Son bir kaç yıldır, üzerinde tartışılan konulardan birisi de “Avrupa Sanal Suçlarla Mücadele Sözleşmesi”ydi. Ülke sınırlarını aşan suç durumunda çözüm bulunamadığı zamanlarda daha çok gündeme gelen bu konuda en sonunda bir adım atıldı ve Türkiye Avrupa Sanal Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’ne imza attı.
Strasbourg’a gelen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa Sanal Suçlarla Mücadele Sözleşmesine ve Suçluların Nakli ek protokolüne Türkiye adına imza attı. Avrupa Konseyi’ndeki imza törenine, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland katıldı.
Sözleşme, TBMM onayından sonra yürürlüğe girecek. Daha sonra ulusal yasaların bu sözleşme hükümlerine göre yeniden düzenlenerek uyarlanması gerekiyor.
Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi, siber suçlara ilişkin düzenlenen ilk belge olma özelliğini taşıyor. Internet ve Hukuk Platformu ile Ankara Barosu’nun işbirliği ile Türkçeye kazandırılan Sözleşmeyi şu ana kadar 39’u Avrupa Konseyi üyesi, toplam 43 ülkenin imzaladığı belirtiliyor.
Sözleşmenin temel amacı siber suç tanımının ortaklaştırılması. Ancak başta ırkçılık konusu olmak üzere bir çok konuda bu noktada ortaklık yakalanamıyor. Bir ülkenin ırkçı gördüğü bir hareket diğerinde ırkçı görülmeyebiliyor.
48 maddeden oluşan Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi, özellikle telif haklarının ihlalleri, bilgisayarlarla ilgili sahtekarlık eylemleri, çocuk pornografisi, ağ güvenliğine ilişkin suçları tanımlıyor. Sözleşme, taraf olan ülkelere, tanımlanan suçların işlenmesi ve söz konusu suçların işlenmesine yardım veya yataklık yapılmasını ulusal mevzuatta cezai bir suç olarak tanımlanma ve gerekli yasama işlemlerini ve diğer işlemleri yapma yükümlülüğü getiriyor.
Sözleşme, söz konusu suçlara yönelik soruşturma ve kovuşturmaların yanı sıra işlenen suçlara delil teşkil edebilecek verilerin toplanması, saklanması, araştırılması ve el konulması gibi ulusal düzeyde alınması gereken önlemleri de içeriyor.
2003 tarihli Ek Protokolünde, taraf devletlerin bilişim sistemleri yoluyla ırkçı ve yabancı düşmanlığı nitelikli içeriğin yayılmasını/propagandasını suç saymalarını gerektirirken “ırkçılık ve yabancı düşmanlığı” suçunun tanımını yapıyor. Özellikle antisemitizmi ve 1940-45 yılları arasında gerçekleşen soykırım veya insanlığa karşı suçların inkârı, aşırı derecede küçümsenmesi, onaylanması veya meşru görülmesi dâhil ırkçılık ve yabancı düşmanlığı içeren tehdit ve aşağılamalar da cezalandırılması gerekli içerik arasında görülüyor.Ancak bu ek Türkiye tarafından imzalanmadı.



Kaynak : 