Sermaye piyasaları açısından 2012 yılının bir değerlendirmesini yapan ve 2013 beklentilerini ele alan İntegral Menkul Değerler Araştırma Departmanı’ndan Analist Tuğba Özay, Merkez Bankası’nın para politikalarının cari açığa olumlu yansıdığını söyledi. Özay, Fitch’in ardından ikinci bir kredi derecelendirme kuruluşunun daha not artırımına gitmesinin ise kurumsal yatırımcıları Türkiye sermaye piyasalarına çekeceğini belirtti.
Avrupa ve ABD tarafında olumsuzluklar devam ederken Türkiye’nin 2012 yılı içerisinde de büyümesine devam ettiğini vurgulayan Özay şunları belirtti :
“Türkiye’nin Euro Bölgesi’ndeki kriz karşısında alternatif ülkelere ticareti artırmasının, başta İran ve Birleşik Arap Emirlikleri ile olan altın ticaretinin, dış ticarete ve dolayısı ile cari açığa olumlu yansıdığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda Merkez Bankası’nın para politikaları da cari açığa olumlu etki etti”.
“2013 yılında Türkiye’ye ilgi artabilir”
2013 yılında, Obama’nın Ortadoğu’da uyguladığı baskılı ama ekonomik yaptırım odaklı politikasının Türkiye’nin çevre ülkeler ile büyüyen ihracatının devamına neden olabileceğini ve ekonomik açıdan Türkiye’ye faydalı olabileceğini kaydeden Özay şunları söyledi :
“Euro Bölgesi ve Ortadoğu’da ekonomik ve politik istikrar görülmesi durumunda, Türkiye’de büyüme oranlarının ivme kazanabileceğini söyleyebiliriz. Ayrıca Fitch’in ardından ikinci bir kredi derecelendirme kuruluşunun not artırımına gidebileceği beklentisi de halen fiyatlanıyor. Eğer ikinci bir derecelendirme kuruluşu tarafından Türkiye’nin notu yatırım yapılabilir seviyeye çekilirse, not artışıyla birlikte ülkemiz uluslararası piyasalardan daha düşük risk primi ödeyerek borçlanabilecek ve kurumsal yatırımcılar Türkiye sermaye piyasalarında yatırım yapmaya başlayacaklardır.
Bütün bu gelişmelerle de Türkiye’nin varlıkları değerlenecek, piyasanın istikrarı artacaktır. Diğer yandan Türkiye ye yatırım yapamayan kurumların; emeklilik, sigorta fonları gibi uzun vadeli yatırım yapan kurumsal fonların da Türkiye’ye ilgisinin artabileceğini söyleyebiliriz”.
“AB’de kriz son çeyrekte duruldu”
Avrupa’da 2008 yılında başlayan mortgage krizi ve ardından gelen parasal genişlemeler değerlendirildiğinde, harcanan para ve efora göre toparlanmanın 2012 yılında sınırlı kaldığını ve özellikle istihdam piyasasında işe alımların ivme kaybettiğini görüyoruz” diye konuşan Özay şöyle devam etti :
“Avrupa’ya baktığımızda iki yapısal sorun olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, birçok ülkede kamu sektörünün borcu çok yüksek; ikincisi, ödemeler dengesi tarafında dengesizlikler oluşmuş durumda. AB’de krizi tetikleyen sebeplerin başında bu ikisi gelirken, 2012’nin ikinci çeyreğinde, Euro Bölgesi’ndeki kamu borçlarının sürdürebilirliğine ilişkin endişeler, küresel ekonomideki yavaşlama ve belirsizlikler nedeni ile dünya ekonomisi olumsuz etkilendi.
Yıl içerisinde Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerin sıkı bir ekonomi politikası izleyememesi nedeniyle ülkelerinde kriz meydana geldiği ve buna bağlı olarak iktidar değişimlerinin olduğu gözlendi. Mali kaynakların etkin bir şekilde kullanılamaması ve kamu borçlarının her geçen gün artması Yunanistan’ı krizin eşiğine getiren sebeplerin en başındaydı.
Diğer yandan Yunanistan ve İtalya’daki krizler, diğer Avrupa ülkelerini de etkilerken, sırasıyla İrlanda, Portekiz ve son olarak da İspanya kriz sürecine giren ülkelerden oldu. Yılın son çeyreğinde Avrupa’daki ekonomik kriz kısmen bastırılsa ve Yunanistan ile İspanya başta olmak üzere borç yapılandırma çalışmalarında büyük adımlar atılmış olsa da, genel olarak yılı değerlendirirsek AB’de ekonomik krizin derinleştiğini, Ortadoğu’da iç çatışmalar ve rejim değişikliklerinin etkili olduğunu söyleyebiliriz”
Obama’nın seçilmesi ABD’yi olumlu etkiledi
Avrupa dışındaki ülkelerdeki durum değerlendirildiğinde, Japonya’nın uzun zamandır olduğu gibi 2012’de de büyümeye ilişkin sorun yaşadığının görüldüğünü söyleyen Özay bunu da şöyle ifade etti :
“ABD tarafında, Barack Obama’nın ikinci kez Başkan seçilmesinin olumlu etkilerin olduğunu söyleyebiliriz. Obama ilk kez seçildiğinde ülkenin bulunduğu ortam ile 2012 sonundaki ortam arasında büyük farklılıklar gözleniyor. ABD ekonomisinde revize edilen 3. Çeyrek GSYH büyümesi yukarı yönlü artırılarak yüzde 3,1’e çıkarıldı ve daha önce açıklanan rakamın üstüne çıktı.
Bunun yanında ABD’de son 3 yıl içerisinde eyalet ve yerel hükümet harcamalarında artış, daha fazla tüketici harcaması ve daha düşük ticaret açığı gözlemlendi. Diğer yandan, ABD Merkez Bankası FED tarafından gerçekleştirilen üçüncü parasal genişleme hamlesi etkili oldu. ABD ekonomisindeki çatlaklar, FED’in parasal genişleme ile bu duruma çözüm getirme çabası ve özellikle 2012 son çeyreğinde yüzeye çıkan ABD mali uçurumu, Dolar’da sert değer kayıplarına neden oldu” diye konuştu.
Yeni bir küresel kriz olabilir
2012’deki ekonomik gelişmeleri göz önüne alarak, ‘Avrupa’da kriz bitti’ demek için henüz erken olduğunu vurgulayan Özay ABD ve Avrupa’ya ilişkin 2013 öngörüleri ile ilgili olarak şu bilgileri verdi:
“Özellikle ABD ve Avrupa’da 2008 kriziyle başlayan işsizlik sorununun çözümü için 5 yıldan fazla zaman gerekebilir. Avrupa bölgesindeki krizin derinleşmesi, ABD’deki mali uçurum ve Çin’in büyümesinin hızlı yavaşlaması yeni bir küresel krize neden olabilir. Ekonomik daralma içindeki ülke ve bölgelerde ekonomik toparlanma ve istikrarlı büyüme görülebilmesi için kısa ve orta vadede yapılan uygulamaların ekonomik tabana ulaşması ve sıkıntıdaki sektörlerin sürdürülebilir ölçüde desteklenmesi gerekir. Bu bağlamda, Avrupa’da ekonomisi sıkıntılı ülkelerden Yunanistan’ın kendi borcunu ödeyebilecek kıvama gelmesi için en azından 3 yıl daha gerektiğini ve diğer kritik ülke olan İspanya’nın reformlarının etkin olduğu varsayılsa dahi istikrarlı büyüme gösterebilmesi için en azından 2 yıla ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Kısacası, Avrupa’da üretim, gelir ve istihdamda sürdürülebilir büyüme görülebilmesi için en azından 2 yıla daha ihtiyacımız olduğunu söyleyebiliriz.
Diğer taraftan, Barack Obama’nın ikinci defa seçilmesinin getirdiği politik istikrar ve FED’in aktif uygulamalarının ekonomiyi desteklemeye devam edeceğini ve 2013 içerisinde imalat ve servis sektörleri istihdam seviyelerinde yükselişler görülebileceğini düşünüyoruz. 2013 yılı için risklere baktığımızda ise ABD tarafında çözüme kavuşturulması beklenen mali uçuruma ilişkin vergisel düzenlemelerin netleşmesi gerekiyor. Ayrıca, ABD tarafında enflasyon ve işsizlik rakamları yakından takip edilmeli ve parasal gevşemenin sıkılaştırılmasını gerektirecek bir gerçekleşme olup olmayacağı da mutlaka izlenmeli.”

Kaynak : 