AB protokolü çerçevesinde telekom cihazlarının ithalatının Telekomünikasyon Kurumu tarafından değil Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yönetilmesi gerektiği için mart sonunda Resmi Gazete’de yayınlanan 2006/8 nolu tebliğ ile Telekom cihazlarının ithalatında bazı değişiklikler yapıldı. Ancak değişikliklerin tartışılması sürüyor.
Yapılan değişiklikleri telekom piyasası genel anlamda olumlu görüyor. Ancak hem değişikliğin 30 gün önce bildirilmesi (ki kısa bir süre olduğu, en az 3 ay önce anons edilmesinin uygun olacağı bildiriliyor) hem de bazı kuralların uygulanamaz oluşu nedenleriyle tartışmalar henüz sürüyor.
Konuyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Mobisad Başkanı Murat Dursun şunları söyledi;
2006/8 nolu tebligi ile yayınlanan ve 26 martta yürürlülüğe giren düzenlemeleri genel çerçevesi ile olumlu bulmaktayız. Ancak telekom sektörü geniş bir yelpazeyi kapsadığı için diğer alt sektörlerde uygulamada bir takım zorlukları olabilir. Sanıyorum zaman içersinde bu zorluklarla da ilgili ek düzenlemeler hayata geçirilecektir.
GSM cihazları yönünden yaşadığımız sorunları da dikkate alırsak (kayıtlı kaçak da bahsediliyor) bu düzenlemeyi son derece yararlı görmekteyiz. Ancak uygulamada bizim de bir iki münferit sıkıntımız var. TK ve Dış Ticaret Müsteşarlığı arasında belge düzeninde eşgüdümün sağlanması, mükerrerliğin önlenmesi ve koordineli çalışılması gerekir. Bunun dışında bir şikayetimiz yok.
Münferit sıkıntılara örnek verilmesi gerekirse, Türkçe kullanım kılavuzunun Türkçeleştirilmiş tasdikli onayı her işlem bazında isteniyor. Ya da uygunluk belgesinin her ithalatta talebi söz konusu. Bu tür konularda TK ile eşgüdüm yapılabilir ve uygulamada makul standartlar konulursa sanırım iş kolaylaşacaktır.
Diğer Yandan görüşlerine başvurduğumuz Tüted üyesi Öztelkum Telekomünikasyon A.Ş.’den İsmail Boz ise şunları söyledi;
-
2006/8 sayılı tebliğ uygulamasının bence olumlu ve olumsuz yönleri ile önerilerim şöyle;
- AB ile ticarette standardizasyonun sağlanacak olması
- Ticari Şirketlere sorumluluk getirmesi nedeni ile “Kurumsal Firmaların” haksız rekabetten zarar görmesini engellemesi
- “Lisans” kısıtlamasına tabi ürünler kapsamının daraltılması
- Etkin piyasa denetiminin sağlanabilmesi
- “İhtisas Gümrükleri” nin kaldırılması
- Uygulamanın 30 gün gibi kısa bir sürede başlayacak olması yolda malı olan firmaları zorlayacak. Bu tebliğin yürürlülük tarihinin en az 90 gün olması durumda bu tür sıkıntıların yaşanması söz konusu olmazdı.
Yurt Dışı alımların genelde %95’i Akreditif (L/C) ile ve en az 45 gün öncesinden yapılmaktadır.
L/C şartlarında ithalatçı firmaların istemiş olduğu evraklar daha önceki duruma göre talep edildiğinden, yeni mevzuata göre istenilen evrakların temini (örneğin D.O.C / Üreticinin Standartlara dair Uygunluk Beyanı) ya mümkün olmayacak, ya da en az 15-20 günlük süre kaybına neden olacaktır.
Bu da gümrüğe gelmiş bir malın gümrüklü sahada beklemesine, konteynır, antre depo, ardiye gibi ücretlere fazladan ekler gelmesine ve zamanında yerine getirilmesi gereken taahütleri olan firmaların zararına neden olabilecektir.
- Tebliğ Kapsamında “Kısıtlaması olan” ve “Kısıtlaması Olmayan” ürün listelerindeki bazı “G.T.İ.P” başlıklarında belirsizlikler devam ediyor. Bu tür “özellikli” başlıkların Dış Ticaret Müsteşarlığınca alt başlıklar halinde belirgin hale getirilmemiş olmasının sıkıntıya yol açma ihtimali bulunuyor.
- Tebliğ kapsamındaki bir cihazın ithalatının gerçekleşmesi için Dış Ticaret Müsteşarlığından “UYGUNLUK BELGESİ” alınması gerekiyor. En büyük sıkıntılardan birisi bu belgenin alınması. Ne gibi olumsuzluklar getirdiğini şu şekilde özetleyebiliriz;
- Aynı cins ve türdeki malların “her bir ithalatında” aynı evrakların tekrar tekrar istenmesi ;
Örneğin, aynı cihazdan her ay 4 yükleme olsa, her seferinde bir hafta önce DTM’na verilmiş aynı evraklar yine verilecek.
Buradaki sorumuz; “bir önceki aynı mal için verilen “Uygunluk Belgesi” neden bir sonraki aynı mal için geçerli olamıyor ?”
Aynı mal için verilmiş “Uygunluk Belgesi”nin gümrüğe gelecek diğer partiler için de geçerli olması durumunda bu konu sorun olmaktan çıkacaktır.
- Tescilli Gümrük Beyanname Aslının istenmesi :
Örneğin, İthal Malı Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğüne geliyor. Buradan alınacak Gümrük Beyannamesi Çoban Çeşme mevkiinde bulunan DTM Marmara Bölge Müdürlüğüne, diğer evraklar ile birlikte götürülecek – ki tahminen 25-30 Km.-. Bunun mesai saatleri dahilinde yapılması gerektiği ve o saatlerdeki İstanbul trafiği gözönüne alınırsa, kaybedilecek zaman ve maddi maliyetler açısından bir başka çözüm yaratılabilir diye düşünüyoruz.
Bunun yerine; Mallar gümrüğe gelmeden önce DT Müsteşarlığına istenilen evrakları sunmamız halinde, evraklarımız önceden incelenmiş olurç Daha sonra malımız geldiğinde “Gümrük Beyanname Aslı” ibrazı ile belli bir formda hazır olan “UYGUNLUK BELGESİ” tarafımıza aynı anda verilebilir ve aynı gün ithal işlemlerini bitirmemize olanak sağlanabilir.
- AT Uygunluk Beyan Aslı (D.O.C. Declaration Of Conformity) ;
Üretici firma tarafından verilmesi istenilen bu belgenin “aslı”nın ithalatçı firmalar tarafından HER ZAMAN alınabilmesine olanak yoktur. Belki küçük firmalardan bu alınabilir ancak , örneğin, Sony, Philips, Siemens, Panasonic gibi firmaların ürünlerine ait AT Uygunluk Beyan Aslı (D.O.C. Declaration Of Conformity) alınabilmesinin İMKANI YOKTUR. Bu tür firmaların web
sitelerinde ilgili ürünlere ait “AT Uygunluk Beyan” belgeleri “pdf.” formatında bulunmaktadır, bunlar aslı yerine kabul edilmelidir. - Tebliğ Kapsamında “Kısıtlaması olan” ürünler için Telekomünikasyon Kurumu Tarafından “Sınıf 2 bildirim formu” istenmektedir.
Bu güne kadar zaten “Telekomünikasyon Kurumu” Tarafından ithal edeceğimiz ürünlere ait tarafımıza verilmiş “UYGUNLUK SERTİFİKASI” bulunmaktadır. Bunlar yeni düzenleme ile geçersiz kılınmakta, aynı ürünlerimiz için tekrar Telekomünikasyon Kurumuna müracaat ederek yani HER SEFERİNDE, “Sınıf 2 bildirim formu” alarak işlem yapmak zorundayız.
Elimizde “Telekomünikasyon Kurumu” Tarafından verilmiş bulunan “UYGUNLUK SERTİFİKASI” ile Sınıf 2 Bildirim Formu” arasında içerik bakımından her hangi bri fark bulunmamaktadır. Bu nedenle en azından bu belgelerin geçerlilik süreleri 2006 yılı sonuna kadar olması nedeni ile bu “UYGUNLUK SERTİFİKASI” nın “Sınıf 2 bildirim formu” yerine geçmesinde her hangi bir sakınca olmadığını düşünüyoruz.
Yeni ürünlere ait talepte “Sınıf 2 bildirim formu” T.Kurumu tarafından alınmasında herhangi bir sakınca da olmaması gerekir.
Bunun yanı sıra, Bu belge sadece ANKARA Bölge müdürlüğü tarafından verilmektedir, bunu almak içinde Türkiye’nin her yerinden firmalar bu belgeyi almak için seferber olacaklar. Yani maddi, manevi iş kaybına uğrayacaklar. Telekomünikasyon Kurumunun Bölge Müdürlük’leri bu konuda yetkili kılınarak, bu “Sınıf 2 bildirim formu”nu tanzim etmeleri uygun olur diye düşünüyoruz.
- Kullanım Kılavuzu ; DT Müsteşarlığının, “Kullanım Kılavuzu” ile bağıntısı, ilgisinin nedeni, birçok firma tarafından anlaşılamıyor.
Bu hususta yetkili Sanayi Bakanlığı olup ; Zaten ürünlere ait “Garanti belgesi” alma zorunluluğu bulunuyor. Dolayısıyla, “Kullanım Kılavuzu” Sanayi Bakanlığınca görülüp onaylanıyor ve bir nüshası da muhafaza ediliyor.
Kaldı ki tebliğ kapsamında bulunan bazı ürünler Son Kullanıcıya değil imalatçılara hitap etmektedir. Yani ARA MAL – aksam/parça kapsamındadırlar ki böyle bir “Kullanım Kılavuz”ları yoktur. Bu durumda olan firmalar da mağdur olacaklardır. Kullanım Kılavuzunun talep edilmesinin tebliğ amacı ile uyuşmadığını düşünüyoruz.
- “UYGUNLUK BELGESİ” Dış Ticaret Müsteşarlığınca 3 iş günü içerisinde verileceği ön görülüyor;
Ancak, her türlü istenilen evrakın sağlanarak ibraz edilmesi durumunda dahi olsa, bu süre içerisinde bu evrakların incelenmesi ve Müsteşarlık tarafından yetkili bir kişinin;
I- İlgili Gümrük Müdürlüğüne gitmesi
II- Gümrük sahasında Malı incelemesi
III- Daha sonra tekrar Bölge Müdürlüklerine dönerekfirmaya 3 gün içerisinde “UYGUNLUK BELGESİ” vermesinin hiç bir şekilde imkanı bulunmuyor.
Bu güne kadar ithal edilen malların kontrolü zaten Gümrük Muhafaza Memurlarının denetimleri ile yapılıyordu. Hali hazırda yine yetkili durumdalar. Dış Ticaret Müsteşarlığının ayrıca ekspertiz yapmasındaki amaç bu nedenle anlaşılmıyor.
Kaldı ki, beyana aykırı ithal edilmiş bir malın cezai sorumluluğu her zaman var. Öte yandan Telekomünikasyon Kurumunun “Onay Etiketi- Bandrol” uygulaması halen devam ediyor. Beyan veya izin dışı ithal edilmiş bir malda Hologram bulunamayacağından da en azından piyasa denetimleri sırasında çok kolayca tespit edilebiliyor.
Yine tebliğ kapsamında bulunan cihazlar tüm alıcı ve satıcılar tarafından gayet iyi biliniyor ve Hologramsız piyasada bulunmaları imkansız.
Örneklersek, sadece İstanbul Atatürk Hava Limanı Gümrük Müdürlüğü’ne günlük olarak bu tebliğ kapsamına giren yaklaşık 100 ürün geliyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın mevcut kadrosu ve alt yapısı ile İstanbul’da belirtilen 4 gümrük müdürlüğünde bu hizmeti vermesi imkansızdan öte bize göre. Bu nedenle de bu uygulamadan vazgeçilmesini istiyoruz.
- İmza Sirküleri veya Vekaletname Örneği :
Her müracaatta aynı evrakların istenmesi ithalatçının maddi kayıplarının artmasına neden olacaktır. Dış Ticaret Müsteşarlığında ithalatçı firmalara ait ve firma bilgilerini içeren bir DOSYA- KLASÖR” oluşturulabilir. Burada firma evraklarının asılları muhafaza edilebilir. Her seferinde aynı evrakların verilmesinde, bürokrasiyi arttırma dışında, herhangi bir fayda görmüyoruz.
- Bürokrasinin azaltılmaya çalışıldığı günümüzde, tam aksi bir uygulamanın yapılacak olması firmaları umutsuzluğa düşürüyor.
- Aynı cins ve türdeki malların “her bir ithalatında” aynı evrakların tekrar tekrar istenmesi ;
Olumlu Yönleri;
Olumsuz Yönleri ve Öneriler ;
Özetle, bu hususlarda sorunları giderecek düzenlemelerin yapılmaması, Dış Ticaret Müsteşarlığınca “UYGUNLUK BELGESİ” için istenilen belgelerin, günün gerçeklerine ve şartlarına uygun hale getirilmemesi durumunda, ithalatçı firmaların malları gümrüklerde uzun süre bekleyecek, milli servet ve kaynaklar israf olacak, firmalar zarara uğrayacak, malların fiyatları artacak, gecikmelerin neden olacağı ihracat sipariş iptalleri olabilecek ve Dış Ticaret Müsteşarlığı da iyi niyetli olsa da bloke olabilecektir.
İthalatçı firma olarak görüşlerini bu şekilde özetleyen ismail Boz’dan sonra bir de aynı konudaki düşüncelerini sorduğumuz bir Telekomünikasyon Yetkilisi ise yeni uygulamanın ithalatları hızlandıracağını düşünüyor. Söyledikleri şu şekilde;
Telekomünikasyon Kurumu bu iş zaten DTM’nin görevlendirmesi ile yapıyordu. Bu tebliğ daha önceki görevlendirmenin sona erdirilmesidir. Doğru olan bu işin DTM tarafından yapılmasıdır. Telekom cihazları da ticari meta olduğuna göre, zaten onların görevi. Ek olarak AB kuralları da buna işaret ediyor.
Bu konuda TK’ya düşen görev ise yurtiçine standart dışı ürün girişini engellemeye yönelik olarak piyasa denetimleri yapmak, gözetim laboraturalarını ayağa kaldırarak işlev kazandırmak, bu laboratuarların test sonuçlarının değerlendirilmesi.
Tabi bir de frekans ve lisans bildirimi olacak cihazlar için TK’dan onay alınması gerekiyor. Cihazın kullandığı frekansın free bant olarak tanımlanıp, tanımlanmadığının belirlenmesi ya da lisanslı firmaların getirebilecekleri cihazı yetkisiz firmaların getirmemesi konuları TK’nın görevi.
Vurgulamak istediğimiz bir önemli nokta; Bugunden itibaren gümrüğe girecek cihazlar için bildirim formu almaya yönelik hazırlığa girişilmesi gerekliliği. 4 hafta öncesinden alınabiliyor. Frekans kullanımı yani sınıf 2 tabir ettigimiz cihazlarda bildirim şartı var. Bu bildirim formlarını TK’dan spektrum yonetiminden alabilirler..
Konuyla ilgili olarak geçtiğimiz pazartesi günü İstanbul’da DTM yetkilileri, ithalat firmalarıyla görüştüler. Bu konular tek tek tartışıldı. İthalatçı firmalar DTM yetkililerin iyi niyetli olduklarını, ama saha tecrübesinin eksik olması nedeniyle uygulamanın detaylarının şekillendirilemediğini ve bazı noktaların uygulanamaz olduğunu düşünüyorlar. Firmaların bu tür ufak sıkıntıları giderilebilirse, başta da dediğimiz gibi, tebliğ genel olarak olumlu bulunuyor.

Kaynak : 