YAPI KREDİ’NİN “HİKMET”İNDEN SUAL OLUNSUN!
İnternet üzerinden tüm okurların erişimine açık olan şiir sitelerinde, 5 Ocak itibariyle yayın hakları Yapı Kredi Kültür Sanat ve Yayıncılık A.Ş’ye ait olan şiirlerin yayınlanması yasaklandı. 5 Ocak ve sonrasında www.siir.gen.tr
Oysa yıllardır, birçok şairin yayın haklarını elinde bulunduran diğer yayın evleri böylesi bir terbiyesizliği yapmaktan kaçınmışlardı. Yapı Kredi bu hareketiyle kendi sanat anlayışını da hiçbir tartışmaya yer bırakmaksızın ortaya koymuş oldu. Şiir severlerin yüreğini, şairlerinse kemiklerini sızlatan bu uygulama umalım ki bankaların himayesinde sanat yapmayı marifet sayan ve bu konuda bin nasihate kulak tıkayan “sanatçılar” için de bir musibet yerine geçsin. Üstelik onlar açısından da son derece dramatik bir durum var. Tüm üretimlerini sermayeye gönüllü teslim etmiş bu “arkadaş”ların, ömrünü aynı zihniyete kafa tutarak geçiren şairlerimiz kadar kıymet-i harbiyesi yok bu piyasa zihniyetinin içinde.
Nazım Hikmet gibi devrimci bir şairimizin şiirlerinin yayın haklarının bir bankada olmasının yaratabileceği tahribatta böylelikle daha net ortaya çıkmış oldu. Gerçek şu ki Yapı Kredi istediği takdirde yayın hakkına sahip olduğu şairlerin şiirlerini tümüyle ortadan kaybetme hakkına sahip. “Olmaz”
demeyin! Nazım Hikmet hayattayken bir gün şiirlerinin bir banka tarafından yayınlanabilme ihtimali ne kadar kuvvetliyse bu ihtimal de o kadar gerçek.
Yıllar önce Nazım’ın sesini kesmek için 13 yıl zindanda yatıran zihniyetle bugün Nazım’a sahip çıkıp sesini kendi piyasa zindanına hapseden zihniyet arasındaki büyük benzerlik de dikkatlerden kaçmıyor.
Bilindiği üzere özellikle Nazım’a ilhamını veren şey dünya üzerindeki emekçi halkların devrim mücadelesi olmuştu, bu mücadeleye destek verdiği için yıllarca yatırıldığı zindanlar olmuştu. Yani bu eserler yalnızca Türkiye’deki değil tüm dünyadaki işçi sınıfı mücadelesine, dünya halklarına aittir, “yalnızca onların hikayeleri vardır”. Bir “kültür AŞ”nin çıkıp da bu eserler üzerinde hak iddia etmesi yalnızca halkı şiirden mahrum etmek değil aynı zamanda toplumun üzerinde hak iddia etmektir. Yapı-Kredi’nin tekeline almaya çalıştığı şey şey Nazım’ın özel mülkü olan şiirler değil, bir halkın tarihi, yoksulluğu acıları ve aşklarıdır. Toplumun şiirle ifadesini bulan tüm duyguları, üretimleri ve mücadeleleridir. Memleketimden İnsan Manzaralarıdır”, “toprakta karınca suda balık kadar çok” olanlardır. Ve eğer bundan böyle öfkemizi “yıllık faize yatırır gibi” biriktirip, “borsada kaybeder” gibi isyan etmeyeceksek, ozanlarımızın kelimelerine ihtiyacımız olacak. Ve bugün verilen mücadelelerin, yoksulluğun, coşkuların en gerçek ve en kalıcı tanığı dürüst ve namuslu ozanlarımız yazarlarımız olacak.
Sermayenin geçmişin bugünün ve geleceğin üzerinde kurduğu tahakkümün dağıtılabilmesinin önemli başlıklarından biri de piyasa kültürüne karşı toplumun ilerici kültürel değerlerine ve bu değerlerin işçiliğini yapan sanatçılarımıza sahip çıkmak, bunun kavgasını vermek olacak.



Kaynak : 