Türkiye ve dünyada yolsuzluğun gittikçe arttığı bildirildi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün açıkladığı ’2002 Yolsuzluk Algılama Endeksi’ne göre Türkiye, 102 ülke arasında 64. sırada yer alıyor. Listede yolsuzluğun en fazla olduğu ülke Endonezya olarak algılandığı ortaya çıktı. En temiz ülke ise Finlandiya. Finlandiya’yı, Danimarka ve Yeni Zelanda izliyor. Rüşvet ve yolsuzluğun en yoğun olduğu ülkeler arasında Endonezya, Kenya, Angola, Madagaskar, Paraguay, Nijerya ve Bangladeş var.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Türkiye’de temsilcisi Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği Başkanı Erçiş Kurtuluş, düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi; “Geri kalmış ve ekonomisi kötü ülkelerde yolsuzluk daha yüksek. Bu ülkelerde demokratikleşmenin sağlanamamış oluşu, yolsuzluğun artması anlamına geliyor. Halkın devlet idaresine müdahele edebildiği ve şeffaflığın olduğu ülkelerde yolsuzluk fazla değil.”
Kurtuluş 1980 sonrası ülkemizde yolsuzluğun boyutlarının arttığına işaret ederek, Türkiye’deki yolsuzluğun temel nedeninin siyasal yapı olduğunu belirtiyor. Kurtuluş “Demokratik sistemlerde halkın, ülkenin idaresine karışması mümkündür. Hesap verme ve hesap sorma mekanizmaları çalışır. Oysa Türkiye’ye bakın, bütün partilere bakın. Hepsinde siyasi lider sultası var. Liderin etrafında da bir ağ var. Siyasi lider bunlarla işbirliği halinde seçimleri örgütleyen sistemi, gerçekleştiriyor. Seçilenlerde de vefa borcu ile başa geliyor ve liderlerinin verdikleri görevlerini yerine getiriyorlar. Türkiye’de sokaktaki adamın siyasi ve parlementer sisteme doğrudan katkısı yok. İstanbul’un 78 milletvekili hakkında hiçbir bilgisi yok ve bunlar kapalı kapılar arkasında belirlenecek. Siyasal sistem aydam olmayan bir ortamda yürütüldüğü için de yolsuzluğu birlikte getiriyor ve getirecek.” diyor.
Türkiye’nin yerinin El Salvador – Çin – Dominik Cumhuriyeti gibi ülkelerle aynı sıralarda olduğunu da düşünürsek, akla gelen soru acaba demokratik standartlar açısından bu kadar geri miyiz?
Öte yandan Kurtuluş Transperancy International Örgütünün araştırmayı nasıl gerçekleştirdiğini de şu sözlerle açıklıyor “Örgüt, 9 bağımsız araştırma şirketine 15 kadar çeşitli araştırmalar yaptırıyor. Bu araştırmalar İş adamları ile görüşmeler, risk analizleri, ülkede iş yapan yabancı firma yetkilileri, ülkedeki diplomatik görevliler, akademisyenlerle yani taşın altında eli olan kişilerle yapılan görüşmeler olarak şekilleniyor. Bu bir yolsuzluk algılama endeksi. Bu yolsuzluğun olduğunun kesin belgesidir diyemiyoruz. Araştırma kurumları çeşitli mülakatlar yapıyorlar. Soru sorulan hedef kitleler var. Ülkeyle iş yapan firmalara, diplomatik kişilere, akademisyenlere soruluyor. Bunlardan alınan sonuçları Transperancy International birleştiriyor ve bu sonuçlar ortaya çıkıyor.”
Yolsuzluk Araştırması Yabancı Sermaye için de bir ölçü oluyor
Kurtuluş bu çalışmanın önemli bir özelliğini şu şekilde açıklıyor “Yabancı sermaye, yolsuzluk olmayan ülkeyi tercih eder. Yabancı sermayenin ki sorunu bürokrasi ve rüşvet. Ama bu anketi gören Türkiye’ye kuşku ile bakıp gelmekte zorluk çekecek. Bu tür sonuçlar finans dünyasındaki kredibilitemizi de azaltıyor. Yolsuzluk konusunda herkesin çok tutucu olması gerekiyor. Aksi takdirde ivme kazanıyor. Türkiye’de son dönemde siyasal iktidarlar yolsuzluğun üstüne gitmedi. Yolsuzluk olayı 1980’lerden sonra kar topu gibi büyüdü. Devlet adamlarının bakış açısı çok önemli. 1980’ler sonrası kamu kesimlerinde bile normal hale geldi.”
Transparency International Başkanı Peter Eigen de, Slovenya ve Rusya’nın konumlarını iyileştirdiğine dikkat çekerek; “Yolsuzluk, gelişmekte olan ülkelerdeki yoksulluğun ana kaynaklarından birisi. Yolsuzluk yüksek olunca, bu ülkelerde zengin ve yoksullar arasındaki gelir uçurumunun da artmasına neden oluyor” dedi.



Kaynak : 