Mobil telefonlarla görüşebilmemizin temelinde baz istasyonları var. Kulağımıza dayadığımız cihazın yarattığı sinyalin, baz istasyonuna ulabilmesi sayesinde görüşmeler yapabiliyoruz. Bir dönem, baz istasyonları halktan fazlasıyla tepki aldı ve bu dönemde davullu zurnalı törenlerle baz istasyonu kaldıran belediyeler gördük. Ancak daha sonra “belediyeler-baz istasyonu” ilişkisi başka bir şeye dönüştü; belediyeler, baz istasyonlarına adeta bir para kasası gibi bakmaya ve o döneme kadar alınanın 20 katına varan kira bedelleri talep etmeye başladılar [1].
İşte bu fahiş kira bedelleri nedeniyle, en başta İstanbul Metrosu olmak üzere pek çok yere baz istasyonu konulamıyor. Ama bu konuda belediyelerle sorun yaşayan iletişim operatörlerine sevindirici haber Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan geldi. Bakan Ahmet Arslan, 81 ilin valiliğine gönderdiği genelgeyle, OHAL kapsamında baz istasyonu kurmak isteyen operatörlere kolaylık sağlanmasını istedi.
Bakanlık, her geçen gün haberleşmeye daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirterek haberleşme sistemlerine müdahale edilmemesini istedi. Bu konudaki genelgenin geçerliliği OHAL bittikten sonra da devam edecek.
Baz istasyonlarının işletmeciler için kapsama ve kapasite açısından teknik bir zorunluluk olduğu belirtilen genelgede şu ifadelere yer verildi:
“Ülkemizin içinde bulunduğu (OHAL) süresince daha fazla ihtiyaç duyulan mobil haberleşme sistem ve tesislerine müdahale edildiği, enerjilerinin kesildiği ve ihtiyaç duyulan yerlere yeni kurulumlarının yapılmasına izin verilmediğine ilişkin Bakanlığımıza bazı bilgiler gelmektedir. Bu durum OHAL göz önüne alındığında milli güvenliği ve kamu düzenini tehdit edecek ve anayasal olarak güvence altına alınan haberleşme hürriyetini engelleyecek unsur olarak görülmektedir. OHAL de dahi olmak üzere, kamu hizmeti niteliğindeki yatırımların kesintisiz devam etmesi ve mobil haberleşme hizmetinin kesintisiz hizmet verilebilmesine teminen gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve işletmecilere her türlü kolaylığın sağlanmasının ilgili yerel yönetimlere ve kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilmesi gerekmektedir.”
Genelgede haberleşmenin Anayasal bir hak olduğuna vurgu yapılırken, “Mobil haberleşme hizmetinin kesintisiz sürmesi için yatırımların devam etmesini teminen gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve işletmecilere her türlü kolaylığın sağlanması” istendi.
Yaşanan baz istasyonu krizi, 2004 yılında istasyonların kurulumunu hızlandırmak için Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 35’inci maddesine yapılan eklemeyle başladı. Bu madde ile baz istasyonlarının kurulumu için ruhsat ve kullanım izinleri İmar Kanunu kapsamından çıkarıldı. Mobil iletişim operatörleri 5 yıl sorun yaşamadan istasyonları kurdu. Ancak Anayasa Mahkemesi, 2009’da bu düzenlemeyi tamamen iptal etti. Bu tarihten itibaren mobil operatörler baz istasyonu kurmak için ruhsat ve kullanım izinlerini belediyelerden almaya başladı. Bu durum mobil iletişim operatörlerinin işini oldukça zorlaştırdığı ileri sürülüyor. İddialara göre bunun en önemli sebebi ise belediyelerin istasyonlar için alınan kira bedellerini yükseltmesi. Artan fiyatlarla beraber istasyonlarının kurulacağı yere göre değişen bir rayiç fiyat sistemi de oluştu. Bazı belediyeler sistemi yönetmeliklere bağladı. Sorunun çözülmesi ve belediyeler ile mobil operatörlerini karşı karşıya kalmaması için 3194 sayılı İmar Kanunu’nda düzenleme yapılması isteniyor.



Kaynak : 