Vakıf üniversitelerinin artışı ile birlikte, ülkemizdeki üniversite eğitiminde yeni yolların, ekollerin ve eskiyle aynı olmayan eğitim tarzlarının araştırıldığı, bu konuya kafa yorulduğunu görüyoruz. İşte size bu tür bir söyleşi;
Yrd. Doç. Dr. Fatih Uğurdağ, aynı zamanda, iki yıldan bu yana Özyeğin Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen Robocamp’in Proje Koordinatörlüğü görevini yürüten genç bir akademisyen. Halen, Özyeğin Üniversitesi’nde, Mühendislik Fakültesi’ne bağlı Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünde görev alan Yrd. Doç. Dr. Uğurdağ ile farklı bir konuyu ele alıyoruz: Mühendislik Eğitimi. Röportajımızın sonunda da okuyacağınız üzere Yrd. Doç. Dr. Uğurdağ, mühendisliğe yatkınlıkları olduğu halde, üniversite sınavında başarı sağlayamayacak gençlerin önceden tespit edilerek bu bölüme kazandırılmaları gerektiğini ifade ediyor.
turk-internet.com: Mühendislik eğitimi günümüzde nasıl veriliyor?
Yrd. Doç. Dr. Fatih Uğurdağ: Buna iki yönüyle bakmak gerekiyor; şu ana kadar nasıl veriliyordu ve bugünden sonra bu eğitim nasıl verilmeli. Bugüne kadar benim duyduğum hep Alman ve Amerikan ekollerinin takip edildiği şeklindeki yönelimlerdir.
Türk üniversiteleri zaman içerisinde Alman ekolünden yavaş yavaş, Amerikan ekolüne geçti. Günümüzde üniversitelerin hemen hepsi Amerikan ekolünü takip ediyor.
Bizim gibi ABD’de eğitim görmüş kişiler bile yakın zamana kadar Amerika’daki eğitim kuruluşlarının eğitim programlarını açıp, bakıp o müfredata göre eğitim sunarlardı. Bu derslere Amerika, var olmayan teknolojileri yaratmaya yönelik olduğu için, eğitim sürecinde matematik, fizik gibi en temel şeyleri vermeye çalışıyor. ABD’de asıl mesleki eğitimi, master ve doktora da alıyorsunuz.
turk-internet.com: Sizce bu Türkiye’ye uygun bir yönetim mi?
Yrd. Doç. Dr. Fatih Uğurdağ: Açıkçası bu model Türkiye’ye pek gitmiyor. Çünkü, biz daha çabuk sonuç almak istiyoruz. Ve daha da önemlisi ABD’nin yaptıklarının aynılarını yapmıyoruz. Örneğin, ABD otomotivden çıkarken biz otomotive yeni giriyoruz.
O nedenle bizim eğitim modelimiz çok farklı olmalı. Zaten ABD’nin yaptıklarının aynısını birebir yaparsak Amerika’daki en iyi üniversitelerdeki eğitimler, internette YouTube gibi platformlar üzerinden, hatta kimi zaman etkileşimli olarak, sertifika vermeye gidecek bir şekilde yapılıyor.
O zaman bizim bunu sorgulamamız gerekiyor. “Biz, ne yapıyoruz?” Şunu yapabiliriz. O kişiler Amerika’da. Dolayısıyla internet üzerinden etkileşimde bulunabileceğimiz kişiler. Ancak, diğer yandan 50 bin kişiyle etkileşim olmaz. Mühendislik de yapılarak öğrenilecek bir şey. O zaman biz ders kitaplarıyla çalışarak değil, gerçekten mühendislik yaparak etkileşimde bulunmak durumundayız.
Öğrencilerimiz istemeleri halinde MIT v.s. gibi üniversitelerin online eğitim içeriklerini de bir yandan izlemeye devam edebilirler. Derslerin eğitimlerini almak konusunda Türk üniversiteleri ABD’li üniversitelerle hemen hemen aynı konumda. Ama konu robot yapmaya gelince Stanford, MIT hocalarıyla yapamazlar; bir Türk üniversitesinin hocasıyla yapabilirler. Türkiye’deki üniversitelerin yeni eğitim modelleri de bu aslına bakarsanız.
turk-internet.com: Bahsettiğiniz bu eğitime bilfiil geçilmiş durumda mı?
Yrd. Doç. Dr. Fatih Uğurdağ: Bu eğitim modeline geçmeye çalışıyoruz. Şu an için üniversite olarak kurgu aşamasındayız. RoboKamp gibi organizasyonlarla öğrencilerle etkileşimin kısa sürede olumlu sonuçlar doğurup, doğurmadığını anlamaya çalışıyoruz.
Geçtiğimiz yıl birincisini yaptığımız RoboKamp’ın sonunda gördük ki, aslında derslerde başarısız gibi görünen, mühendisliğe karşı ilgisiz gibi görünen arkadaşlar belki de diğer öğrencilerden daha başarılı. Bu gibi etkinliklerin, öğrencilerin mühendisliğe ve hayata bakışlarını değiştirdiğini gördük. Biz okul olarak bu tür etkinliklerden öğrendiğimiz şeyleri normal eğitim programlarımıza sokmaya çalışıyoruz.
turk-internet.com: Siz, öğrencilerin pratik eğitimlerinin eksik olmasından dolayı mı daha başarısız olduklarını söylüyorsunuz?
Yrd. Doç. Dr. Fatih Uğurdağ: Üniversite sınavında tercih olarak mühendislik yazsanız ve kazansanız bile, mühendisliğe yatkınlığınız, merakınız varsa motive oluyorsunuz. Buna karşılık, ekstra bir başarısı olmayan öğrenciler mühendisliğe ilgileri olsa dahi bu bölüme kabul edilmelerinin ardından beklenen performansı sağlayamayabiliyor.
Üniversite sınavının öğrencinin kabiliyetini ölçmesi mümkün değil. Çünkü mühendislik, oturup günlerce, hatta haftalarca sabırla uğraşarak bir şeyler yapmak üzerine kurulu bir şey. Yani 100 ya da 200 tane soruyu kısa bir sürede çözmeyle alakalı bir şey değil.
Biz, bu konuda başarısı olmayan ama diğer yandan mühendisliğe ilgisi olan potansiyel adayları mevcut sistemle demotive etmiş oluyoruz. Bu üniversite sınavı sisteminde yeterince başarılı olamayan, ama buna karşı motive olan çocukları tespit etmek için onları pratik eyleme sevk edecek kamp ve yarışma projelerine ihtiyacımız var. Bunları, burada liseli çocuklarla test ettikten sonra normal üniversite eğitimine de dahil etmek istiyoruz. Zaten, bu yöndeki faaliyetlerimiz de devam ediyor.

Kaynak : 