Geçtiğimiz hafta Antalya’da 6’ncısı düzenlenen ‘Bilişim Profesyonelleri Semineri’nde “İş Sürekliliği” konusu ele alındı. turk-internet.com olarak Intel’in, “İş Sürekliliği” perspektifindeki vizyonunu şirketin İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Yalım Eriştiren’den öğreniyoruz. Eriştiren, iş sürekliliği öncesinde bilişim dünyasında yaşanan gelişmeler hakkında bazı güncel bilgiler veriyor:
Etrafımızda çok hızlı değişen bazı parametreler, IT’nin neden ve nasıl bir bütün olarak çalışması gerektiğini, önümüzdeki dönemde ne gibi yatırımlar yapılması gerektiğini ve hatta yakın gelecekte ne gibi sorunlarla karşılaşacağımızın sinyallerini veriyor. Burada internet çok önemli bir gücü oluşturuyor.
İnternetin çok hızlı bir şekilde hayatımızın içine girdiğini görüyoruz ve bununla birlikte de etrafimızda çok fazla şey değişiyor. Buradaki en önemli unsurlardan bir tanesi interneti kullanan kişi sayısı. Bu sayı çok hızla büyüyor. Bugün, şu an için 2 milyar civarında internet kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Bunun, önümüzdeki 5 sene içinde 3 milyara çıkacağı düşünülüyor. Bu bir gerçek.
İkinci bir gerçek, şu anda internete bağlı 5 milyar cihaz olduğu düşünülüyor. Bunun da önümüzdeki 5 sene içinde 15 milyara, 2020 itibariyle de 20 milyara çıkacağı öngörülüyor. Çeşitli araştırma kurumlarının bununla ilgili yaptığı çalışmalar var.
Bir üçüncü unsur daha var. Hem işlediğimiz, hem depoladığımız, hem de birbirimize ilettiğimiz veri miktarında korkunç bir artış var. Bunun daha da büyüyeceği düşünülüyor. Yani aslında etrafımızda yönetmemiz gereken çok büyük ve çok hızlı gelişen bir IT ortamından bahsediyoruz.
Şimdi bu değişimleri bir kurum ve kurumun iş sürekliliği olarak da düşünseniz, bunu bir bulut bilişim altyapısı hazırlayıp sunmaya çalışan bir telekom operatörü ya da bir bulut servis sağlayıcısı olarak da düşünseniz, bu değişim bunların hepsinde çok ciddi bir takım bariyerler ve problemler olarak ortaya çıkabilir. Tüm bunların çözülebilmesi, daha da önemlisi yapılacak yatırımların bu artışa ve değişime cevap verebilecek bir IT altyapısını hazırlayabiliyor olması gerekiyor.
Yapılacak yatırımları da kısımlara ayırdığınız zaman hem istemci yatırımlarında yani bugünkü pc, notebook, tablet gibi yatırımlarda hem de sunucu tarafında bu değişimin etkileri olacaktır.
İstemci tarafından baktığımızda, en büyük problemlerden birisi hem kullanıcı sayısının hem de kullanıcı cihaz sayısının çok hızlı artması olarak karşımıza çıkıyor. Cihaz sayısının 5 milyardan 15 milyara doğru çıktığından bahsetmiştik. Bu, en önemli faktörlerden biri haline geliyor. İşin sürekliliği sadece bir server’ın ayakta kalması değil, aynı zamanda ona bağlı bütün istemcilerin de ayakta kalabilmesini ve sürekli o hizmeti alabilmesini gerektiriyor.
İş sürekliliği tanımı yapılırken, veri merkezinin sürekli çalışır durumda olmasını sağlamak en önemli unsur olarak ifade ediliyordu. Ama, aynı zamanda istemcilerin bu hizmetleri alabilmeleri için istemcilerin de ayakta, yönetilebilir ve güvenli bir şekilde olmaları gerekiyor.
Yani herhangi bir şekilde dışardan gelecek ataklara karşı da korumalı olması gerekiyor. Bunu sağlayacak bazı teknolojiler içinden geçtiğimiz dönemde ortaya çıkmaya başladı. Ve önümüzdeki dönemde de bunların daha da ilerlemiş hallerini görüyor olacağız. Intel olarak biz bu istemci tarafında vPro teknolojisini 2006 senesinde çıkardık. vPro teknolojisi daha sonra çok gelişti ve özellikleri, kabiliyetleri, fonksiyonları anlamında çok iyi noktalara geldi.
Ve bugün baktığımızda da Türkiye’de en büyük 10 bankanın 7 tanesi bunu kullanıyor. En büyük telekom operatörlerinin 2 tanesi vPro’yu kullanıyor. Burada çok ciddi bir ivme var. Bu Intel vPro teknolojisiyle birlikte de biz aslında şunu söylüyoruz: iş sürekliliğinin devamı için, istemci tarafında o yönetilebilir güvenli ortamı sağlamak için vPro platformlarını kullanabilirsiniz. Ve bu çok ciddi anlamda cevap bulmaya başladı. Intel olarak istemci tarafında iş sürekliliğini böyle özetleyebiliriz.
Diğer taraftan, veri merkezleri cephesine baktığımızda da iş sürekliliği çok önemli bir konuyu oluşturuyor. Burada da durumu iki şekilde ifade etmek gerekiyor. Birincisi Intel’in öncülüğünde bundan seneler önce ortaya çıkmış x86 mimarisi, artık yavaş yavaş ciddi anlamda iş kritik sistemlerde de kullanılmaya başlandı. Özellikle Intel E7 serisi işlemcilerin kullanılmasıyla birlikte, Intel’in de iş sürekliliğine katkısı en üst mertebelere çıkmaya başladı.
Daha önceleri daha çok RISC mimarisindeki işlemcilerin kullanıldığı iş kritik uygulamalarda, artık yavaş yavaş fiyat performans kriteri de önem kazanmaya başladı ve “Performance per watt” değeri yüksek, yani enerji etkin bir kullanım modeli sunan yeni nesil işlemcilere doğru çok hızlı bir geçiş başladı. Birçok üretici firma, sunucu üreten firma bu konuda Intel tabanlı işlemcili çözümlerini pazara sunuyor.
Biz de iş ortaklarımızla bütün pazarda iş sürekliliğine katkıyı artırmayı ve de aynı zamanda da bulut bilişim altyapısında, veri güvenliği altyapısında bu faydayı sağlayabilmeyi düşünüyoruz. X86 server’lar daha öncesinde hep daha küçük uygulamalarda, daha ön taraflarda dururken artık daha geriye doğru gider duruma geldi.
Bir diğer nokta da şu; Intel yalnızca işlemci üretmiyor, işlemcinin içinde sadece performans sağlamıyor. Intel, yazılımı da çok önemsiyor. Aslında Intel, içinde barındırdığı yazılım mühendisi açısından da dünyada ilk 5 yazılım firmasından bir tanesi konumunda. Dolayısıyla Intel, büyük bir yazılım firması kimliğini de taşıyor üzerinde.
Yazılım açısından iki şey öne çıkıyor. Birincisi yazılım üreten iş ortaklarımızla çalışmaya devam ediyoruz. Diğer yandan da bu yazılım mühendisleriyle beraber donanıma gömülü birtakım özelliklerle birtakım teknolojileri artık platformlarımızın içinde son kullanıcıya ulaştırıyoruz.
Bunlardan birkaç örnek vermek gerekirse bundan yine 5 sene öncesinde 2006’ın sonlarında ortaya çıkardığımız Intel Sanallaştırma teknolojisi aslında donanım tabanlı bir teknolojidir, ama yazılımların performansını arttıran bir yapıdır. Bunu kullanan müşterilerimiz tüm dünyada sanallaştırma altyapılarının performaslarında çok ciddi artılar sağlamıştır. Bunun dışında, özellikle bulut bilişimdeki en büyük sıkıntılardan bir tanesi güvenlik. Bulut çok geniş bir alanı kapsıyor, kompleks bir yapı ve çözimlerinde bunu adresliyor olması gerekiyor.
Güvenlik, KOBİ’ler gibi bulut teknolojilerini kullanacak firmalar için de önemli. Çünkü bu kuruluşların kendi IT altyapılarını kendilerinin oluşturmamaları, bir bulut servis sağlayıcıdan bu hizmeti alıyor olmaları gibi bir fikir ortaya çıkıyor. Tüm dünyada da bu trend devam ediyor. Ve bu doğru bir model gibi gözüküyor.
Fakat KOBİ’lerle konuştuğunuz zaman, bu işletmelerde bir güvenlik, mahrem bilgilerinin çalınması, başkaları tarafından erişilmesi ve böylece hem rekabet gücünün azalması hem de çok gizli bilgilerin başkalarının eline geçmesiyle belki de piyasadan silinmeye kadar gidecek korkuların olduğunu görüyoruz.
Burada çok temel ve en alt seviyede çok ciddi güvenlik önlemlerin alınması ve bunun anlayacakları şekilde KOBİ’lere aktarılması gerekiyor. Intel bu anlamda piyasada bakıldığında, mahremiyeti korumak adına donanım seviyesinde en alt seviyede bir takım teknolojiler geliştiriyor. Intel TXT bu teknolojilerden bir tanesi ve bir fiziki sunucunun üzerindeki sanal makinaların kullandıkları hafıza alanlarına kadar tamamıyla ayrışmasını sağlayan donanım tabanlı bir teknoloji.
Aslında bunu yapmamızın sebebi de yine bulut tarafında da o güvenliği sağlayabilmek. Beraberinde de bulutun hem gelişmesine katkı sağlamak hem de iş sürekliliği anlamında da faydaları bulut servis sağlayıcıları anlamında ortaya koymak. Özetlemek gerekirse iş sürekliliği çok önemli bir konu, önümüzdeki dönemde daha da önemli olacak. Yönetilebilirlik ve güvenlik buradaki en önemli iki unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak : 