Söyleşinin
- İlk bölümünü Prof.Dr.Yaman Akdeniz : Türkiye’de, Yurtdışındaki Filtreleme Örneklerinden Farklı Bir Sistemle Karşıkarşıyayız – 1
- İkinci bölümünü
- Üçüncü bölümünü Prof.Dr.Yaman Akdeniz : Siteler Bilinmeyen Kriterlerle Kara Listeye Alındığında, Çıkmak için Mahkemelerde En az 1,5-2 Yıl Uğraşacak – 3
- Dördüncü bölümünü Prof.Dr.Yaman Akdeniz : İçerik Suçlarında Savcılık Kararından Ziyade, Bir Mahkeme Kararıyla Hareket Etmek Gerekir – 4
başlıkları altında okuyabilirsiniz..
turk-internet.com : Siz hem bu Anonymous ataklarını hem de insanların Ekşisözlük’te düşüncelerini bazen sınırsız şekilde dile getirmelerini, –mesela din hassasiyeti olan pek çok insan var–. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaman Akdeniz : Tabi her şeyi özgürlük çerçevesinde değerlendiremeyiz yani özgürlüğün de sınırları var ifade özgürlüğünün ne sınırları var. Yani başka birisinin malına yani bir server’ına saldırı yapıp zarar veriyorsunuz bunun da bir sorumluluğu söz konusu. Aynı şekilde birisine hakaret ediyorsanız madalyonun bir diğer yüzü de var. Bana sorarsanız Anonymous harekatı çocukça, düşünülmeden yapılmış bir harekat.
Tabi buna katılar hukuki sorumluluklarını bilerek yaptılarsa yani bunu bir sivil itaatsizlik olarak değerlendirerek yaptılarsa zaten burada söylenecek fazla bir şey yok. O zaman hukuki sorumluluğuna da katlanmaları söz konusu.
Öteki taraftan dine hakaret konusuna gelince orada tabi farklı bir durum da söz konusu. Bunu ifade özgürlüğüne bir müdahale olarak da düşünebiliriz, hassasiyet tabi ki gayet normal.
Fakat ateistlerin de mesela forumlarının, facebook gruplarının, profillerinin kapatıldığını şikayet sonrasında çok duymaya başladık son zamanlarda. O bakımdan kişisel olmayan hakaretlerin belki daha geniş tutularak düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi lazım.
O bakımdan tabi savcılıkların üzerine büyük bir iş düşüyor. Yani burada ne söylenmiş ne yazılmış görmeden yorum yapmak çok zor. Fakat her önlerine gelen dosyayı da soruşturma kapsamına almak ne kadar gerekli onun üzerine de düşünülmesi lazım.
Belki de onun için zaten bir mahkeme kararıyla bunun irdelenmesi, anayasa açısından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Sözleşmesi açısından değerlendirildikten sonra soruşturulmaya geçilmesi ve soruşturmanın da titizlikle yürütülmesi lazım. Yani bir tebligatla çözülmesi mümkün olan bir davetin kapıdan polis nezrinde kullanıcının alınarak götürülmesi ki bunlar Ekşisözlük diyoruz, sosyal platformlar diyoruz 13 yaşından 30 yaşında yani gençlerden bahsediyoruz büyük bir ihtimalle. O bakımdan biraz endişeliyim ben.
turk-internet.com : Sonuç olarak sizden şöyle bir yorum aldığımızı düşünüyorum. Bir hukukçu olarak her şeyin hem devlet, savcılar tarafında hem de kullanıcılar tarafında hukuk çerçevesinde çözülmesinden yanasınız.
Yaman Akdeniz : Tabi ki öyle. Mesela 15 Mayıs 2011 tarihinde Taksim’den Tünel’e 50 bine yakın kişi internet sansürünü protesto etmek için yürüdü. Bando, mızıka, gayet eğlenceli geçen bir yürüyüştü bu. Yani dükkanlar yakılıp yıkılmadı, hiç kimseye zarar verilmeden yapılmış bir protestoydu.
Protestonun bu şekilde yapılması lazım ve ben kesinlikle verilmesi gereken mücadelenin hukuk mücadelesi olduğunu düşünüyorum. Zaten bu kapsamda Kerem Altıparmak’la beraber Youtube meselesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdık.
Aynı şekilde tek başıma Müyap tarafından erişimi engellenmiş Last FM’i sitesiyle ilgili hukuki süreci Türkiye’de tamamlayıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulundum. Aynı şekilde Türkiye’de Playboy.com’un açılmasıyla için Kerem Altıparmak’la beraber bir girişimde bulunduk.
TİB’e karşı idari mahkemesinde devam eden erişim engelleme istatistikleriyle ilgili yani resmi olarak yayınlanmayan istatistiklerle ilgili bir davamız devam ediyor. Ve mücadelenin bu yönde olduğunu düşünüyorum.
Ancak hukuk yoluyla ve sınırlı hukuk yoluyla çünkü zaten başlangıç noktamız olan 5651 sayılı kanun ya da 5846 sayılı kanunun ek madde 4’ü yani erişim engellemeyle ilgili maddesi zaten kısıtlayıcı ve sınırlayıcı ve biz de hukuk mücadelesiyle bazı şeylerin değişmesi için uğraşıyoruz açıkçası.
turk-internet.com : Ekşisözlük bir öz denetim projesi açıkladı. Arkasından Ekşisözlük’ün avukatı yazarların bu sorgulanmasıyla ilgili bir FAQ diyebiliriz, sık sorulan sorular, aslında birçok site için bir nevi rehber olabilecek bir metin açıklandı. Buradan bakarsak sitelerin sorumluluğu nedir, öz denetim gerekli mi, geç mi kaldık bu alanda, ne düşünüyorsunuz?
Yaman Akdeniz : Şimdi tabi 2007 sonrası yani 5651 sayılı kanun meclisten Mayıs ayında geçtikten sonra Kasım 2007’de yürürlülüğe girdikten sonra bazı şeyler değişti. Hem içerik sağlayıcıların hem yer sağlayıcıların hem de erişim sağlayıcıların sorumlulukları bu kanun çerçevesinde belirlendi.
Belirlendikten sonra özellikle yer sağlayıcıları açısından ki Ekşisözlük’ü bu kapsamda değerlendirebiliriz, uyarıya dayalı bir sorumluluk modeli getirildi. Yani uyarıldığın zaman bir işlem yapmazsan mesela bana hakaret ediliyor, şu entry’i çıkartın denildiği zaman çıkartmadığını farz edersek Ekşisözlük gibi bir platformun ki bu Blogspot, Blogger ya da Facebook için ya da Youtube için geçerli bir standart aynı zamanda, uyarıldığı zaman ve kaldırmadığı zaman sorumluluğa karşı kendisini koruyan kalkanı kaybediyor yer sağlayıcı ve sorumluluğu üzerine almak durumunda kalıyor.
Yani mesela Fatih Altaylı ve Ekşisözlük’ün geçen seneki davasında da aynı şey söz konusuydu. Bazı içerikler çıkarılmasaydı kendisi sorumlu olmak durumunda kalacaktı. O bakımdan tebligatlar artmaya başladı yani yer sağlayıcılara, platform sağlayıcılara – artık platform sağlayıcı diye bir şey hukukumuzda yok – tebligatlar ve uyarılar mahkemelerden, savcılıklardan ve avukat bürolarından gitmeye başladı ve işlem yapılması talep edilmeye başladı.
Bunun sonrasında zorunlu bir öz denetim mekanizmasının oluşturulması söz konusu olmaya başladı. Yani kendi kendinize bazı önlemler almazsanız bu tebligatların sayısı ya da bu uyarıların sayısı günden güne artmaya başlayacaktır. Bu işin bir tarafı, ikinci tarafı da bu platformlarda yazılanlarla ilgili savcılıklara yapılan şikayetler sonrasında savcılıkların bu platformlardan ve yer sağlayıcılardan kendi kullanıcıları hakkında bazı bilgileri talep etmesi.
turk-internet.com : Bu çok yeni bir gelişme, son bir yıl içinde öyle değil mi?
Yaman Akdeniz : Son bir yıl içinde bunun arttığını gözlemliyoruz medyadan ve yazılan yazılardan fakat aslında yeni bir sistemle de karşı karşıya değiliz. Bu bilgilerin büyük bir kısmı yurtdışındaki platformlardan ya da yer sağlayıcılardan tespit edilemiyordu. Yani aslında Türk Devleti ya da Türk Emniyeti’nin Youtube’dan da ip adresleriyle ilgili talepleri olmuştu.
Aynı şekilde Deniz Baykal videosuyla ilgili Metacafe gibi diğer platformlardan da talepler olmuştu. Seçim öncesi MHP videolarıyla ilgili talepler oldu. Fakat yurtdışındaki şirketler veya yer sağlayıcılar bu bilgileri vermedikleri için, ip bilgilerini vermedikleri için tespit yapılamıyordu soruşturma kapsamında. Ve çoğu dosya ya takipsizlik kararıyla sonuçlanıyordu ya da daimi arama dediğimiz yani faili meçhul kişilerin aranmasına devam ediliyordu.
Mesela Youtube’a Atatürk’e hakaret videolarını 2008 yılında yükleyen kişi hala aranıyor. Fakat Ekşisözlük olayında yer sağlayıcı Türkiye sınırları içinde olduğu için savcılıktan gelen talebin Ekşisözlük avukatları tarafından karşılanması zorunluluğu vardı. Zorunda oldukları için bu bilgileri savcılara yani ip adresleriyle ilgili bilgileri savcılara verdikler, savcılar da ikinci aşamada o ip adreslerinin kime ait olduğunu servis sağlayıcılardan tespit ederek kullanıcıların gerçek kimliğine ulaştılar.
Şimdi bu bilgileri Ekşisözlük ya da Türkiye’deki diğer yer sağlayıcılardan bir tanesi savcılıklara vermezlerse kendileri hakkında cezai işlem yapılması söz konusu olduğu için bir nevi Ekşisözlük ya da diğer yer sağlayıcıların kullanıcılarını koruyamaması söz konusu oldu. Bu da tabi hem yanlış anlaşılmaya başlandı kullanıcılar açısından hem de aslında gerçeği de ortaya çıkarmış oldu. Bu çok fazla bilinen konuşulan bir şey değildi. O bakımdan belki de bu son Ekşisözlük ve Anonymous olayları da işin polislik tarafını, emniyet tarafından ne şekilde yürütüldüğünü ortaya koydu.
Söyleşinin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Kaynak : 