Bugünlerde bilişim sektörü Robotları, Nesnelerin İnternetini ve Yapay Zekayı konuşuyor. Önümüzdeki yıllarda anlaşılan pek çok şeyi, mesela üretimi bunlar yapacak. Ama konunun regülasyon/hukuk ve etik yönleri hala oluşturulma aşamasında. Üstelik Yapay zeka teknolojilerinin kullanım oranı bir araştırmaya göre, Amerikan şirketlerinde şimdiden 38%’leri buldu.[1]
Bu rakamın yarısından fazlasını finans sektörü ve diğer kısımını sağlık sektörü oluşturuyor. Aslında mobil cihazlardaki yapay zeka kaynaklı kişisel asistanlar tam olarak ‘AI’ kategorisinde değerlendirilmese de, geliştiricilerin kişisel asistanlardan, yapay zekanın gelişimini etkileyebilecek geri bildirimler ve kullanıcı beslemeleri aldıkları biliniyor. Kişisel asistanlara yöneltilen her bir soru, her bir cümle karşı tarafça verilerle saklanıyor ve bilgisayar çipi temelli yapay zekalara bilgi olarak güncellenebiliyor. Düşünüldüğünün aksine, yapay zekanın ‘güncellenme’ süresi, akıllı telefon ve masaüstü işletim sistemlerinin güncelleme süresinden daha daha uzun süre istiyor. Örneğin, IBM’in geliştirdiği nöron prensipli yapay zeka işlemcisinin 8 yılda bir güncellendiği söylenir. Sağlık sektöründe kullanılan yapay zeka teknolojileri ağırlıklı olarak ‘machine learning’ prensibiyle çalışıyor ve bunun gibi yazılımların güncellenme aralığının 3 sene olduğu da söylenir.
Yapay zeka teknolojilerinin oranı 5 yıl öncesinde 20%[2] civarındaydı. Rakam 5 yıl öncesine oranla 18% artış sağladı, 2018 yılında ise 62%’ye ulaşacağı [3] tahmin ediliyor. Bu veriler sadece kullanım açısından değil, kullanılan kategori açısından da farklılık oluşturacak. Verilere göre, daha doğrusu çıkarımlara göre, bu rakamın çoğunu sağlık sektörü kaplayacak. IBM son iki senede 300 milyon dolardan daha fazla yatırım yaptı, bu yatırımlarla ar-ge merkezleri ilaçları ‘machine learning’ prensipleriyle geliştirmeye başladılar. Bu çalışmalar daha çok kanser araştırmalarında netleşiyor. Çıkış noktası ise Nijerya’da başlatılan bulaşıcı hastalıkları önleme çalışmaları. Bununla birlikte Google’ın Alphabet çatısı altında çalışmalarını yürüttüğü, yapay zeka tabanlı bilgisayar donanımları ise ağırlıklı olarak otizim çalışmaları üzerinden geliştiriliyor.
Kişisel asistanlar otizime ne şekilde katkı sağlıyor?
Mobil cihazlarda kullanılan kişisel asistan teknolojileri, yapay zekanın ‘ses algılama’ mekanizmasına hayat veriyor. Çalışmalara göre, milyonlarca kullanıcıdan elde edilen ses verileri, otizimli çocuklar için geliştirilen PC donanımları için uyarlanacak ve otizimlilerin bilgisayarlar aracılığı ile kendilerini daha iyi ifade etmelerine olanak tanıyor. Örnek vermek gerekise otizimli kişinin söylediği cümleler, geliştirlen donanımlar aracılığı ile bilgisayara aktarılıyor, aktarılan cümleler bilgisayar tarafından modifiye ediliyor, kişisel asistanlardan elde edilen veriler ile harmanlanarak ortaya daha ‘anlaşılabilir cümeleler’ çıkıyor. Çalışmalar, bu tip donanımların otizimli çocukların gelişmelerine yardımcı olmakla birlikte ifade gücünü de artırdığını gösteriyor.
Bir işlemci mimarisi olarak beyin nöronları: Nörosinaptik işlemciler
Burası biraz tehlikeli. Güncellemeleri kendi kararıyla yapan, internet aracılığı ile sürekli bilgi güncelleyebilen bu CPU’lar, ağırlıklı olarak IBM ve Masaçusets Üniversitesi’nin yanısıra DARPA’nın da bu çalışmalara ortak olduğu biliniyor. Zaten düzenlenen DARPA Robotics fuarlarında, DARPA robotlarıında nöron temelli işlemcileri görüyoruz. Bunun yanısıra Google’ın yatırım yaptığı Boston Robotics’in de ‘karar verebilen’ robotları, nörosinaptik işlemciler üzerinden temellendirildi. Bu tip işlemciler ağırlıklı olarak ‘karar verme’ yeteneği mekanizması bulunduruyor, ayrıca finans sektöründe de kullanım oranı ağırlıklı olması planlanıyor. Borsa atılımları, bankaların güvenlik prosedürleri nörosinaptik mimarili işlemciler tarafından geliştirilecek.
Fabrikalar dijitalleşiyor, dijitalleşme süreci yapay zekaya ayak uyduruyor
En önemlisi. Ve önünde en fazla yol olan kategori. Ağırlıklı olarak fiziksel bir donanımdan çok, yazılım kaynaklı işleyen bir süreç. Yapay zekanın ‘deep learning’ mekanizmasıyla, fabrikaların ar-ge süreçleri azaltılması hedefte. Son kullanıcıya yönelik geliştirlen dizüstü bilgisayar, akıllı telefon veya akıllı priz gibi farklı kitlelere sunabilen cihazların doğru kitleye ulaştırılması için kullanılacak. Amacı tam olarak ‘nokta atışı’ yapabilmek. Geliştiricileri, kaynaklarının internet olduğunu söylüyorlar ve cihaz fabrikalarında kullanılan yazılımlar internette, kullanıcının hedeflediği, sorguladığı ve arattığı ürünlerin analizini yürüterek geliştirilen cihazlar fabrikadan mağazalara taşınacak. Böylece PR firmalarının ve reklam firmalarının bu kategoride pek fazla işlevi kalmayacak, zira internetten elde edilen sorgu sonuçları, direkt olarak kullanıcının beklentilerine yönelik geliştirilmiş olacak. Benzer bir yapay zeka teknolojisi, ilaç endüstrisinde de kullanılıyor. Özellikle insanların gıdalara yönelik geliştirdiği hassasiyetler, alerjenler, ilaç firmaları tarafından yakın mercekte ve bu teknolojinin ilaçlardaki yan etkilerin, alerjenlerin, hassasiyetlerin azaltılmasına katkı sağlayacak.
[1] IDC’in Kasım 2016’da yayımladığı 2020’de AI’nin alacağı yatırım raporunda yayımlanan istatistik.
[2] 2012’nin son çeyreğinde gerçekleştirilen DARPA Robotics Fuarında yayımlanan basın bülteninde rakamın 20% olarak belirtilmişti. İstatistik sadece ABD’yi kapsıyor.
[3] Forrester Research’ün ABD ve Güney Amerika’dan aldığı istatistiki veriler.



Kaynak : 