Giriş: Dijital Telif Hakkında Artan Farkındalık ve Düzenleme Beklentisi
Türkiye’de dijital telif hakları konusu, içerik üreticilerinin para kazanmasının önünü açacağı beklentisi ile medya ve hukuk çevrelerinde yoğun bir farkındalık yaratmış, ancak bu farkındalığa rağmen somut yasal düzenleme henüz hayata geçirilememiştir.
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Yayman’ın daha önceki bir dijital telif toplantısında yaptığı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun tarihinin 1951 olduğunu, bugünkü tarihin 2024 olduğunu düşündüğümüzde nasıl bir olguyla karşı karşıya olduğumuzu görmemiz gerekiyor” sözleri mevcut yasal altyapının ne kadar yetersiz kaldığını açık şekilde ortaya koymaktadır. Zaman zaman yenilense de 73 yıllık bir kanunun dijital çağın gereksinimlerini karşılayamaması, sadece Türkiye’nin değil, küresel medya endüstrisinin karşılaştığı temel sorunlardan birisi.
Avrupa Birliği ülkelerinde 2010’lu yıllardan itibaren basın sektörünün dramatik gelir kayıpları yaşaması ve Türkiye’de de benzer şekilde basın yayın kuruluşu sayısında önemli ölçüde gerileme görülmesi, dijital platformların medya ekosistemine verdiği hasarın boyutunu göstermektedir. Çeşitli raporlara göre, geleneksel medyanın reklam gelirlerindeki düşüş ve okuyucu sayılarındaki azalış, sektörün yapısal dönüşüm yaşadığının açık göstergeleridir. Bu veriler ışığında, dijital telif düzenlemesinin sadece hukuki bir gereklilik değil, medya endüstrisinin hayatta kalması için kritik bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
Özellikle Google’ın Kanada’daki haber kuruluşlarına yıllık yaklaşık 100 milyon Kanada doları (75 milyon USD) telif ödeyeceğinin açıklanması Türkiye’de konuya olan ilgiyi yeniden artırmıştır. Bu gelişme, dijital platformlardan telif geliri almanın mümkün olduğunu somut şekilde kanıtlarken, Türkiye’nin bu konudaki gecikmesini de gözler önüne sermektedir.
Gazetecilik Ekosisteminin Sistemik Dönüşümü: Sarı Gazetecilikten Platform Gazeteciliğine
Dijital telif hakları düzenlemesinin gerekliliğini ve kapsamını anlamak için, gazeteciliğin tarihsel evrimini ve dijital platformların bu sisteme nasıl müdahale ettiğini analiz etmek gerekmektedir. Bu analiz, önerilen çözümlerin hangi düzeyde etkili olabileceğini değerlendirmek açısından kritik önem taşımaktadır.
ABD Gazeteciliğinin Evrimsel Süreci: Üç Aşamalı Dönüşüm
Amerikan gazeteciliğinin 150 yıllık evrimi, medya sistemlerinin nasıl dönüştüğünü anlamak için önemli bir referans noktasıdır. 19. yüzyılın sonlarında William Randolph Hearst ve Joseph Pulitzer arasındaki rekabet, “Yellow Journalism” olarak bilinen sansasyonel habercilik dönemini başlatmıştır. Bu dönemde gazetecilik, dikkat çekici başlıklar, abartılı haberler ve okuyucu sayısını artırmaya odaklanan ticari bir faaliyet olarak karakterize edilmiştir.

Yirminci yüzyılın başında başlayan profesyonelleşme süreci, Columbia Gazetecilik Okulu’nun 1912’de kurulmasıyla ivme kazanmıştır. Bu dönemde objektiflik normu, etik kodlar ve gazetecilik standartları yerleşmiş, gazetecilik “dördüncü kuvvet” olarak demokrasinin temel bir unsuru haline gelmiştir. Yayın bağımsızlığı, haber-yorum ayrımı ve kamu yararı kavramları, modern gazeteciliğin temel paradigmalarını oluşturmuştur.
Yirmibirinci yüzyılda dijital platformların yükselişi, bu sistemde köklü bir değişim yaratmıştır. Geleneksel modelde editörler bilgi akışını kontrol ederken, dijital çağda algoritmalar bu rolü üstlenmiştir. Bu dönüşüm, kullanıcı etkileşimi odaklı bir paradigmanın ortaya çıkmasına ve “Platform Gazeteciliği” olarak adlandırılabilecek yeni bir aşamanın başlamasına neden olmuştur.
Google’ın Sistem Müdahalesi: Meadows Kuramı Çerçevesinde Analiz
Donella Meadows’ın sistem kuramı, gazetecilik ekosistemindeki değişiklikleri anlamak için güçlü bir analitik çerçeve sunmaktadır. Meadows, sistemlerde müdahale noktalarını etkinlik sırasına göre 12 seviyede sıralar, bunların en etkili olanları: (1) Paradigmaları Aşma Gücü [en güçlü], (2) Paradigma/Zihniyet, (3) Sistem Hedefleri, (4) Öz-Organizasyon Gücü, (5) Sistem Kuralları, (6) Bilgi Akışları… [en zayıf] Parametreler.”
Google’ın medya ekosistemine müdahalesi, bu hiyerarşinin en etkili seviyelerinde gerçekleşmektedir:
Hedefler Seviyesinde Müdahale (Seviye 2): Gazeteciliğin geleneksel hedefi olan kamuyu bilgilendirme ve demokrasiyi güçlendirme, Google’ın reklam geliri maksimizasyonu ve kullanıcı etkileşimi hedefleriyle çelişmektedir. Bu çelişki, sistemde yapısal bir kriz yaratmaktadır.
Bilgi Akışları Seviyesinde Kontrol (Seviye 5): Google’ın algoritmaları, yayın kararları dolaylı olarak etkileyerek bilgi akışını kontrol etmektedir. Mart 2024 Core Update’inin Türk medyasının bir kısmına %80-90 trafik kaybı yaşatması, bu kontrolün somut bir örneğidir.
Güç Yapıları Seviyesinde Dönüşüm (Seviye 7): Geleneksel medya modelinde güç, medya sahipleri ve editörler arasında paylaşılırken, dijital çağda platformlar nihai kontrolü ele geçirmiştir. Bu, gazetecilik tarihindeki en radikal güç transferlerinden biridir.
Türkiye’deki Özgül Durum ve Çözüm Seviyeleri
Türk medyasının evrimi, ABD modelinden farklı bir seyir izlemiştir. Muhabirlik geleneğinden köşe yazarlığına, oradan da parti yazarlığına doğru gerçekleşen dönüşüm, mesleğin özgün haber üretimi kapasitesini zayıflatmıştır. Bu yapısal zayıflık, Google’ın algoritma değişikliklerinin etkisini daha da artırmaktadır.
Trump döneminde USAID’in kapanması ve 268 milyon dolarlık medya desteğinin kesilmesi, küresel bağımsız gazetecilik ekosisteminin yanı sıra Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşlarını da doğrudan etkilemiş, Türk medyasını çok boyutlu bir krizin ortasında bırakmıştır. Bu ortamda Google’ın algoritma değişiklikleri, Gazete Duvar gibi medya kuruluşlarının kapanmasına neden olacak son darbe rolü oynamıştır.
Meadows analizi çerçevesinde değerlendirildiğinde, önerilen hibrit dijital telif modeli temel olarak Kurallar seviyesinde (4. seviye) müdahale etmektedir. Bu yaklaşım önemli olmakla birlikte, daha köklü bir değişim için Güç Yapıları (7. seviye) seviyesinde müdahale gerekebilir. Platform hakimiyetini kırmak ve medya kuruluşlarının pazarlık gücünü artırmak, bu seviyede müdahaleyi gerektirir.
Ayrıca, uzun vadede Paradigma değişimi (1. seviye) de kaçınılmaz görünmektedir. AI çağında gazeteciliğin temel değerleri, iş modelleri ve toplumsal rolü yeniden tanımlanmak zorundadır. Dijital telif düzenlemesi, bu daha geniş dönüşümün önemli bir bileşeni olarak değerlendirilmelidir.
Bu sistem analizi, dijital telif düzenlemesinin sadece teknik bir hukuki düzenleme değil, gazetecilik ekosisteminin sistemik dönüşümünde kritik bir müdahale aracı olduğunu göstermektedir. Önerilen hibrit modelin başarısı, bu sistemik bağlamda değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılabilir.
TBMM Komisyonu Toplantısı: Eleştiriler, Cevaplar ve Hesap Verebilirlik Sorunu
8 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleşen TBMM Dijital Mecralar Komisyonu toplantısı, Google algoritma değişikliklerinin Türk medyasına etkisi üzerinde yoğunlaşmış ve dijital telif hakları konusunda önemli tartışmalara sahne olmuştur. Toplantı, Google temsilcileri ile milletvekillerinin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduğu kritik bir platform olmasının yanı sıra, mevcut sorunların boyutunu ve çözüm arayışlarının karmaşıklığını net şekilde ortaya koymuştur.
Algoritma Şeffaflığı ve Denetim Sorunu
Toplantıdaki en temel eleştirilerden birisi, Google algoritmasının şeffaflık eksikliği üzerine odaklanmıştır. Bir milletvekilinin “Algoritmalarınızı kim denetliyor? Nereden bileceğiz biz, algoritmadaki değişikliği nasıl göreceğiz?” sorusu, teknoloji devlerinin hesap verebilirlik konusundaki temel sorununun altını çizmiştir.
Google temsilcilerinin bu sorulara verdiği cevaplar, 180 sayfalık kılavuz ve durum kontrol paneli (status dashboard) gibi mevcut araçlara atıfta bulunmuş, ancak bağımsız denetim mekanizmalarının varlığı konusunda tatmin edici açıklama yapamamıştır. Bu durum, dijital platformların mevcut düzenleyici çerçevede nasıl bir şeffaflık ve hesap verebilirlik boşluğu yarattığını göstermektedir.
Mart 2024’te gerçekleşen Google Core güncellemesinin Türk medyasına verdiği hasar, bu şeffaflık eksikliğinin somut sonuçlarını ortaya koymuştur. Bazı haber sitelerinin trafiklerinde %80-90’lık düşüşler yaşanması, “2 milyon’dan 100-150 bin’e düşmek normal bir dalgalanma değil” şeklinde ifade edilen ciddi ekonomik kayıplar, algoritma değişikliklerinin medya ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne sermiştir.
Bu algoritma değişikliklerinin en dramatik sonuçlarından birisinin, Gazete Duvar’ın 12 Mart 2025 itibariyle yayınlarına son vermesi olduğu ileri sürülmektedir. 2016’da yayın hayatına başlayan ve gelirlerinin önemli bir kısmını Google’ın yönlendirdiği trafik ile elde ettiğini beyan eden Gazete Duvar, Google’ın “Keşfet (Discover)” üzerindeki yapılanması nedeniyle gelirlerinin büyük ölçüde düşmesini gerekçe göstererek kapanmıştır.
Elbette ki, Gazete Duvar’ın kapanmasının nedenleri çok boyutlu olmalıdır. Google’ın algoritma değişiklikleri gelir akışını ciddi şekilde etkilemiş olsa da, uluslararası fon kaynaklarında yaşanan kesintiler ve genel medya sektöründeki ekonomik kırılganlıklar da bu sonucu hazırlayan faktörler arasında yer alması olasıdır.
BİK’in Yapısal Google Bağımlılığı: “Yerli ve Millî” Sistemin İronisi
Bu noktada, Türkiye’nin düzenleyici yanıtının paradoksal durumu dikkat çekicidir. Basın İlan Kurumu (BİK)’in “yerli ve millî” olarak geliştirdiği kendi ölçüm sistemi kullanmasına rağmen, ölçtüğü trafik verilerinin yapısal Google bağımlılığı ironik bir durumu ortaya çıkarıyor. BİK Analitik Politika Belgesi‘ne göre, internet haber sitelerinin ziyaretçi sayılarının “yüzde 15’inin doğrudan gelen trafiklerden oluşması” yeterli görülüyor – bu da %85’inin dolaylı trafik (arama motorları, sosyal medya, yönlendirilen) olabileceği anlamına geliyor.
Google’ın arama trafiğindeki hakimiyeti nedeniyle, BİK’in kendi sistemiyle ölçtüğü veriler de büyük ölçüde Google’ın algoritma kararlarına bağımlı hale geliyor. Bu durum, düzenleyici kurumların “bağımsız” sistemler geliştirse bile teknoloji devlerine olan yapısal bağımlılığından kaçamadığının somut bir göstergesi.
BİK’in “Okur Bazlı Trafik (OBT)” politikası, “gerçek okuyucuların doğal davranışlarını gösteren trafiklerin dikkate alınması” prensibine dayanıyor ve “otomatize edilmiş sistemler tarafından oluşturulmuş” trafikleri geçersiz sayıyor. Ancak bu politika bile Google’ın organik arama sonuçlarından gelen trafiğe yapısal olarak bağımlı durumda. Gazete Duvar vakasında da görüldüğü gibi, Google’ın algoritma değişiklikleri sonrası trafikteki düşüş, BİK’in kendi ölçüm kriterlerini karşılayamama ve dolayısıyla resmi ilan hakkını kaybetme sonucunu doğurmuş. Bu durum, yerli ölçüm sistemlerinin bile global platform hegemonyasından kaçamadığını gösteriyor.
Elbette ki, Gazete Duvar’ın kapanmasının nedenleri çok boyutlu olmalıdır. Google’ın algoritma değişiklikleri gelir akışını ciddi şekilde etkilemiş olsa da, uluslararası fon kaynaklarında yaşanan kesintiler ve genel medya sektöründeki ekonomik kırılganlıklar da bu sonucu hazırlayan faktörler arasında yer alması olasıdır.
Gelir Paylaşımı ve Çifte Standart Sorunu
Toplantıdaki en kritik eleştiri, Google’ın gelir paylaşımı konusundaki çifte standardına yönelik olmuştur. Milletvekillerinin “Türkiye’den 6,5 milyar dolar gelir elde ediyorsunuz, hiçbir katkı sunmuyorsunuz” ve “Kanada’da, Fransa’da uyguladığınız gelir paylaşımını neden Türkiye’de uygulamıyorsunuz?” sorularına Google temsilcileri tatmin edici cevap verememiştir.
Google’ın bu sorulara karşılık “1.200 gazeteci eğittik” şeklindeki cevabı, gelir paylaşımı talebinin tam olarak anlaşılmadığını veya bilinçli olarak önemsenmediğini göstermiştir. Eğitim programları şüphesiz değerli olmakla birlikte, medya kuruluşlarının yaşadığı ekonomik sıkıntıların çözümü için yeterli olmadığı açıktır.
Bu çifte standart, uluslararası karşılaştırmalarda daha da belirgin hale gelmektedir. Google’ın Avustralya’da yaklaşık 200 milyon dolar, Kanada’da 100 milyon Kanada doları ödeme yapmayı kabul etmesi, ancak Türkiye’de benzer ödemeleri reddetmesi, gerçek bir adaletsizlik yaratmaktadır.
Medya Kuruluşlarıyla Diyalog Eksikliği
Toplantıda dikkat çeken bir diğer sorun, Google’ın zarar gören medya kuruluşlarıyla diyalog kurmaması olmuştur. T24, BirGün, Medyascope gibi medya kuruluşlarının bildiri yayınlamasına rağmen Google temsilcilerinin bu kuruluşlarla görüşme yapmadığı iddia edilmiştir.
Google’ın bu iddialara “görüştük” şeklinde genel ifadelerle cevap vermesi, ancak somut detay verememesi, şirketin medya kuruluşlarının endişelerini ciddiye almadığının göstergesi olmuştur. Bu durum, dijital platformların toplumsal sorumluluk konusundaki yaklaşımlarının yetersizliğini ortaya koymaktadır.
Gazete Duvar’ın kapanmasının ertesi günü, BirGün Gazetesi, T24, Medyascope ve altı diğer yayın organı “Google’ın yıkıcı ambargosunu protesto ediyoruz” başlığıyla ortak bir metin yayınlamıştır. Bu ortak açıklamada “Medyanın yaşadığı kriz, özgürce haber almak isteyen tüm yurttaşların krizidir. Daha da ötesi bu bir demokrasi krizidir” ifadesi yer almaktadır.
Bu gelişmeler, sadece ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda demokratik bilgi akışının tehdit altına girdiğinin de göstergesidir. Gazeteciler Cemiyeti’nin Demokrasi için Medya, Medya için Demokrasi ve 9. Köy projeleri kapsamında gerçekleştirdiği Medya Konferansı’nın 2025 yılı temasının “Dijital Tekeller, Tehditler ve Arayışlar” olarak belirlenmesi de bu endişelerin medya camiasında ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir.
Komisyon Toplantısının Genel Değerlendirmesi
TBMM Komisyonu toplantısının genel analizi, Google’ın eleştirilerin büyük kısmına tatmin edici cevap veremediğini göstermektedir. Özellikle şeffaflık, gelir paylaşımı ve medya kuruluşlarıyla diyalog konularında Google’ın performansı yetersiz kalmıştır.
Diğer taraftan, milletvekillerinin eleştirilerinin büyük çoğunluğunun haklı temellere dayandığı, ancak kısmen de siyasi malzeme yapma çabası içerisinde oldukları görülmektedir. Toplantıda kullanılan “özgürlük düşmanı” ifadesi gibi duygusal yaklaşımlar, Google’ın niyetini tam yansıtmıyor görünmekle birlikte, şirket faaliyetlerinin yarattığı sonuçlar açısından haklı endişeleri yansıtmaktadır.
Türkiye’de Dijital Telif Hakkı Düzenlemesi 2025: TBMM Komisyonu Tartışmaları ve Modeli Önerisi
Rekabet Kurumu Kararı ve Ekonomik Bütünlük Kavramı
Rekabet Kurumu’nun Google hakkında verdiği 12.12.2024 tarihli 2.6 milyar TL’lik ceza kararı, TBMM Komisyonu toplantısındaki tartışmalara önemli bir hukuki boyut katmaktadır. 12 Aralık 2024 tarihinde sonuçlanan soruşturmada, Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti., Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc.’ten oluşan ekonomik bütünlüğe rekabet ihlali nedeniyle ceza verilmiştir.
Ekonomik Bütünlük vs. Bağımsız Şirket Çelişkisi
Rekabet Kurumu kararının en dikkat çekici yanı, “ekonomik bütünlük” kavramını kullanarak tüm Google şirketlerini tek bir karar birimiymiş gibi değerlendirmesidir. Bu yaklaşım, TBMM Komisyonu toplantısında Google temsilcilerinin “Google Türkiye bağımsız bir şirket” vurgusu yapmasıyla doğrudan çelişmektedir.
Rekabet hukuku açısından ekonomik bütünlük kavramı, hukuki olarak ayrı tüzel kişilikler olsalar bile, fiili olarak tek bir ekonomik karar birimi olarak hareket eden şirketler topluluğunu ifade etmektedir. Google’ın küresel operasyonlarında algoritma değişiklikleri, iş politikaları ve stratejik kararların merkezi olarak alınması, bu bütünlüğün en açık kanıtıdır.
Rekabet İhlalinin Niteliği
Rekabet Kurumu, Google’ın yayıncı reklam sunucusu hizmetleri pazarındaki hakimiyetine dayanarak kendi arz tarafı platform (SSP) hizmetine haksız avantaj sağladığını ve bu durumun rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelikte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespit, Google’ın sadece arama motoru değil, aynı zamanda reklam teknolojileri ekosisteminde de tekelleşme eğilimi gösterdiğinin kanıtıdır.
Karar, Google’ın dikey entegrasyon stratejisinin yarattığı rekabet sorunlarına işaret etmektedir. Şirketin hem arz hem de talep tarafında platform hizmetleri sunması, kendi hizmetlerini kayırarak rakiplerini dezavantajlı duruma sokmasına imkan tanımaktadır.
TBMM Tartışmalarına Katkısı
Rekabet Kurumu kararı, TBMM Komisyonu toplantısındaki eleştirileri destekleyen güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Özellikle şu noktalarda:
Tekel Konumunun Kötüye Kullanılması: Komisyonda gündeme getirilen Google’ın hakim durumunu kötüye kullandığı iddiaları, Rekabet Kurumu tarafından resmen tespit edilmiştir.
Ekonomik Bütünlük Gerçeği: Google temsilcilerinin “bağımsız şirket” savunması, Rekabet Kurumu’nun ekonomik bütünlük tespiti ile çürütülmüştür.
Yapısal Düzenleme İhtiyacı: Ceza kararının yanı sıra, Google’ın üçüncü taraf SSP’lere kendi hizmetine uygulanan koşullardan daha az elverişli olmayacak koşulları sağlaması yükümlülüğü getirilerek yapısal düzenlemelerin gerekliliği vurgulanmıştır.
Bu gelişme, dijital telif düzenlemesinin sadece telif hakkı perspektifinden değil, rekabet hukuku çerçevesinde de ele alınması gerektiğini göstermektedir. Google’ın reklam teknolojileri alanındaki tekelleşme eğilimi, medya kuruluşlarının gelir kaybı yaşamalarının temel nedenlerinden birisidir.
AB Dijital Düzenlemeler Paketi’nin Yetersizliği
Avrupa Birliği’nin 2018-2022 döneminde hayata geçirdiği dijital düzenlemeler paketi, üç ana bileşenden oluşmaktadır: Avrupa Elektronik İletişim Kodu (EECC – 2018), Dijital Hizmetler Yasası (DSA – 2022) ve Dijital Pazarlar Yasası (DMA – 2022). Bu düzenlemeler dijital platformların kontrolü konusunda önemli adımlar olmakla birlikte, özellikle arama motoru algoritmaları ve medya kuruluşlarının karşılaştığı sorunlar açısından yetersiz kalmaktadır.
AB Dijital Düzenlemelerinin Kapsamı ve Sınırları
EECC (Avrupa Elektronik İletişim Kodu): 11 Aralık 2018’de kabul edilen ve 20 Aralık 2018’de yürürlüğe giren EECC, temel olarak telekomünikasyon operatörlerini (Vodafone, Deutsche Telekom, Orange gibi) ve internet servis sağlayıcılarını kapsamaktadır. Bu düzenleme, elektronik iletişim altyapısı üzerine odaklanmakta, dijital içerik platformları ve medya telif hakları konusunu ele almamaktadır.
DSA (Dijital Hizmetler Yasası): 19 Ekim 2022’de kabul edilen ve 16 Kasım 2022’de yürürlüğe giren DSA, çevrimiçi aracı hizmet sağlayıcıları ve platformları düzenlemektedir. DSA üç katmanlı bir yapıya sahiptir: temel aracı hizmet sağlayıcıları, çevrimiçi platformlar ve AB’de aylık 45 milyon+ kullanıcısı olan Çok Büyük Çevrimiçi Platformlar (VLOP) ile Çok Büyük Çevrimiçi Arama Motorları (VLOSE). Google, Meta, Amazon, TikTok gibi platformlar hem DSA hem de VLOSE/VLOP kategorisinde yer almaktadır.
DMA (Dijital Pazarlar Yasası): 1 Kasım 2022’de yürürlüğe giren ve 2 Mayıs 2023’te uygulanmaya başlanan DMA, “kapı bekçisi” (gatekeeper) platformları hedeflemektedir. Alphabet (Google), Amazon, Apple, ByteDance (TikTok), Meta ve Microsoft’un 22 hizmeti “temel platform hizmetleri” olarak tanımlanmıştır.
DSA’nın Algoritma Şeffaflığı Konusundaki Eksikleri
DSA, VLOP’lar için algoritma şeffaflığı raporları zorunlu kılsa da, bu raporlar genellikle sosyal medya algoritmaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Arama motoru sonuçlarının sıralanması, reklam gösteriminin algoritması ve bu süreçlerin medya kuruluşlarına etkisi DSA’nın detaylı düzenleme alanının dışında kalmaktadır.
Google’ın Mart 2024 Core güncellemesinin Avrupa’daki medya kuruluşlarına verdiği zarar, DSA’nın bu alandaki yetersizliğini açık şekilde ortaya koymuştur. Çeşitli Avrupa ülkelerinde medya kuruluşlarının önemli ölçüde görünürlük kaybı yaşaması, DSA’nın mevcut haliyle arama algoritması kaynaklı sorunları çözemediğinin kanıtıdır.
DMA’nın Rekabet Odaklı Yaklaşımının Sınırları
DMA, büyük teknoloji platformlarının “kapı bekçisi” rollerini düzenlemekte ve rekabet koşullarını iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Ancak DMA’nın temel odağı, platformların kendi hizmetlerini kayırmasını önlemek, veri taşınabilirliğini sağlamak ve rakip uygulamalara adil erişim vermek üzerinedir.
DMA kapsamında Google, kullanıcı verilerini rekabet avantajı için kullanamayacak ve üçüncü taraf hizmetlere adil koşullar sağlamak zorundadır. Ancak bu düzenlemeler, medya kuruluşlarıyla doğrudan gelir paylaşımı konusunu ele almamaktadır. Platformların algoritma değişiklikleriyle medya trafiğini etkilemesi, DMA’nın mevcut kapsamının dışında kalmaktadır.
Gelir Paylaşımı Konusundaki Boşluk
Hem DSA hem de DMA, dijital platformların medya kuruluşlarıyla gelir paylaşımı yapması konusunda herhangi bir düzenleme içermemektedir. Bu konu, üye ülkelerin kendi telif mevzuatları çerçevesinde çözmeleri gereken bir alan olarak bırakılmıştır. Ancak bu yaklaşım, platformların ülkeler arasında farklı standartlar uygulamasına imkan tanımaktadır.
Fransa ve Almanya’nın AB Telif Direktifi çerçevesinde Google’dan ödeme alabilmesi, ancak diğer AB ülkelerinin benzer başarı gösterememesi, düzenlemenin parçalı ve yetersiz olduğunu göstermektedir. DSA ve DMA’nın kapsamlı düzenlemeleri olmasına rağmen, medya kuruluşlarının asıl sorunu olan gelir kaybı konusunda somut çözüm üretememesi, bu düzenlemelerin temel bir eksikliğidir.
Türkiye İçin DSA Modelinin Yetersizliği
DSA modelinin Türkiye’ye uyarlanması halinde de benzer sorunların yaşanacağı öngörülebilir. Özellikle:
Kapsam Sınırlaması: DSA’nın sosyal medya odaklı yaklaşımı, arama motoru kaynaklı sorunları çözmekte yetersiz kalacaktır.
Gelir Paylaşımı Boşluğu: Platform gelirlerinden medya kuruluşlarına aktarım konusunda somut mekanizma içermemektedir.
Uygulama Zorluğu: AB’nin güçlü düzenleyici altyapısına rağmen platformların uyum sağlama konusundaki isteksizliği, Türkiye için daha büyük zorluklar yaratacaktır.
Bu nedenle Türkiye, DSA modelini referans alırken, özellikle medya kuruluşlarının dijital platformlardan gelir elde etmesi konusunda daha güçlü ve spesifik düzenlemeler geliştirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır.
Kanada ve Avustralya Modelleri: Başarılar ve Başarısızlıklar
Dijital platformların medya kuruluşlarına ödeme yapması konusunda dünyada en kapsamlı düzenlemeleri yapan iki ülke olan Kanada ve Avustralya’nın deneyimleri, Türkiye için önemli dersler içermektedir.
Avustralya Modeli: News Media Bargaining Code
Avustralya, 2 Mart 2021’de yürürlüğe koyduğu News Media Bargaining Code ile dünyada ilk kez büyük teknoloji platformlarının yerel haber yayıncılarına zorunlu ödeme yapmasını sağlamıştır. Bu modelin temel özellikleri şunlardır:
Esnek Müzakere Sistemi: Haber kuruluşları doğrudan müzakere edebilir veya anlaşma sağlanamıyorsa “final offer arbitration” (beyzbol arbitrajı) devreye girer.
Kapsama Alma Tehdidi: Hükümet, platformları “kapsama alınmış/designated” statüsüne alabilir ve bu durumda kod zorunlu hale gelir. Platformlar yeterli anlaşma yaparlarsa bu zorunluluktan muaf tutulabilir.
Gönüllü Anlaşma Seçeneği: Platformlar isterlerse kendi iradeleriyle medya kuruluşlarıyla anlaşma yapabilir.
Avustralya Modelinin Sonuçları
Avustralya modeli kısa vadede önemli başarılar elde etmiştir. 30’un üzerinde anlaşma imzalanmış, toplamda yaklaşık 200 milyon Avustralya doları medya sektörüne aktarılmıştır. ACCC (Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu) değerlendirmesine göre yıllık 250 milyon Avustralya doları medya sektörüne aktarılmaktadır.
Ancak modelin uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda endişeler bulunmaktadır. Meta’nın 2024’te sözleşmeleri yenilemeyeceğini açıklaması ve Facebook News sekmesini kapatması, platformların direncinin sürdüğünü göstermektedir.
Kanada Modeli: Online News Act (Bill C-18)
Kanada’nın Haziran 2023’te onayladığı Online News Act, Avustralya’dan farklı bir yaklaşım benimser. Bu modelin temel özellikleri:
Merkezi Fon Sistemi: Google’dan alınan ödemeler tek bir fona aktarılır ve gazeteci sayısına göre dağıtılır.
Daha Sert Yasal Çerçeve: Avustralya’dan farklı olarak platformların kod dışında ayrı anlaşma yapma seçeneği sınırlıdır.
Şeffaf Dağıtım: Gizli anlaşmalar yerine açık kriterlerle ödeme dağıtımı yapılır.
Kanada Modelinin Sonuçları
Google, Kasım 2023’te Kanada hükümeti ile anlaşarak yıllık 100 milyon Kanada doları (yaklaşık 75 milyon USD) ödeme yapmayı kabul etmiştir. Bu ödeme kollektif bir fonda toplanacak ve Kanadalı medya kuruluşlarına dağıtılacaktır.
Ancak Meta’nın tepkisi çok sert olmuştur. Ağustos 2023’ten itibaren Facebook ve Instagram’da tüm haber içeriği yasaklanmış, küçük yayıncılar trafiklerinin yarısından fazlasını kaybetmiştir.
İki Modelin Karşılaştırmalı Analizi
Ödeme Başarısı: Her iki ülke de platformlardan önemli miktarda ödeme almayı başarmıştır. Avustralya’da yıllık 100 milyon USD, Kanada’da 75 milyon USD seviyesinde ödemeler sağlanmıştır.
Platform Katılımı: Avustralya’da hem Google hem Meta (en azından bir süre) ödeme yapmış, Kanada’da ise sadece Google ödeme yapmayı kabul etmiştir.
Medya Etkisi: Avustralya modeli daha az sosyal medya trafiği kaybına neden olurken, Kanada’da Meta’nın tamamen çekilmesi büyük trafik kayıpları yaratmıştır.
Sürdürülebilirlik: Her iki modelde de platformların uzun vadeli direnci sürmektedir. Meta’nın küresel stratejisi haber dağıtımından çekilme yönündedir.
Uluslararası Deneyimlerden Çıkarılan Dersler
Kanada ve Avustralya deneyimleri şu önemli dersleri vermektedir:
Yasal Baskı Etkilidir: Her iki ülkede de platformlar ancak yasal zorunluluk karşısında ödeme yapmayı kabul etmiştir. Gönüllü anlaşma veya iyi niyet beklentileri sonuçsuz kalmıştır.
Meta Direnci: Meta’nın her iki ülkede de gösterdiği sert direnç, şirketin haber dağıtımından çekilme stratejisini göstermektedir.
Google Daha Pragmatik: Google, yasal baskı karşısında anlaşma yapmayı tercih etmekte, Meta’ya kıyasla daha pragmatik yaklaşım sergilemektedir.
Ekonomik Etki Sınırlı: Elde edilen ödemeler medya sektörünün ihtiyaçlarına kıyasla sınırlı kalmaktadır, ancak önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır.
Türkiye İçin Hibrit Model Önerisi ve Medya Ekosisteminin Gerçekleri
Kanada ve Avustralya’nın deneyimlerinden yola çıkarak, Türkiye’nin kendine özgü medya ekosistemine uygun hibrit bir model geliştirilmesi mümkündür. Ancak bu modelin tasarlanmasında, Türkiye’deki gazeteciliğin mevcut durumu ve yapısal sorunları da dikkate alınmalıdır.
Türk Medyasının Mevcut Durumu ve Yapısal Sorunlar
Dijital telif düzenlemesi önerileri yapılırken, Türkiye’deki medya kuruluşlarının gerçek durumunun göz önünde bulundurulması kritik önem taşımaktadır. Veriler, Türkiye’deki gazeteciliğin sadece ekonomik değil, aynı zamanda ciddi hukuki ve politik baskılarla karşı karşıya olduğunu göstermektedir.
Medya Dayanışma Grubu adı altında 13 meslek örgütü asgari ortak çalışmalar yapmaya çalışsa da, bu örgütlerin toplamı bile “Türkiye’deki gazeteciliği koruyacak güçte değil” olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, dijital telif düzenlemesinin medya özgürlüğü sorunlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini göstermektedir.
Hibrit Modelin Temel Bileşenleri
Bu yapısal sorunlar dikkate alınarak, önerilen hibrit model şu temel bileşenleri içermelidir:
Aşamalı Uygulama Stratejisi: İlk aşamada Avustralya modelinin esnek müzakere sistemi uygulanır. Platformlar medya kuruluşlarıyla doğrudan anlaşma yapma şansına sahip olur. Bu anlaşmaların yeterli düzeyde gerçekleşmemesi halinde ikinci aşamaya geçilir.
Kollektif Fon Mekanizması: Anlaşmaların yeterli seviyede olmaması halinde Kanada modelindeki gibi merkezi bir fon sistemi devreye girer. Bu fon, platform gelirlerinden belirli oranda kesinti yapılarak oluşturulur.
Çoklu Platform Yaklaşımı: Sadece Google ve Meta ile sınırlı kalmayıp, TikTok, X (Twitter), YouTube gibi diğer önemli platformları da kapsayan geniş bir düzenleme yapılır.
Medya Özgürlüğü Koruma Mekanizması: Fondan yararlanan medya kuruluşlarının yayın bağımsızlığının korunması için özel güvenceler geliştirilmelidir. Bu güvenceler, politik müdahaleleri önleyecek şekilde tasarlanmalıdır.
Türk Medyasının Özelliklerine Uygun Düzenlemeler
Dil ve İçerik Önceliği: Türkçe içerik üreten medya kuruluşlarına öncelik tanınır. Bu sayede yerel medyanın desteklenmesi sağlanır.
Küçük ve Orta Ölçekli Medya Koruması: Büyük medya gruplarının yanı sıra, küçük ve bağımsız medya kuruluşlarının da sistemden faydalanabilmesi için özel düzenlemeler yapılır. Gazete Duvar’ın kapanması gibi vakaların önlenmesi amacıyla, özellikle bağımsız medya kuruluşlarına koruyucu mekanizmalar sağlanır.
Şeffaflık ve Denetim: Ödeme dağıtımının şeffaf kriterlere göre yapılması ve bu sürecin bağımsız kurumlar tarafından denetlenmesi sağlanır. Bu süreç, siyasi müdahaleleri önleyecek şekilde tasarlanmalıdır.
Yasal Çerçevenin Tasarımı
FSEK Güncellemesi: Mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, dijital çağın gereksinimlerine uygun şekilde güncellenir. Özellikle gazeteciliğin ürettiği özgün içeriklerin ve haber sunumunun telif koruması altına alınması, aynı zamanda temel bilgi akışının ve ifade özgürlüğünün korunması dengesi sağlanır.
Rekabet Hukuku Entegrasyonu: Dijital platformların tekel konumlarının kötüye kullanımının önlenmesi için rekabet hukuku araçları etkin şekilde kullanılır.
Cezai Yaptırımlar: Yükümlülüklere uymayan platformlar için etkin cezai yaptırımlar öngörülür. Bu cezalar, platformların Türkiye gelirlerinin belirli oranında olacak şekilde caydırıcı düzeyde belirlenir.
Uygulama Mekanizması
Dijital Medya Düzenleme Kurulu: Telif ödemelerinin takibi, denetimi ve dağıtımını koordine edecek özel bir kurul oluşturulur. Bu kurul, medya temsilcileri, hukuk uzmanları ve kamu temsilcilerinden oluşur.
Tahkim Sistemi: Platform-medya anlaşmazlıklarının çözümü için hızlı ve etkin tahkim mekanizması kurulur.
Düzenli İzleme ve Değerlendirme: Sistemin etkinliği düzenli olarak izlenir ve gerekli güncellemeler yapılır.
Beklenen Faydalar ve Riskler
Önerilen hibrit modelin başarılı şekilde uygulanması durumunda, medya kuruluşlarının dijital platformlardan sürdürülebilir gelir elde etmesi ve Türk medyasının ekonomik durumunun iyileşmesi beklenmektedir. Bu durum, kaliteli gazetecilik ve özgün içerik üretiminin teşvik edilmesi yanında, dezenformasyonla mücadelede güvenilir medyanın güçlenmesine de katkı sağlayacaktır.
Ancak sistemin uygulanması sürecinde bazı riskler de bulunmaktadır. Platformların tepki olarak Türkiye’deki hizmetlerini kısıtlama ihtimali, uygulama sürecinde yaşanabilecek teknik zorluklar ve büyük medya gruplarının küçük kuruluşlara göre sistemden daha fazla faydalanma riski göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Bu nedenle düzenlemenin tasarımında adil dağıtım mekanizmaları ve koruyucu önlemler özel önem taşımaktadır.
Risk Yönetimi Stratejileri
Platform Direncine Karşı Önlemler: Platformların hizmet kısıtlaması yapması halinde uygulanacak ek yaptırımlar önceden belirlenir.
Adil Dağıtım Mekanizması: Küçük medya kuruluşlarının dezavantajlı olmaması için pozitif ayrımcılık uygulanır.
Toplumsal Destek: Düzenlemenin toplumsal faydasının anlatılması ve vatandaş desteğinin sağlanması için kapsamlı iletişim stratejisi uygulanır.
Sonuç ve Tavsiyeler
Türkiye’de dijital telif hakları düzenlemesi artık ertelenemez bir ihtiyaç haline gelmiştir. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu toplantısında ortaya çıkan tartışmalar, Rekabet Kurumu’nun Google’a verdiği ceza ve uluslararası deneyimler, bu düzenlemenin hem hukuki hem de ekonomik bir zorunluluk olduğunu göstermektedir.
Acil Eylem Gerekliliği ve Çok Boyutlu Kriz
Oluşan farkındalığa rağmen somut düzenleme adımlarının atılmaması, Türk medyasının dijital platformlar karşısındaki dezavantajlı durumunu sürdürmektedir.
Ancak Gazete Duvar gibi kapanmaların sadece Google algoritması kaynaklı olmadığı gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Trump’ın ikinci dönem başkanlığı ile birlikte USAID ve benzeri uluslararası fon kaynaklarının kesilmesi, birçok medya kuruluşunun finansal temellerini sarsmıştır. Bu durum, medya kuruluşlarının tek gelir kaynağına bağımlılığının risklerini bir kez daha ortaya koymuştur.
BİK’in “yerli ve millî” ölçüm sistemi geliştirmesine rağmen, sistemin Google’ın algoritma kararlarına yapısal bağımlılığı, düzenleyici bağımsızlık iddialarının kırılganlığını gözler önüne seriyor. Trafik verilerinin %85’inin dolaylı kaynaklardan gelebilmesi ve Google’ın arama hakimiyeti, “bağımsız” sistemlerin bile global platform hegemonyasından kaçamadığının çarpıcı kanıtıdır.
Google’ın Türkiye’den elde ettiği iddia edilen 6,5 milyar dolar gelire karşılık medya kuruluşlarına herhangi bir ödeme yapmaması, aynı şirketin Kanada’da 75 milyon dolar, Avustralya’da 100 milyon dolar ödeme yapmasıyla karşılaştırıldığında çifte standardın boyutu anlaşılmaktadır. Bu adaletsizlik, AI çağında daha da derinleşebilir.
Siyasi İrade ve Uygulama Kararlılığı
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nun konuya sahip çıkması ve milletvekillerinin partiler üstü yaklaşım sergilemeleri, gerekli siyasi iradenin varlığını göstermektedir. Ancak bu iradenin somut yasal düzenlemeye dönüştürülmesi için kararlı adımlar atılması gerekmektedir.
Kanada ve Avustralya deneyimleri göstermiştir ki, platformlar ancak yasal zorunluluk karşısında ödeme yapmaktadır. İyi niyet beklentileri veya gönüllü anlaşma umutları sonuçsuz kalmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin de güçlü ve caydırıcı bir yasal çerçeve oluşturması zorunludur.
Gelecek Odaklı Hibrit Modelin Avantajları
Önerilen hibrit model, hem Avustralya’nın esnek müzakere yaklaşımının hem de Kanada’nın merkezi fon sisteminin avantajlarını birleştirmektedir. Ancak bu yaklaşım, AI çağının gerektirdiği esneklik ve çok kanallı gelir modellerini de destekleyecek şekilde tasarlanmalıdır.
Özellikle küçük ve bağımsız medya kuruluşlarının korunması, Türk medyasının çeşitliliği açısından kritik önem taşımaktadır. T24, BirGün, Medyascope gibi kuruluşların algoritma değişiklikleri ve dış finansman kesintileri nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntılar, düzenlemenin bu kesimi de kapsayacak ve gelecekteki şokları absorbe edebilecek şekilde tasarlanması gerektiğini göstermektedir.
Model ayrıca, geleneksel muhabirlik ve saha gazeteciliğini teşvik edecek, salon gazeteciliği ve parti yazarlığı yerine özgün haber üretimini ödüllendirecek kriterler içermelidir. Bu yaklaşım, Türk medyasının kalite sorununa da katkı sağlayacaktır.
Uygulama Süreci İçin Tavsiyeler
Kısa Vadeli Adımlar (3-6 ay):
Dijital Telif Yasası taslağının TBMM’ye sunulması
Paydaş görüşmelerinin tamamlanması
Teknik altyapı çalışmalarının başlatılması
Orta Vadeli Adımlar (6-12 ay):
Yasanın çıkarılması ve yürürlüğe konması
Dijital Medya Düzenleme Kurulu’nun oluşturulması
Platform-medya anlaşma süreçlerinin başlatılması
Uzun Vadeli Hedefler (1-3 yıl):
Sistemin tam kapasiteyle işlemesi
Düzenli izleme ve değerlendirme
Gerekli güncellemelerin yapılması
Toplumsal Fayda ve Demokrasi
Dijital telif düzenlemesi sadece medya kuruluşlarının ekonomik çıkarları açısından değil, demokrasinin ve ifade özgürlüğünün korunması açısından da kritik önem taşımaktadır. Kaliteli gazeteciliğin ekonomik temellerinin güçlendirilmesi, dezenformasyonla mücadelede önemli bir araçtır.
Sonuç
Türkiye, dijital telif hakları konusunda artık kararlı adımlar atması gereken kritik bir dönemdedir. TBMM Komisyonu toplantısında ortaya çıkan sorunlar, uluslararası başarılı örnekler ve mevcut hukuki altyapının yetersizlikleri, kapsamlı bir düzenlemeye olan ihtiyacı açık şekilde göstermektedir.
Önerilen hibrit model, Türkiye’nin kendine özgü koşullarına uygun, adil ve sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Bu modelin başarılı şekilde uygulanması, Türk medyasının dijital çağda ayakta kalabilmesi ve topluma kaliteli hizmet verebilmesi için vazgeçilmez bir zorunluluktur.
Artık sorun tespiti aşaması geçilmiş, çözüm yolları belirlenmiştir. Geriye kalan, siyasi iradenin bu çözümleri hayata geçirme konusundaki kararlılığıdır. Türkiye’nin dijital telif alanında öncü ülkeler arasına katılması, hem medya endüstrisi hem de demokrasi açısından tarihi bir fırsat olacaktır.
Kavram Sözlüğü
Algoritma Şeffaflığı: Dijital platformların içerik sıralama, görünürlük ve dağıtım kararlarında kullandıkları algoritmaların işleyiş prensiplerinin açık ve denetlenebilir olması durumu.
BİK Analitik: Basın İlan Kurumu tarafından geliştirilen “yerli ve millî” internet haber sitesi trafik ölçüm sistemi. Resmi ilan dağıtımında kullanılan kriterleri belirlemek amacıyla 2023’te hayata geçirilmiştir.
Core Update: Google’ın arama algoritmasında yapılan kapsamlı güncellemeler. Genellikle yılda 2-4 kez gerçekleştirilir ve web sitelerinin arama sonuçlarındaki görünürlüğünü önemli ölçüde etkileyebilir.
Kapsama Alma/Designation: Avustralya News Media Bargaining Code’unda kullanılan bir terim. Hükümetin dijital platformları “designated” (kapsama alınmış) statüsüne alması, bu platformlar için gelir paylaşımını zorunlu hale getirir.
Dijital Gatekeeper: Dijital ekonomide stratejik konuma sahip olan ve diğer işletmelerin tüketicilere erişimini kontrol eden büyük teknoloji platformları. AB’nin DMA düzenlemesinde tanımlanan “kapı bekçisi” platformlar.
DMA (Digital Markets Act): Avrupa Birliği’nin 2022’de yürürlüğe koyduğu dijital pazarlar yasası. Büyük teknoloji platformlarının “gatekeeper” rollerini düzenleyerek rekabet koşullarını iyileştirmeyi amaçlar.
DSA (Digital Services Act): AB’nin dijital hizmetler yasası. Çevrimiçi platformların içerik moderasyonu, algoritma şeffaflığı ve kullanıcı güvenliği konularında yükümlülükler getirir.
Ekonomik Bütünlük: Rekabet hukukunda, yasal olarak ayrı tüzel kişilikler olsalar bile fiili olarak tek bir ekonomik karar birimi olarak hareket eden şirketler topluluğu. Google’ın farklı ülkelerdeki şirketlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi.
Kullanıcı Etkileşimi: Dijital platformlarda kullanıcı etkileşiminin ölçüsü. Beğeni, yorum, paylaşım, tıklama ve sayfada kalma süresi gibi metrikleri içerir. Platform algoritmalarının temel optimizasyon hedefi.
Final Offer Arbitration (Beyzbol Arbitrajı): Anlaşmazlık durumunda tarafların son tekliflerini sunar ve hakem bunlardan birini seçer. Avustralya modelinde medya-platform anlaşmazlıklarının çözümünde kullanılır.
FSEK (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu): 1951 tarihli Türk telif hakkı yasası. Dijital çağın gereksinimlerine uyum konusunda yetersiz kaldığı değerlendirilen mevcut yasal çerçeve.
Hibrit Model: Bu çalışmada önerilen, Avustralya’nın esnek müzakere sistemi ile Kanada’nın merkezi fon yaklaşımını birleştiren dijital telif düzenlemesi modeli.
News Media Bargaining Code: Avustralya’nın 2021’de yürürlüğe koyduğu, dijital platformların haber kuruluşlarına ödeme yapmasını sağlayan düzenleme. Dünyada bu alanda öncü kabul edilen yasa.
OBT (Okur Bazlı Trafik): BİK’in benimsediği politika. Gerçek okuyucuların doğal davranışlarını gösteren trafiklerin dikkate alınması, otomatize sistemlerden gelen trafiklerin geçersiz sayılması esasına dayanır.
Online News Act (Bill C-18): Kanada’nın 2023’te yürürlüğe koyduğu dijital haber yasası. Merkezi fon sistemi ve şeffaf dağıtım kriterleriyle Avustralya modelinden farklılaşır.
Paradigma Değişimi: Meadows sistem kuramında en etkili müdahale seviyesi. Bir sistemin temel değerlerinin, inançlarının ve dünya görüşünün köklü şekilde değişmesi.
Platform Gazeteciliği: Bu çalışmada önerilen kavram. 21. yüzyılda dijital platformların aracılık ettiği gazetecilik dönemi. Geleneksel “dijital gazetecilik” kavramından farklı olarak, platformların algoritmalarının yayın kararlarını belirlediği ve kullanıcı etkileşimi odaklı içerik üretiminin yaygınlaştığı gazetecilik pratiğini ifade eder.
Profesyonel Gazetecilik: 20. yüzyıl gazetecilik dönemi. Objektiflik normunun, etik kodların ve gazetecilik standartlarının yerleştiği, “dördüncü kuvvet” kavramının geliştiği dönem.
Yönlendirilmiş Trafik: Başka web sitelerinden yönlendirme ile gelen ziyaretçi trafiği. Sosyal medya paylaşımları, haber toplama (agregasyon) siteleri ve diğer platformlardan gelen trafik.
SSP (Supply-Side Platform): Arz tarafı platformu. Yayıncıların reklam envanterlerini otomatik olarak satmasını sağlayan teknoloji. Google’ın reklam teknolojileri tekelleşmesinin önemli bileşeni.
USAID (United States Agency for International Development): ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı. Trump döneminde birçok ülkedeki medya kuruluşlarına sağladığı finansman desteğini kesen kurum.
VLOP/VLOSE: Very Large Online Platform/Very Large Online Search Engine. AB’nin DSA düzenlemesinde aylık 45 milyon+ kullanıcısı olan büyük platformlar için tanımlanan özel kategori.
Sarı Gazetecilik: 19. yüzyıl sonu ABD’sinde gelişen sansasyonel gazetecilik anlayışı. Tiraj artırmak amacıyla abartılı haberler ve dikkat çekici başlıkların kullanıldığı dönem.
Yerli ve Millî Sistem: Türkiye’nin teknoloji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda geliştirdiği yerel çözümler. BİK Analitik bu kapsamda değerlendirilen ancak yapısal Google bağımlılığından kaçamayan bir sistem örneği.



Kaynak : 