Yapay zekâ teknolojilerinin sağlık, ilaç geliştirme ve biyoteknoloji alanlarında sunduğu fırsatlar her geçen gün artarken, aynı teknolojilerin biyolojik silah geliştirme amacıyla kullanılabilme ihtimali bilim dünyasında giderek büyüyen bir endişe kaynağı haline geliyor.Naturedergisinde yayımlanan kapsamlı bir değerlendirme, yapay zekâ destekli biyolojik tasarım araçlarının ölümcül toksinlerden yeni nesil virüslere kadar birçok biyolojik ajanı tasarlama kapasitesine ulaşmaya başladığını ortaya koydu.
Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, yapay zekâ teknolojilerinin kötü niyetli kullanımı konusunu değerlendirdi.
Yapay zekanın biyolojik silahların üretilmesinde kullanılmasına dikkat!
Prof. Dr. Muhsin Konuk, yapay zekâ destekli biyoteknolojilerin günümüzde en önemli ulusal ve küresel güvenlik başlıklarından biri haline geldiğini belirterek, şöyle dedi:
“Yapay zekanın biyolojik silahların üretilmesinde kullanılması, küresel güvenlik uzmanları ve teknoloji liderleri tarafından günümüzün en somut ve acil ulusal güvenlik tehditlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hatta önde gelen yapay zeka şirketleri ve bilim insanları, bu tehdide karşı acil yasal önlemler alınması çağrısında bulunmaktadır.”
Bilgiye erişim bariyerleri hızla ortadan kalkıyor
Yapay zekanın biyolojik silah riskini artırma mekanizmaları, getirdiği çözümler ve alınan önlemleri de dile getiren Prof. Dr. Konuk şöyle konuştu:
“Tehdidi büyüten temel unsurlardan biri bilgi bariyerinin aşınmasıdır. Tarihsel olarak bir biyolojik silah üretmek; ileri düzey viroloji bilgisi, laboratuvar tecrübesi ve gizli formüllere erişim gerektiriyordu. Günümüz yapay zeka modelleri, doktora düzeyindeki virologlardan daha iyi performans göstererek amatör veya kötü niyetli aktörlerin tehlikeli patojenleri nasıl üretebileceğine dair adımları anlaşılır hale getirmektedir.”
Doğada bulunmayan yeni patojenler tasarlanabilir
Yapay zekânın biyolojik veri analizi ve protein modelleme alanındaki gücünün, daha önce görülmemiş biyolojik tehditlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Konuk şu ifadelere yer verdi:
“Yapay zeka (özellikle protein katlanması ve biyolojik veri analizi yapan modeller), doğada bulunmayan, aşılara veya mevcut ilaçlara tamamen dirençli yeni yapay virüsler, toksinler ya da bakteriler tasarlayabilir”
Tedarik zinciri engellerini aşmayı kolaylaştırabiliyor
Yapay zekânın yalnızca teorik bilgi üretmekle kalmadığını, lojistik süreçleri de kolaylaştırabildiğini ifade eden Prof. Dr. Konuk şunları söyledi:
“Yapay zeka, tehlikeli maddelerin tespite takılmadan nasıl sipariş edilebileceği veya laboratuvar ekipmanlarının nasıl optimize edilebileceği konusunda rehberlik sağlayarak fiziksel tedarik zinciri engellerini aşmayı kolaylaştırmaktadır.”
Sentetik DNA siparişleri sıkı şekilde denetlenmeli
Dünya genelinde biyogüvenlik alanında yeni önlemler geliştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Konuk şöyle dedi:
“Sentetik DNA ve RNA siparişlerinin taranması önemli. Yapay zeka devleri ve düşünce kuruluşları, aşı üretiminde de kullanılan sentetik DNA siparişlerinin sıkı denetime tabi tutulmasını talep etmektedir. Amaç, tehlikeli gen dizilimlerinin sipariş edilmesini ve kötü niyetli kişilerin eline geçmesini engellemektir.”
Geliştirilen yasal düzenlemelere de işaret eden Prof. Dr. Konuk şöyle konuştu:
“Avrupa Birliği 2025 yılında Biyotek Yasası’nı yayımlayarak sentetik nükleik asit dizilerini ‘endişe yaratan ürünler’ olarak tanımlamıştır. ABD’de ise benzer şekilde yapay zeka güvenlik açıklarına ve siber güvenliğe odaklanan başkanlık kararnameleri yürürlüğe girmiştir.”
Yapay zekâ sistemlerine güvenlik filtreleri ekleniyor
Bilim insanlarının yapay zekâ sistemlerine biyolojik tehditleri önleyecek yazılımsal koruma mekanizmaları yerleştirmeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Konuk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bilim insanları, yapay zeka modellerinin tehlikeli biyolojik ajanları veya toksinleri tasarlamasını doğrudan engelleyen yazılımsal güvenlik duvarları (filigranlama, denetim kayıtları) entegre etmeye çalışmaktadır. Bütün bunlar dikkate alındığında, biyolojik yapay zeka araçları açısından dinamitin kullanımında olduğu gibi tipik bir çift kullanım (dual-use) örneği verilebilir. Yapay zeka, bir yandan insanlığı yok edebilecek bir virüsün tasarlanmasına yardım edebilecekken, diğer yandan o virüse karşı saatler içinde aşı veya panzehir geliştirilmesini sağlayacak imkanları da verebilir. Kısaca, teknolojinin kendisi kötü olmasa da regüle edilmemiş açık kaynaklı biyolojik veri setleri biyogüvenlik açıklarını büyütmektedir.”



Kaynak : 