Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Küfürlü mesajlarla ilgili bir davada Wi-Fi bağlantısının kim tarafından kullanıldığının tespit edilemediği dile getirildi.
Olay şu şekilde; Facebook sayfasına küfür içeren mesajlar gönderilen davacı, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğu, davacının e-posta ve Facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı belirtildi.
Sosyal paylaşım platformu Facebook sayfasına küfür ve hakaret içeren mesajlar gönderildiğini gören vatandaş, 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğunu dile getirdi. Bu hakaret ve küfürler nedeniyle yapılan yargılamada davalıların cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu haksız eylem neticesinde kişilik hakkının zedelendiğini belirterek, manevi tazminat talebinde bulundu.
Bilgisayarın internete bağlandığı hattın sahibi olan davalılar ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtirken, mahkeme davacıyı hiç tanımıyor olmaları, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişkinin olmaması, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalının da birbirini tanımamaları birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminata konu fiilin davalılar tarafından işlendiği hususunda yeterli kanıya ulaşılmadığına hükmetti.
Ceza Mahkemesi’nce davalı hakkında verilen HAGB kararının hukuk hakimini bağlamayacağına, diğer davalı hakkında ise verilen kesin hükmün Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu davalı yönünden verilen hükmün de hukuk hakimini bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Kararı davacı temyiz etti.
Dava konusu mesajların gönderilmesinden hat sahibi davalıların sorumlu olduğunun belirtildiği kararda şöyle denildi :
“Bu nedenle; gönderilen mesajlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki davalının da yazılan mesajlardan sorumlu olduğu kabul edilmeli ve uygun bir miktar manevi tazminata hüküm edilmelidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmasına oy birliğiyle karar verildi.”



Kaynak : 