Önceleri rekabet nedeniyle taksiciler ve vergi nedeniyle devletlerle çarpışan mobil taksi bulma uygulaması Uber, son 2 yıldır sürücüleri ile çekişiyor. Çünkü önceleri bir sürü formaliteye gerek kalmadan taksicilik yapabilir hale gelmek ve para kazanmak insanlara tatlı gelse de, sonrasında işin “amortisman giderleri” gibi gözükmeyen masrafları ortaya çıktı. Tabi çeşitli başka sorunlar da vardı. Sürücüler açısından en son sorun ise, Uber’in kendi komisyonunu yükseltmesi oldu. Paris’teki Uber sürücülerinin havaalanı yolunu kapatmaya varan protestolarını yayınlamıştık [1].
Ama anlaşılan Uber, sürücülerin derdinden de kurtulmak istiyor. Son 2 yılını kendisini otonom sürüş deneyimine verdi. Altyapısal olarak olabilirliği oldukça yüksek ama coğrafi koşullar zorlayıcı bir etken. Kullanılan-kullanılacak olan sensörlerin daha önce farklı endüstriyel alanlara göre geliştirilmiş olması olumsuz bir etken. Otonom sürüş teknolojilerinin tabanı olarak kabul edilen bu tarz sensörler daha önce evimize ve bileklerimize defalarca geldi, havacılık ve mimarlık sektörleri de bu teknolojiyi ‘en iyisini’ tasarlamak amacıyla kullandılar, hala da kullanıyorlar.
2 Tip Sensörle de Daha Önce Tanıştık ve Kullandık
Öncelikle Uber’in servislerinde test edilen ve ATC’da (Advanced Technologies Center) geliştirilen sensörlere teker teker yakın mercekle inceleyelim. Otomobilde 2 farklı sensör tipi test ediliyor. ‘Light Sensing Radar’ ve Remote Sensing Technology.
Sensing Radar, daha önce havacılık sektöründe varyasyonlarının kullanıldığı ve mimarlıkta kullanılan yer şekillerinin, çevrenin ve objelerin 3 boyutlu objelerini çıkarıp tarayabilen bir sensör teknolojisi. Temel olarak otomobilin yerüstündeki şekilleri ve objeleri tanımlayıp, mesafesini buna göre ayarlaması için çalışır. Diğer yardımcı I/O’ları ise daha önce evlerimizde Microsoft Kinect ile kullandığımız sensör I/O’ları ve görüntüleri ve haritaları otomobilin yazılımına gönderen aygıtlar yer alıyor. Daha önce bu teknolojinin aynısını DARPA’nın destelerinde ve Boston Robotics’in robot testlerinde görmüştük. Daha çok robotların objelere mesafesini ve robotların dengelerini ayarlıyor. Ayrıntıya girecek olursak, sadece ‘light – sensing radar’ teknolojisinde 100’den fazla I/O teknolojisi bulunuyor ve her biri otomobilin hızından tutun, diğer objelere mesafesine kadar her ayrıntıyı ‘sürücüsüz otomobil’ konumuna getirebilmek için çalışıyor.
Sadece bu teknolojinin Audi A4’e uyarlanması seneler aldı. Üstelik Audi’de test edilen sensör varyasyonu, bu teknolojinin yarısı kadar I/O’yu barıdırıyordu. Yaklaşık 4-5 yıllık bir test sürecinin ardından Audi A4, bu sensör sayesinde düz yolda 40 km/s’e kadar ulaşabildi ve epey kilometre katedebildi.
Köprüler ve Diğer Engebeli Yollar Sensör İçin Sorun
Buna karşın, bu teknolojinin bazı problemleri bulunuyor. Çevresinin, coğrafyasının haritasını 3 boyutlu olarak tarayabilse de, otomobilin yazılımı bunun detaylarını algılayamıyor. Örneğin köprülerde ve diğer narin otoyolları algılayamıyor ve çevre nesnelerin detayları konusunda küçük kafa karışıklıkları var. Uber’in bir sürüşünde, otomobilin köprüden geçişi sırasında taşıma kolonlarının çokluğu nedeniyle otomobil kendisini durdurmuş ve metal yoğunluğu nedeniyle tekrar çalışmamıştı. Yani çevredeki cisimlerin ve objelerin yoğunluğu ve biçimleri de sensörü etkileyebiliyor.
Uber’in sürüşlerinde, daha önce Audi’nin yaşadığı problemlerin tekrar yaşanmaması için otomobilin kanatlarına 2’şer tane sensör yerleştirildi. Remote – sensing technology olarak adlandırılan bu teknoloji, daha çok trafiğin, trafik ışıklarının ve yol durumunun (kayganlık, buzlanma, yağış) analizlerini yapıyor. Bu teknoloji, tarama işlemi için 1.4 milyon adet lazer ışını gerçekleştiriyor.
Uber’in test sürüşlerinde, diğer otonom otomobil teknolojilerinden biraz daha farklı bir durum var. Otomobil içerisine yerleştirilen ‘kill switch’ isimli buton, otonom modundan sürücü moduna geçiyor, sensörler kapanıyor ve kontrol tekrar sürücüde oluyor. Bu butondaki ayrıntı ise, eğer bir hata sözkonusu ise hatanın daha sonra incelenmek üzere raporlanması.
Kitlelerce Önceden Kullanılan Sensör Teknolojileri Tercih Sebebi
Uber’in otonom sürüş testlerinin genel olarak Ford marka otomobillerle gerçekleştirdiğine dikkat etmişsinizdir. Aslında tesadüfi veya ticari bir durum değil, zira Ford bundan 4 yıl önce ilk yarı-otonom teknolojisini duyurmuş ve ardından kendiliğinden park edebilen otomobil modellere satışa sunulmuştu. Mevcut sensörlerin bazıları Ford’un o modellerinde kullanılıyordu ve dolayısıyla bu sensörlerin daha önce ‘son kullanıcıya’ sunulacak kadar hazır olması, Ford’un tercih edilişindeki en büyük etken.
[1] Beklendiği gibi Uber Sürücüleri Paris Havaalanlarının Yolunu Kapattı



Kaynak : 