Türkiye Bilişim Derneği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen İstanbul Bilişim Kongresi’nin üç günlük maratonu tamamlandı. Kongre boyunca ele alınan konular oldukça dikkat çekiciydi. Özellikle TBD onursal başkanı Aydın Köksal açılışta; bilişim topluluğu kavramını ilk defa 1971 yılında Japonya ile birlikte kullanmaya başladığımızı, dünyada bilişim konusunda planlı kalkınmaya başlayan 2.ülke olduğumuzu söyleyerek iyimser bir tablo çizdi. TBD Başkanı Doç.Dr Turhan Menteş ise internet kullanımının hala ’lerde olduğunu söyleyerek Türkiye Ulusal Bilişim Politikası’nın hala belirlenmemiş olmasına dikkat çekti…
Kongrenin ikinci gününe ise YASAD tarafından geçen sene hazırlanan “Türkiye Yazılım Stratejisi Raporu’nun” sunumu ve “ Yazılım Sanayi Lokomotif Sektör Nasıl Olur?” konulu panel damgasını vurdu. Yazılım sanayinin öncü sektör olması için neler yapılması gerektiğinin tartışıldığı panelde ulusal yazılım stratejisinin bulunmadığı, yapılan istatistiklerin yeterli olmadığı ve takiplerinin yapılmadığı vurgulandı. Yazılım konusunda kamu ve özel sektörde tek başlılığın gerektiğine değinen konuşmacılar, Meclis’in de yazılım sektörü ile ilgili sorunlara vakıf olmadığında birleştiler ve şu andaki yazılım sektörü kapasitesiyle 3 misli daha fazla üretim sağlanabilmesinin gerekliliğini de vurgulayarak kamu ve özel kurumların dış kaynak kullanımlarının özendirilmesi ve arttırılmasının altını çizdiler.
İmaj ve farkındalık çalışmalarının turizm ve tekstilde olduğu gibi yazılım alanında da yapılarak Türkiye’nin kaliteli teknoloji üreten bir ülke olarak anılması üzerinde önemle durulduğu konuşmaların 2. gününde ayrıca yazılım ihracatının arttırılmasına yönelik dış ticaret müsteşarlığının devreye girmesinin ve ihracatçı firmaların teşvik edilmesinin önemi vurgulandı.
Strateji planı ile ilgili hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını müjdeleyen panelistler, planın devlet tarafından benimsenmesini beklerken YASAD’ın Ulusal Yazılım Eylem Planı üzerinde çalıştığını, son hali verildikten sonra kanunlaşma sürecinde devlet desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirttiler.
Kongrenin son günü ise “Yazılım Pazarında Neden Yeterince Dış Kaynak Kullanımı Yok?”, “İnsan Gücümüz Türkiye’yi Nasıl Bir Yazılım Devine Dönüştürür?” konuları masaya yatırıldı.
Yazılım sektöründe rekabetçi avantajın ele geçirilmesi, yabancı firmalarla başa baş hareket edilmesi için bilişim teknolojilerini çok iyi kavrayarak, dış kaynak kullanımında imkanların geliştirilmesinin önemi vurgulandı.
Fikri mülkiyet haklarının gelişmesi ve standartların oluşturulması gerektiğine dikkat çeken konuşmacılar Türkiye de yeterince sermaye yatırımı olmadığında birleşip, dış kaynak kullanımını başarı ile yürüten, dış kaynak kullanım stratejisi olan Savunma Sanayi’ni incelemek ve özellikle yurtdışına yazılım ihracatındaki başarılarını örnek almak konusunda da ortak bir sonuca ulaştı.
Yazılım sektörünün gelişmesine yönelik arge yatırımlarının devlet politikalarıyla da desteklenmesi ve bu yatırımlarda kontrolün ve teşviklerin denetlenmesinin ele alındığı konuşmalardaki ortak eğilim; yerli üretime kamu ve özel şirketlerin gereken önemi vermesi konusundaydı. Böylece yerli yazılım potansiyelinin başarılı çözümler üretmesine rağmen, yabancı yazılım çözümlerine tercih edilmesinin de engelleneceği konusunda da ortak bir karara varan konuşmacılar için 3 gün dolu dolu ve tam anlamıyla “Yazılım karnavalı” gibi geçti…
Sektör içindeki tüm STK ların kendi algıladıkları rolleri net çizerek ortak projelere imza atmalarının gerekliliğine de değinilen konuşmalardaki genel kanı: “Yazılım Sektörünün gelişmesi için güçlerin birlikteliğinin şart olduğu” yönündeydi



Kaynak : 