2025, Türkiye için teknolojide tek bir büyük atılım yılından ziyade, bazı alanlarda ivmenin hızlandığı, bazı kritik başlıklarda ise gecikmenin daha görünür hâle geldiği bir yıl oldu. Küresel ölçekte teknoloji “jeopolitik güç”e dönüşürken, Türkiye bu dönüşümün kenarında kalmamak için hem kurumsal hem sektörel düzeyde bazı adımlar attı — ancak yapısal sınırlar da netleşti.
Aşağıda 2025 boyunca Türkiye’de öne çıkan başlıca teknoloji başlıklarını derliyorum.
1) Yapay Zekâ: Kurumsallaşma başladı, ölçek hâlâ sınırlı
2025’in son günlerinde Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü’nün kurulması oldu. Bu adımla hükümet, yapay zekâyı dağınık projelerden çıkarıp, merkezi koordinasyon ve politika alanına taşımayı hedefliyor. Bu, geç kalınmış ama kritik bir eşik.
Gerçek tablo, kamu tarafında: pilot projeler, doküman üretimi, karar destek sistemleri, özel sektörde: çağrı merkezi, pazarlama, iç verimlilik odaklı GenAI kullanımı emekleme döneminde.
Büyük ölçekli veri setleri, yerli büyük dil modelleri, yüksek hesaplama (compute) kapasitesi yetersiz. 2025’te Türkiye, AI’da “kullanan ülke” konumunu güçlendirdi; “üreten ülke” eşiğini geçemedi.
2) Telekom ve Dijital Altyapı: 5G beklentisi, fiber gerçeği
2025 boyunca 5G ihalesi ve önceki yıllardan gelen yerli katkı şartları yoğun tartışıldı. Yerli katkı konusu 3G ihalesinden bu yana trajikomik bir konu. % 30 yerli katkı zorunluluğu, 3G’de % 0,9 ile sonuçlandıktan sonra, 4G’ye konulan % 45 yerli şartı da, yabancı üreticilerin Türkiye’de güya üretim yapması ile yine güya % 45 oldu.
Diğer yandan 5G ihalesi yapıldı. Oluşan yaklaşık 120 milyar TL’lik lisans parasının halkın cebinden çıkacağı açık. Üstüne Türk Telekom’un 25 yıl uzatılan yine 120 milyar TL’lik imtiyaz ödemesi düşünülürse, 2026 ve sonrasında İletişimin daha da pahalı hatta yanına yaklaşılamaz hale getirecek.
Diğer yandan, Türkiye’nin fiber kapsama oranı, OECD ve AB ortalamalarının belirgin biçimde gerisinde kaldı. 5G konuşulurken, fiberin hâlâ çözülmemiş olması yapısal bir çelişki yaratıyor.
Tabii ki bir yandan da dünyada Standalone/Non Standalone tartışmalarını hesaba alırsak, Türkiye’de zaten kötü olan altyapı üzerine Non Standalone kurulacak olan 5G’nin iddia edildiği hızlara ulaşamayacağı da açıktır.
Özetle halk çok pahalı internet faturalarına eş anlamlı bir hizmet alamayacak.
3) Savunma Teknolojileri ve İHA/İDA
Türkiye insansız hava araçlarında, yazılım, komuta-kontrol, sensör entegrasyonu konusunda iddialı. Özellikle, savaş sahasındaki drone deneyimleri, otonomi ve sürü (swarm) konusu. Ancak sorun şu ki; motor, ileri seviye sensör, yapay zekâ çekirdekleri gibi kritik alt bileşenlerde dışa bağımlılık sürüyor.
4) Siber Güvenlik ve Dijital Egemenlik
2025’te, kişisel verilerin sızması, siber saldırılar, altyapı güvenliği konuları hala gündemde ama yeni bir başlığı farkettik; veri egemenliği. Özellikle kamu alanında bu konunun analiz edilmesi gerekli. 9 ay sonra atama yapılan Siber Güvenlik Başkanlığı inşallah önümüzdeki dönemde bazı önlemleri almaya başlar. Çünkü özellikle kritik altyapılarda, gerçek zamanlı, bütünleşik savunma mimarisi henüz tam anlamıyla kurulmuş değil.
5) Uzay, Uydu ve Yer Gözlem
TÜRKSAT uydu kapasitesi şimdiye kadar ağırlık yüksek yörüngelerde ve TV ağırlıklı oldu. Oysa artık dünya alçak yörüngeler üzerinde internet ve hatta cep telefonuna doğrudan bağlantıyı konuşuyor.
Türkiye uzayda, “prestij” (yılın başında ücreti mukabili uzaya gönderilen kişi) peşinde koşarken, ticari uydu interneti, LEO takımyıldızları, doğrudan cihaza bağlantı gibi alanlarda izleyici konumda kaldı.
6) Yarı İletkenler ve Çip: En büyük eksik halka
2025’te dünya “chip wars” yaşarken. Türkiye bu alanda zayıf pozisyonunda kalmaya devam ediyor. Tasarım ekosistemi sınırlı, üretim tabii ki yok. Paketleme ve test kapasitesi yok. 2025, Türkiye’nin yarı iletkenlerde stratejik boşluğunun en net fark edildiği yıl oldu. Çünkü çip konusunda saflar sıkılaşırken, kendimize yer bulamıyor gibiyiz.
7) Enerji + Teknoloji: Sessiz ama kritik bağ
Yapay zekanın yükselmesi ile bütün dünyada büyük bir veri merkezleri ihtiyacı ortaya çıktı. Üstelik, aşırı su ve enerji harcaması nedeniyle başka ülkelere kaydırmalar söz konusu olunca, büyük internet firmalarının daha önce ilgilenmediği Türkiye gündeme girmeye başladı. Ancak önemli bir sorun, yukarıda da bahsettiğimiz fiber şebeke konusunda mevcut.
8) Start-up ve Girişim Ekosistemi: Seçici büyüme
2025’te “herkes start-up kursun” dönemi bitti. Çünkü dünyadakine paralel olarak, Türkiye’de de “büyüme potansiyeli”ne dayalı yatırımcı dönemi sona erdi. Daha az ama daha teknik ve derin girişimler öne çıktı. Savunma, fintech, B2B yazılım, oyun alanlarında niş başarılar görüldü.
Diğer yandanbüyük exit’ler azaldı. Küresel ölçekleme hâlâ nadir ve zor.
Sonuç: 2025 Türkiye için neydi?
2025 Türkiye için yine bir “atılım yılı” olamadı. Onun yerine tüketici olmaya devam edeceğiz. Ama ABD’nin başı çektiği ve müttefiklerini tanımladığı yeni dünyaya bakınca, tüketiciliğin düzeyi de soru işareti. Yine de, boşluklara bakarak, belki kendimize yer bulabiliriz.



Kaynak : 