Türkiye bugün girişimlerin fonlanarak işletmelere dönüşebilmesi açısından en verimli dönemini yaşamaktadır. 790 Milyar Dolar’ın üzerinde GSYİH’sı, dünyadaki 18. büyük ekonomi oluşu, istikrarlı büyümesi, nüfusunun yarısının 29 yaşın altında bulunması ve her sene 170 üniversitesinden 490.000 mezun veriyor olması Türkiye’yi doğrudan yabancı yatırım (FDI) açısından dünyanın 13. cazip coğrafyası haline getirmiştir. Buna ilaveten 65 milyon cep telefonu abonesi, 51 milyona ulaşan kredi kartı sahipliği ve 39 milyon internet kullanıcısı ile her tür ürün ve servis için son derece verimli bir tüketici pazarı özelliğini taşımaktadır.
Günümüz iş dünyasında bilgi, teknoloji ve inovasyon, rekabet gücünün en önemli unsurları haline gelmiştir. Bu nedenle gerek şirketler, gerekse ülkeler seviyesinde yatırımlar daha fazla bu alana odaklanmakta, bu alandaki rekabet de giderek yoğunlaşmaktadır. İnsan hayatında son yüzyılın getirdiği gelişmeler ve standartların hızlı yükselişi beraberinde çok fazla çözülmesi gereken problemi de doğurmuştur. Bu problemlerin çözümü yaratıcılık, teknoloji ve araştıma-geliştirme altyapılarının varlığı ile mümkün olabilmektedir. Dünyada üretim düşük maliyetli işçilik bölgelerine – ağırlıklı olarak Uak Doğuy Ülkelerine – kaydıkça, Türkiye’nin teknoloji geliştirerek gelecekteki uluslararası pozisyonunu sağlamlaştırma gereksinimi her geçen gün daha da artıyor. Teknoloji ise buluştan filizleniyor. Buluş desteklenir ve çevresi doğru iş modeli ile örülürse, ticari bir ürüne veya servise dönüşebilme fırsatını yakalıyor. Erken aşama yatırım mekanizmaları bu problemleri adresleyen bir yapılanma olarak Türkiye’de de son 3 yılda hızla yaygınlaşmıştır. Ülkenin lider melek yatırımcı ağı olan Galata Busines Angels’ın son iki yıldaki yatırım toplamı 2 Milyon Dolar’ı aşmıştır. Türkiye’nin önde gelen yatırımcı ekosistemi şöyle bir grafikle özetlenebilir:

Bir “buluş” veya “fikir”in hayata geçirilerek ticari başarı elde etmesi, oldukça uzun ve zorluklarla dolu bir süreçtir. Bu sürecin en önemli aşamalarından bir tanesi, fikir veya buluş sahiplerinin projelerinin geçerliliğini kanıtlayarak olgunlaştırma ve yatırım yapılabilir seviyeye getirme aşamasıdır. Girişimciler bu aşamada “kuluçka dönemi” veya “başlangıç sermayesi” desteklerine ihtiyaç duymaktadır.
Bu dönemde projeler ile ilgili belirsizlikler halen çok yüksek düzeyde olduğu için, maddi ihtiyaçlar diğer aşamalara göre düşük olmasına rağmen, etkin iş yönetim modelleri gereklidir. Koç Grubu Ülkemizde bu alanda önemli bir eksiklik olduğunu tespit etti.
Inventram A.Ş. bu ekosistem içerisinde yüksek teknoloji alanına yatırım yapan tek Erken Aşama Yatırım Şirketidir. Koç Holding ve Koç Üniversitesi ortaklığı ile Nisan 2010’da kurulmuş bir erken aşama teknoloji yatırım Şirketi olarak teknoloji yatırımları, Fikri Mülkiyet Hakları yönetimi, yatırımı ve ticareti konularında faaliyet göstermektedir.
Girişimcilerin, buluşçuların ve şirketlerin projelerini hayata geçirerek, inovatif fikirlere finans ve yönetim desteği sunmaktadır. İnventram’ın amacı erken aşamadaki, pazar potansiyeli olan yenilikçi ve teknolojik buluşları en doğru iş modelleri ile ticarileştirmektir. Bunun sonucunda fikri sermayeler toplumun hayat standardını yükseltecek ürün ve hizmetlere dönüştürülmektedir. Otomotiv, enerji, bilgi ve iletişim, internet ve mobil tabanlı hizmetler, biyoteknoloji ve sağlık, çevre teknolojileri, dayanıklı tüketim, savunma sanayi, nanoteknoloji, malzeme bilimleri ve kimya, tarım ve gıda teknolojileri, İnventram’ın destek verdiği 11 teknoloji alanını oluşturmaktadır. Konularında uzman ve tecrübeli, akademi ve iş dünyasında fikir lideri olan 55 kişilik Danışma Kurulu’na sahiptir. Kuruluşundan bugüne 2200 proje ve şirket başvurusu almış olan Inventram, 2013 yılının ilk çeyreği itibariyle 2 adet Şirket yatırımı, 26 global patent başvurusu ve 7 teknoloji ticarileştime gerçekleştirmiştir.



Kaynak : 