web analytics
Cuma, Haziran 26, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER Yeni Ekonomi Finans & Ekonomi

Wall Street’te Neler Oluyor? Amerikan Borsaları 1990’da Genişledi – 3

1990'da, o yıllara kadar sadece belli bir kesimin ulaşmasının mümkün olduğu borsaları, Clinton hükümeti daha geniş çevrelere açan düzenlemelere imza attı. Örneğin emeklilik fonlarının borsada oynamasının önü açıldı. O günlere dek, özel şirketler tarafından işletilen emeklilik fonları, çalışılan şirketlerin sorumluluğunda iken, bu değiştildi ve emeklilik fonları kişilerin kendi sorumluluklarına aktarıldı. Arkasından da bu fonların borsaya yatırım yapabilmesinin önü açıldı.

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
6 Aralık 2011
-Finans & Ekonomi
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Bu makalenin ilk bölümünü Wall Street’te Neler Oluyor? Aysberg’in Görünmeyen Kısmı – 1 ve ikinci bölümünü Wall Street’te Neler Oluyor? Offshore Outsourcing (Taşaronlaşma) – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz..

Bir önceki bölümde, “Offshore Outsourcing (yurtdışına iş vermek)” nedeniyle Kuzey Amerika’da bir sorun olduğunu anlattık. Bu bölümde, Wall Street İşgalcileri açısından Borsa konusundaki soruna bakalım;

1990’larda Ne Oldu?

“The Next Great Depression[1]” isimli History Channel dökümenter filmi, Amerika’da yaşanan 1929 krizi ile 2008 krizini karşılaştırıyor. Bu filmdeki ana tema 1929 krizi sırasında var olmayan ve 1932’de krizden kurtulmak için Roosvelt tarafından konulan borsa kurallarının, 1990’larda Clinton hükümeti tarafından yeniden kaldırılmış oluşudur.

Zaten çeşitli Amerikan Dökümenter filmlerinde (Enron’un hikayesinde [2] ya da Inside Job filminde[3]), anlatılan unsur, 1990’lara kadar borsanın ancak belli kesimler tarafından ulaşabilen ve oynanabilen bir yer olduğu ve bu nedenle hacminin sınırlı kaldığı şeklinde.

1990’da ise, o yıllara kadar sadece belli bir kesimin ulaşmasının mümkün olduğu borsaları, Clinton hükümeti daha geniş çevrelere açan düzenlemelere imza attı. Örneğin emeklilik fonlarının borsada oynamasının önü açıldı. O günlere dek, özel şirketler tarafından işletilen emeklilik fonları, çalışılan şirketlerin sorumluluğunda iken, bu değiştildi ve emeklilik fonları kişilerin kendi sorumluluklarına aktarıldı. Arkasından da bu fonların borsaya yatırım yapabilmesinin önü açıldı.

Kuralsız Borsa’da, “Kim Daha iyi Yalan Söyler” Oyunu

Bir önceki bölümde bahsettiğimiz Clinton’ın düzenlemeleri, borsaya akan paranın ve de saçmalıkların artmasına neden oldu.

Saçmalık diyoruz, çünkü Borsa rasyonellikten uzaklaşmaya başladı ve Borsada yer alan firmaların üzerindeki baskı arttı. Bunun nedeni, insanların borsaya yatırım yapmaya bayılıyor olmaları. Çünkü borsa devamlı büyüyen / para kazanan şirketlerin karından pay alınabilecek bir yermiş gibi gözüküyor. Bir hayal dünyası gibi. Paranın keşfinden bu yana, dünyanın her yerindeki insanlar hep kolay para kazanacakları bir yer bulmanın hayalini kurar. Kumar ya da piyango gibi.

Zaten Borsa’nın kumardan farkı da olmayabilir. Çünkü sokaktaki insanlar, adeta derinliğini bilmedikleri bir denizde, yüzme bilmeden surf yapıyor gibiler. Yatırım yapacakları şirketleri, rasyonel olmayan verilerle, körlemesine, yani “devamlı büyüyor mu?”, “devamlı kar ediyor mu?” şeklindeki derinliği olmayan kriterlerle değerlendirdiklerinden, firmalar borsa verilerini şişirmek için her şeyi yaptılar. Mesela “büyümek” kavramı organiklikten çıktı, devamlı yeni şirket alarak büyümek şekline dönüştü.

Çünkü, borsayı derinlemesine anlamadan yatırım yapan insanların, para kazanma motivasyonuna cevap vermek demek, şirketlerin de baskı altına girmesi demek. Şirketiniz o çeyrekte büyüdü, bu çeyrekte büyümedi ise, binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce hissedarınız sizden vazgeçip, hisselerini sattığı gibi, –yalan bile olsa– büyüdüğünü raporlayan aynı sektör ya da farklı sektördeki diğer bir firmanın hisselerine geçebilir.

Bu durumda ise normal çalışan ve mantıklı kar eden bir şirketiniz bile olsa, sırf geçen senekiyle aynı düzeyde para kazandığı için, hissedarları tarafından terkedilmesi sonucunda hızlı bir değer kaybına uğrayabilir.

O zaman ne yapacaksınız? İsteseniz bile, dürüst kalma şansınız zayıf olabilir, siz de benzer bir hesap şişirmenin, bir yerlere büyük satışları yapabilmenin (genellikle emerging market denilen ülkelerdeki devlet şirketlerine bir şekilde anlaşmalı!!), ya da rakamları düşürmemenin yolunu arayacaksınız. Belki de organik olmayan büyümeler (şirket satın alarak büyüme gibi) yapacaksınız.

Örneğin 1999 yılında 6 ay kadar çalıştığım Lucent Technologies, o günlerde, o kadar çok şirket satın alıyordu ki, kendisine ait olan ve patent sayısında dünya birincisi durumundaki Bell Labs’ın, her 2-3 dakikada bir artan patent sayacının yanına bir de şirket sayacı konulması şakası yapılıyordu. “Lucent bu kadar şirket satın aldıktan sonra ne oldu?” derseniz; bilenler anlatsın, Alcatel tarafından kendisi satın alındı. İçindeki dönemde gördüğüm en önemli temel sorun, “alınan firmaların koordinasyonunun ve yönetiminin yapılamaz” oluşuydu. Yani büyümesi organik değildi.

Ama 2000’deki dot.com krizine karşın, 2008’lere kadar, bu önemli gözükmedi. Tam aksine önemli olan “borsa değeri düşmesin”, önemli olan bir sonraki çeyrekte “biz büyüdük”, “bu çeyrekte de kar ettik” diyebilmek.

Bu borsa saçmalığı yansımasına, bir başka çok konuşulan örnek de ülkemizden verelim; 2009 yılında İş Bankasından dünyanın en büyük 2.IT projesini yani 170 milyon $ olarak belirlenen MOD’u alan IBM Türkiye, o zaman 250 olan eleman sayısına ilaveten, 300 yeni eleman almak zorunda kaldığında, bu 300 kişiye kapsamlı bir eğitim yerine, kısa bir eğitim verilerek, sahaya sürdü. Böylece projede ilk günden para alınmanın yolu açılmış oldu. 1 yıl sonra İşbankasının, bu projede IBM ile yollarını ayırmasına neden olduğu belirtilen gelişmelerin arkasında, IBM’in yeni aldığı 300 civarı elemana 1-2 ay gibi bir süre kapsamlı eğitim vermesinin ve bunun karşılığında projeden para alamamasının, şirket borsa verilerini kötü yönde etkileyebileceği düşünülmesinin yattığı ve 3-5 günlük eğitimle yetinildiği spekülasyonları hala konuşuluyor[4].

Sonuç olarak, ilki 2000’lerde dot.com krizi ve sonra 2008 krizinin nedenleri arasında, borsanın bu rasyonel olmayan büyütülmesi yatıyor.

İşte Wall Street İşgalcilerini rahatsız eden diğer bir husus bu suni borsa hareketleri oldu.. Ceplerindeki para –ki bu rakam 20 trilyon $ olarak veriliyor– bir takım oyunlarla alındı, başka yerlere aktarıldı..

Yarın yazımızın son bölümünde, bugünkü durumu, beklenenleri ve bizim payımıza nelerin düştüğünü anlamaya çalışacağız..

[1] YouTube / Crash The Next Great Depression

[2] Enron: The Smartest Guys in the Room

[3] IMDB / INSIDE JOB, YouTube / INSIDE JOB

[4] Başarısız BT Projeleri – 5: Türkiye İş Bankası MOD Projesi / IBM – I

Etiketler: Yazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.