayıran
bir profilde olduğu görülüyor. Dolayısıyla yarınlarımızı emanet edeceğimiz mühendis, iktisatçı, hukukçu, doktor ya da diğer meslekleri seçmiş gençlerin eğitimini yöneten rektörlerin dünya görüşlerinde olumlu ve özgürlükçü oldukları izlenimini aldık.
Ancak ankete katılan (veya katılmaya özen gösteren) rektör sayısının % 40’ı bile bulmaması, bu tanımı gözönüne almamızı engelliyor. Zaten katılanların bu özgürlükçü profilde olmasını da yadırgamıyoruz.
Diğer yandan bu araştırmayı yapanları da kutluyoruz. Çünkü dediğimiz gibi yarınlarımızı oluşturacakları eğitenlerin durumunu ortaya koymak önemli bir çaba. Umarız gelecek yıllarda bu araştırma yinelenir ve yine umarız daha çok sayıda rektör bu araştırmaya özen gösterir.
REKTÖRLERİN DÜNYA GÖRÜŞLERİ: HANGİ KONUDA NE DÜŞÜNÜYORLAR?
Araştırma için 105 devlet, 64 vakıf üniversitesinin rektörüne ulaşılmaya çalışıldı. 89 sorudan oluşan ankete 64 rektör katıldı (geri dönüş oranı %37,8) Anketlerin tam olarak doldurulmayan 7’si değerlendirme dışı bırakıldı. Bu sayı, Türkiye’deki rektör sayısının 1/3’ünden fazlasını temsil ediyor. Anketlerin %56,1’i devlet, %43,9’u vakıf üniversitesi rektörleri tarafından dolduruldu.
Araştırmadan çıkan sonuçlardan bazıları aşağıdaki gibidir:
- “İnternette her siteye erişim özgür olmalıdır. Yetişkinler kendileri için doğru ya da yanlış olana kendileri karar verebilirler” ifadesine; rektörlerin %22,8’i “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %52,6’sı “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %24,6’sı ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Türkiye’deki hukuk sistemi tarafsızdır ve yargılama adilce yapılmaktadır” ifadesine; rektörlerin %35,1’i “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %35,1’i “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum” %29,8’si ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversitelerin toplumsal ve siyasal olaylarla ilgili duruş sergileme sorumluluğu vardır” ifadesine; rektörlerin %5,3’ü “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %70,2’si “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %29,8’i ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversitelerin devlet politikaları (tarım, sanayi, dış politika, vb.) ile ilgili duruş sergileme sorumluluğu vardır” ifadesine; rektörlerin %8,8’i “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %72,4’ü “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum” %7’si “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversite öğrencilerinin flört etmelerinde bir sakınca yoktur” ifadesine; rektörlerin %22,8’i “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %42,1’i “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %24,6’sı ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversite öğrencileri toplumsal ve siyasi olaylara duyarlı olmalıdır” ifadesine; rektörlerin %3,6’sı “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %78,9’u “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %15,8’i ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversite öğrencilerinin STK üyesi olmasına sıcak bakıyorum” ifadesine; rektörlerin %5,3’ü “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %84,2’si “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %10,5’i ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversite öğrencilerinin siyasi parti üyesi olmalarına sıcak bakıyorum” ifadesine; rektörlerin %29,8’si “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %47,4’ü “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %22,8’i ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Üniversite öğrencilerinin farklı ideolojik öğrenci gruplarına üye olmalarını doğal karşılıyorum” ifadesine; rektörlerin %31,6’sı “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %54,4’ü “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum”, %12,3’ü ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- “Global işletmelerin üniversite kampüslerinde faaliyet göstermelerinde bir sakınca yoktur” ifadesine; rektörlerin %15,8’i “katılmıyorum” ve “kesinlikle katılmıyorum”, %66,7’si “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum” , %17,5’i ise, “ne katılıyorum ne katılmıyorum” cevabını vermiştir.
- Rektörlerin %15,8’i eğitim dilinin “tamamen Türkçe” olması gerektiğini, %10,5’i “tamamen yabancı dilde” olması gerektiğini, %73,7’si ise “gerekli derslerin Türkçe, gerekli derslerin yabancı dilde” yapılması gerektiğini belirtmiştir.
- Rektörlerin %3,5’i “üniversitenin tamamen devlete bağlı” olması gerektiğini, %59,6’sı “tamamen özerk” olması gerektiğini, %31,6’sı ise “yarı özerk” olması gerektiğini belirtmiştir. Rektörlere “vakıf üniversitesi mı özel üniversite mi?” diye sorulduğunda; %36,8’sı üniversitelerin “özel”, %45,6’sı “vakıf” statüsünde, %5,3’ü ise “bazılarının özel bazılarının vakıf” statüsünde olması gerektiğini belirtmiştir.
- Rektörler ortalama olarak haftanın 6,1 saatini (en düşük cevap: 0; en yüksek cevap: 24 saat) “öğrencilerle yüz yüze iletişime”; 4,1 saatini (en düşük cevap: 0; en yüksek cevap: 12 saat) “sosyal medya aracılığıyla iletişime” ayırdıklarını belirtmiştir.
- Rektörlerin en çok katıldığı ifade “üniversitelerin devlet politikaları (tarım, sanayi, dış politika, vb.) ile ilgili duruş sergileme sorumluluğu vardır” (Ort= 4,34) olurken en az katıldığı ifade “Türkiye’deki hukuk sistemi tarafsızdır ve yargılama adilce yapılmaktadır” (Ort= 2,84) olmuştur.
- Rektörlerin en çok görüş ayrılığına düştüğü ifade “üniversite öğrencilerinin farklı ideolojik öğrenci gruplarına üye olmalarını doğal karşılıyorum” (Standart Sapma= 1,51) iken rektörlerin en benzer/yakın yanıtları verdiği ifade “üniversite öğrencileri toplumsal ve siyasi olaylara duyarlı olmalıdır” (Standart Sapma= 0,89) olmuştur.

Kaynak : 