Cuma günü yayınlanan Wall Street’te Neler Oluyor? Offshore Outsourcing (Taşaronlaşma) – 2 başlıklı makale, bazı dalgalanmalara yol açtı. Gönderilen yorumlardan birisini aynen yayınluyoruz;
ABD’de international finans ve ekonomi okumuş ve 20-25 senedir Amerika’da yerleşik birisi olarak, bu analiz ile ilgili olarak söyleyebileceğim çok şey var. Ama önce akademik açıdan basit bir analiz yapalım.
Yazınızda bahsettiğiniz gibi, herşeyin başı teknolojiyle gündeme gelen globalleşme. Eğer globallesme olmasaydı ve batının gelişmiş ülkeleri, gelişmemiş ülkelere ekonomik olarak değil de, sadece siyasi olarak bulaşsaydı, Amerika’nin kaynayan %99’u bugün sokaklarda olmazdı.
Emperyal batı yüz senedir, sadece kralları, diktatörleri ve generalleri memnun ederek, doğunun kaynaklarını sömürseydi, sorun yoktu. Bir milyar Çinli’nin varlığından bile haber olmadığımız bir 100 seneden bahsediyoruz.
Ama teknoloji ile hersey değişti, değişmek zorunda kaldı. Şimdi herkes eskiden sadece Avrupa’nın, Kuzey Amerika’nın ve bir de Japonya ile Avustralya’nın oturduğu sofranın bir kenarından payını almak istiyor.
Ekonomik analizi ise şöyle; bütün dünyayı tek bir ülke gibi düşünürseniz, dünyanin belli bir geliri, bütçesi var. Buna 100 birim diyelim. Eskiden bu 100 birimin 30’unu Kuzey Amerika, 30’unu Avrupa, 15’ini Japonya, 15’ini Doğu Bloku, 10’unu da kalan ülkeler aliyordu. Ama globalleşme ile birlikte Hindistan beyin takimiyla ve Çin de is gücüyle ekonomik formüllerde, yerini almaya başladı.
Bugün 7 milyara ulaşan dünya nüfusunun 6 milyarı 10-20 birim ile yetinmek durumundaydı ama artık öyle değil, artık herkes piyasada.
Baslangıçta batı da sevdi bu işi, çünkü herşey daha ucuza gelmeye başladı. Önce oyuncaklar, sonra makinalar, sonra arabalar Çin’de yapılmaya başladı. Önce R&D bölümlerinde, sonra finansta ve şimdi hemen heryerde Hintli / Rus / Türk diplomalı insanlar çalışmaya başladı.
Amerika’nin %99’unu teskil eden, 300 milyon insan hala senede 40-60 bin dolarlik bir iş istiyor ama onların yaptığı hemen her işi, daha ucuza ve hatta daha iyiye 3 milyar insan var dışarda. Sadece ve sadece bizzat Amerika’da yapilmasi gereken islerde şansları var ki, onların da eğitim gerektirenlerinde (sağlık, eğitim, sanayi, vs.) daha kalifiye ve ucuz göçmenler var. Egitim gerektirmeyen tarım, temizlik, garsonluk vesair ayak işlerini yapacak milyonlar da Meksika’dan, Güney Amerika’dan ve hatta Çin’den geliyor.
Amerika’nin %99’una gecmiş olsun. Onların işleri ve maaşları bugüne kadar global bütçeden sadece 10 birim alarak yaşamaya çalışan milyarlarca insana outsource edildi. Üstelik de o %99’un gözü önünde ve onayıyla. 10-15 senedir ev eşyalarını, elektronik cihazları ve arabaları eskiden daha ucuza alırken işin buraya geleceğini hesap etmelilerdi. %1’e birşey olmaması normal, çünkü siyasetin sahibi de onlar, o siyasetin hizmet ettiği şirketlerin sahipleri de. Elbette daima suyun üstünde olacaklar.
Basta da söyledigim gibi bütün dünyayı tek bir ülke gibi düşünürsek, şu anda olan, sizin de yazının ilk bölümünde “ironi” şeklinde vurguladığınız gibi, Amerika’nin %99’unun, dünyanin geri kalan %99’u ile nihayet ayni sepete girer gibi olmasınden başka birşey değil.
%1’in hicbir vasfina sahip olmadığı halde kağıt üzerinde onlara dahil görünen Yunanistan ile Amerika’da önce küresel rekabet gücünü ve şimdi de işini kaybeden %99 arasında bir fark yok. O sepette, bir Amerika’nin %99’u ve Yunanistan gibi şok yasayan ve gitgide kötüleşen kitleler var, bir de bizim gibi yukselme trendinde olanlar. Tabii ayrıca her ülkenin içinde %1 ve %99 yapısı var. İşin doğasi ve gereği bu.
Son olarak, Forbes’un 400 en zengin listesinde Gates’i yahudi olmayan şeklinde örnek olarak vermişsiniz ve buna Warren Buffett ve Walton Ailesi falan da eklenebilir ama o listenin enaz 250-300’u yahudidir.

Kaynak : 