Son dönemde öne çıkan e-li operasyonlar, yani e-devlet, e-imza, e-fatura.. vb bizlere elektronik ortamda 7 gün 24 saat işlem yapma kolaylığı sağlarken, e-li operasyonlarla hem doğaya katkı sağlanıyor hem de daha güvenli hizmet alınıyor. Son dönemde önem kazanan e-li operasyonların detaylarını ve yasal düzenlemeleri TÜRKKEP Genel Müdürü Yüksel Samast ile konuştuk.
Turk-internet.com: TÜRKKEP Genel Müdürü YÜKSEL SAMAST ile birlikteyiz. Merhabalar, Yüksel Bey! Şimdilerde şirket yönetimlerine yönelik e’li operasyonlar geliyor ya da geldi. Öncelikle bunları sayabilir misiniz?
Yüksel Samast: Tabii! Şöyle; e’li operasyonları biz genel olarak e-dönüşüm diye bir başlık altında toparlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz. İşte, bilgi çağı diyoruz, elektronik çağı diyoruz artık belli bir mobilitenin içerisine günlük 7 gün, 24 saat işlem yapabilme, teknolojiyi kullanabilme. İşte bütün bunları böyle e’li operasyonlar ya da e ile başlayan çeşitli terminolojiler ile ifade etmeye çalışıyoruz. Burada Türkiye’de bu iki bağlamda aslında yürüyor. Birisi, yasal düzenlemelerdeki e’li konular; elektronik imza, elektronik fatura, elektronik defter, elektronik devlet, e-devlet kapısı, elektronik posta gibi konular. Bir de işte piyasada sektördeki terminoloji ile teknolojik olarak yapılabilen çalışmalar. Şimdi mesela şirketler için baktığımızda e’li operasyon ne? Aslında bütünleşmiş olarak ne iş yapıyor isek, o işe dönük ortamda veya elektronik araçlar kullanarak yapabilmek diye anlıyorum en azından. Şimdi burada da baktığımızda dediğimiz gibi, şimdi Türkiye’de yasal düzenlemeler bağlamında e ile başlayan konularda yürüyen son 10 yıldır önemli bir süreç var. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanun’u ile başlayan, kayıtlı postanın yer aldığı diğer kanundaki düzenlemeler, elektronik fatura defterinin yer aldığı Vergi Usul Kanunu’ndaki düzenlemeler, elektronik tebligatın yer aldığı Tebligat Kanunu’ndaki düzenlemeler ve bunlar ile ilişkili diğer kanunlarda bunun ile ilgili uyumlaştırılan konular. Şimdi yakın zamanda gelecek olan elektronik kimlik konuları, Kimlik Kanunu’ndaki değişiklikler, (bunların) hepsi, topladığınızda aslında kurumsal ve bireysel hayatımızı e’li boyuta taşıyan ve operasyonlarımızı, süreçlerimizi de bu bağlamda yeniden tasarlamamız, yeniden planlamamız gerektiren bir boyuta doğru evriliyor.
Şu anda yasal düzenlemesi yapılmış olanları sayacak olursak, Türkiye’de ilk e’li düzenleme, elektronik imza düzenlemesidir. O da 2004 yılındaki elektronik imza 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile oldu. Sonra elektronik fatura ile ilgili çeşitli düzenlemeler, kayıtlı elektronik posta ile ilgili düzenlemeler, elektronik defter ile ilgili düzenlemeler ama bunların içerisinde bir de elektronik arşiv ve elektronik saklama ile ilgili düzenlemeler var. Ticaret Kanunu’nun içinde kayıtlı postalama sistemleri ve aynı zamanda elektronik saklama ve arşiv hizmetlerini de içeriyor. Aynı şekilde Vergi Usul Kanunu kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yaptığı düzenlemeler içinde de gene elektronik fatura, elektronik defter nasıl saklanacak, muhafaza ibraz yükümlülükleri nasıl yerine getirilecek diye de düzenlemeler var. Dolayısıyla e’li operasyonların önemli bir kısmı da elektronik ortamda oluşturduğumuz, gönderip aldığımız bir belgenin elektronik ortama yine yasal ve güvenli bir şekilde nasıl saklanacağını netleştirmek ve bunun yasal alt yapısını hazırlamak için Türkiye’de düzenlemesi yapılmış durumda.
Turk-internet.com: Hepimizin az çok aşina olduğu e-Fatura ve e-Defter var. Bunlar bize ne gibi faydalar sağlıyor ve kullanıcıları hakkında bilgi verebilir misiniz, kullanıcı sayıları (hakkında)?
Yüksel Samast: Ayrı ayrı anlatayım e-fatura ile elektronik defterin karakteristikleri biraz farklı. Ama e dediğimizde zaten doğal ve jenerik olarak bir kere doğayı koruyan bir şeyden bahsediyoruz. Daha hızlı işlem yapabilirliğimizi ve daha ekonomik, daha tasarruflu yapabildiğimizi anlatmış oluyoruz. Dolayısıyla, bu genel faydalar hepsinde var. Elektronik faturada var, defterde var, elektronik postada var, elektronik imzada var, elektronik saklamada da her zaman kağıda göre daha ucuz, daha hızlı ve daha çevreci bir iş yapmış oluyoruz. Dolayısıyla, e’li operasyonların birinci, temel faydası daha faydalı ve verimli ama her bir e hizmetin, e operasyonun da kendine has karakteristik, getirdiği ilave faydalar var.
Fatura. Mesela, hız konusu fatura için çok önemli. Çünkü ticaretin artık bu kadar hızlandığı bir dönemde yasal geçerlilik olarak faturanın ticaretin o hızına uyması nakit akışlarını, ödeme sistemlerini, mal ve hizmetlerin transferini hızlandırmada ve dolayısıyla çoğaltmada ciddi bir çarpma etkisi ile ekonomiye büyük bir katkı sağlıyor; onu görüyoruz. Yani şöyle düşünün, siz bir ödemenizi, bir faturanızı 1-2 gün içinde ancak karşı taraftan alabilir iken, şimdi saniyeler içinde alıp ödemenizi de aynı şekilde saniyeler içinde yapabiliyorsunuz. Dolayısıyla da satıcı, parasını çok hızlı alabiliyor. Bu da dolayısıyla zincirleme aynı şekilde. Böylece nakit akışı ve ödeme sistemlerinde ciddi bir (yarar sağlıyor). Gümrükte malınız var, fatura ertesi gün gelecek, malı öyle çekeceksiniz diye beklemiyorsunuz, anında malı çekebiliyorsunuz. Dolayısıyla ithalat ve ihracata da bu noktada değişik şekilde bir katma değeri var. Dolayısıyla elektronik faturada bildiğimiz genel faydalarının ötesinde nakit akışı ve ödeme sistemlerindeki hızı arttırarak, ekonomiye ayrı bir katkı sağladığını gözlemliyoruz. Türkiye’de 6 milyar civarında yıllık fatura adeti dönüyor. Bunların içinde ne kadarı, nasıl elektronikleşse o kadar fayda geliyor görünüyor ama ticaretin de bu bağlamda hızlanacağı ve büyüyeceğine de etki yapacağını görüyoruz. Ama bugün Gelir İdaresi Başkanlığı’nın yaptığı düzenlemeler çerçevesinde 20 bin civarında mükellef elektronik faturaya geçmiş durumda ve bunların da şu anda 1 yılı aşkındır bir kullanım deneyimi var. Gelir idaresi Başkanlığı yakın zamanda elektronik faturanın kullanıcı kapsamını genişletecek yine bir düzenleme yapmayı planlıyor; bunu da web sitesinde yayınladı, görüşe açtı, şu anda görüş topluyor.
Elektronik defter için bunu ifade edecek olur isek, elektronik defter hızdan ziyade, doğruluk ile alakalı bir uygulama. Dolayısıyla da, defter ile bir daha oynanmaması için, geçmiş verilerin değiştirilmemesi için, kayıtlı ekonomi için daha anlamlı bir uygulama. Dolayısıyla da elektronik defter uygulaması ile tabii ki tasarruf ediliyor, tabii ki çevreye, doğaya katkı sağlanıyor ama bunun yanında artık elektronik defter kâğıttaki deftere göre daha güvenilir veriler içeriyor çünkü değiştirilemez veriler. Dolayısıyla da bir önceki defter, bir sonraki defter arasında acaba fark var mıdır diye tereddütü de ortadan kaldırıyor. Böylece elektronik defterin de ticari hayata, ekonomik hayata ve vergi denetimlerine veya bankacılık işlemlerine -kredi çekmek için de defter isteniyor-, şu oluyor, bu oluyor… Bu bağlamda, bu veriye kâğıttakine göre güven çok daha yüksek. Böylece ticarette güven mekanizmasını, denetimde güven mekanizmasını getirmede elektronik defter uygulamasının da ayrı bir katma değeri olduğunu görüyoruz.
Saklama konusuna da değineyim ben burada. Elektronik ortamda saklama, vergi mükelleflerinin Ticaret Kanunu ve Vergi Usul’e göre tutmak zorunda oldukları belgeleri -eski tabir ile muhafaza, yeni tabir ile saklama- yükümlülüğü var. Vergi Usul’e göre 5 yıl, Ticaret Kanunu’na göre 10 yıldır bunun süresi. Dolayısıyla yüzyıllardır kağıtta oluşmuş bir kültür ve alışkanlık ile kağıttaki faturayı, kağıttaki fişi, defteri saklayabiliyoruz ama şimdi elektronik ortamda 10 yıl boyunca o veriyi kaybetmeden silinmesini veya tahrif edilmesini engelleyecek şekilde -bütünlüğünü koruyarak- saklamamız gerekiyor. İşte burada da elektronik ortamda saklama konusu kendi başına ayrı bir fayda içerirken, yeni bir kültürel boyut daha getiriyor. İşte o yüzden de zaten hem Ticaret Kanunu, hem de Vergi Usul Kanunu’nda saklamacı kuruluşlar ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Dolayısıyla Türkiye henüz elektronik fatura, elektronik defter, elektronik imza, elektronik postada kullanıcı deneyimine ulaşmış iken, elektronik saklama konusu bunların içerisinde en yeni deneyimlenecek konu olarak görülüyor. Dolayısıyla bu yıldan itibaren artık elektronik ortamda saklanan faturalar, defterler, işte kayıtlı posta ile gönderilen her türlü belgelerin geriye dönük olarak talep edildiğinde sunulması, ibraz edilmesi ile ilgili ihtiyaçlar da yavaş yavaş başlayacak. İşte o zaman da onun da faydası, bir belgeye yine anında, hızlı ulaşılabileceği için etkin vergi denetimi, yüksek oranda yaygın vergi denetimi – dolayısıyla bu kayıtlı ekonomi ve ona dayalı olarak- beklenen faydaların elde edilmesi, ayrıca da hak konusunda da bireysel ve kurumsal şeyde bir belgeyi bulamıyorum, bulamayınca da hakkım kayboluyor gibi risklerin de ortadan kalkmasında hukuki faydaların da olacağını düşünüyoruz.
Turk-internet.com: Peki, e-imza’dan bahsedersek birazcık da… Kullanıcılara ne faydalar sağlıyor e-imza?
Yüksel Samast: Elektronik imza her şeyden önce elektronik ortamda bir belgenin hukuki geçerli olabilmesi için kullanabileceğimiz tek araç. Dolayısıyla da elektronik ortamın önemli, stratejik bir aracı çünkü belgenin kendisini hukukileştirmemizi sağlıyor. Elektronik posta dediğim gibi bunun dolaşımını sağlıyor, ama elektronik imza belgeye öncelikle bir geçerlilik sağlıyor. Dolayısıyla da diğer e’li operasyonlar gibi, e-hizmetler gibi elektronik ortamda yasal geçerliliği olan bir belgenin oluşturulmasının tek aracı. Türkiye’de de az önce ifade ettiğim gibi, 2004 yılında çıkarılmış 5070 sayılı Elektronik İmza kanunu ile aslında e-dönüşümün en önemli adımı diye de Elektronik İmza Kanunu’nu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu bağlamda genel kanun olarak ve dolayısıyla bir sürü kanun ve hukuki düzenlemeyi ilgilendiren de bir boyutta bütün hukuki süreçlerde resmi, ticari bağlamda, günlük operasyonlarda kullanılabiliyor. Yani, el ile attığımız imzaya eşdeğer bir hukuki araç olarak her yerde kullanılabilir.
Faydası ne? Tabii ki, yine söylüyoruz. Kağıt kullanmıyorsun, elektronik ortamda işlem yapabiliyorsun ama her şeyden önce zamandan ve mekandan bağımsızlığı veriyor bize bir kere. Yani, dünyanın neresinde olursak olalım, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bir işlem yapabilmemiz, bir dilekçe vermemiz, bir sözleşmeye imza atabilmemiz için kullanabiliriz. Dolayısıyla da uzaktan işlem yapabilmeyi, mesai saatleri dışında işlem yapabilmeyi sağlayan bir araç olarak… Bir de kâğıtta bazen bir sayfa, iki sayfa değil, yüzlerce, binlerce sayfalık operasyonlar var, projeler var, işte çok yüksek oranda mesela belediye hizmetlerinde ya da işte doğal gaz projeleri, mimari projeleri düşünün. Çok fazla büyüklükte veya sayıda kağıt, sayfa içeren konular var. Burada işte elektronik imza korkunç bir katma değer sağlıyor operasyonun hızlı yürümesine ve hızlı inceleme yapılabilmesine.
Turk-internet.com: Demin biraz değindiniz gerçi ama son olarak bu e-operasyonlar ile ilgili yasal mevzuatı toparlarsak, neler söylemek istersiniz?
Yüksel Samast: Şöyle, Türkiye dünya ile kıyasladığımızda bir kere yasal düzenlemede, elektronik hizmetlerin, operasyonların yasal düzenlemelerinde en iyi ülkeler arasında diyebiliriz; ben öyle görüyorum. Elektronik imza ile başlayan, e-Fatura, e-Defter, kayıtlı elektronik posta ve elektronik saklama, elektronik arşiv, elektronik kimlik, e-devlet gibi bir sürü konuda düzenlemeler var. Bilişim suçlarına yönelik, Ceza Kanunu’na birçok yere kadar değişik düzenlemeler var. Dolayısıyla, düzenleme boyutu ile, hukuk boyutu ile bakılır ise, Türkiye dünyadaki en iyi ülkeler arasında sayılabilir. Ama uygulamalar ve uygulamaların yaygınlığı itibariyle burada biraz farklılaşıyoruz. Burada da bir iki tane faktörün önemli olduğunu ve bu uygulamaları daha yaygınlaştıracak, daha hızlandıracak katkıların da ulusal boyutta ve kurumsal boyutta ve kamusal boyutta sağlanması, desteklenmesi gerektiği çıkıyor ortaya. Örneğin, elektronik imza 17’de var ama şu andaki kullanıcı sayımız 1 milyon 650 bin civarında; İtalya’da bu sayı 5,5 milyon. İtalya nüfus olarak bizden küçük. Aynı dönemlerde başlamış iki ülkeyiz. Niye o kadar yaygınlaşmadı kullanıcı sayısı? Çünkü İtalya’daki kadar kayıtlı posta gibi veya bankacılık gibi elektronik imzayı destekleyen uygulamalar bunda 3 yıl önce, 5 yıl önce Türkiye’ye gelmedi. Kayıtlı posta, İtalya’dan 5 yıl sonra başladı Türkiye’de bu uygulama. Yani, uygulama yok ise, bir bireyin kullanacağı faydalı, günlük hayatında katma değer ya da kolaylık sağlayacak bir uygulama yok ise, bu e konuları sadece düzenleme ile yaygınlaşmıyor, sadece zorunluluk ile yaygınlaşmıyor; fayda ile ve günlük hayata katkı sağladığı katma değer ile yaygınlaşıyor. Bu bağlamda da bilişim sektörüne, kamu kurumlarına veya özel sektörün büyük kurumlarına uygulama çıkartmak gibi önemli bir rol düşüyor. Onun da açık adresi tabii yatırım gerekiyor, biraz anlayış gerekiyor, biraz e dönüşüm gerekiyor. Türkiye işte onun dönüşümünde geçtiğimiz 10 yılda epey mesafe aldı diyebiliriz. Şimdilerde baktığımızda mesela, uygulamalar daha hızlı çıkıyor. Yani, elektronik imza ile ilgili uygulamalar artık çok yaygın. Kayıtlı posta ile ilgili uygulamalar geçen yıldan beri hız ile yayılıyor. Elektronik fatura ve ödeme sistemleri ile ilgili entegrasyonlar mesela yaygınlaşıyor, elektronik kimlik ile ilgili hazırlıklar var. Yani eskiden hızımız yavaş olduğu için birazcık bu düzenlemeler ile, uygulamalar ile kullanıcı sayıları arasında orantısızlık vardı, şimdi orası biraz daha toparlanarak gidiyor.
Düzenleme bağlamında ne var? Aslında her şey var. Ufak tefek ihtiyaçlar, yeni düzenlemeler getirse iyi olmaz mı, olur ama o kadar kritik bir eksiğimiz yok. Bunu demeye çalışıyorum. Gerektiğinde gerekli düzenlemeleri yapmaya yetkili kurumlar, BTK gibi, Gelirler İdaresi Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, yani bizim konularımız ile ilgili şeyler yapılıyor zaten. Mesela, elektronik tebligat ile ilgili bir örnek vereyim burada; Tebligat Kanunu’na 2011 yılında girdi zaten. Yani, 3 yıldır elektronik tebligat düzenlememizde var. 3 yıldır bununla ilgili kurulum, alt yapı, uygulamalar, geliştirilme ile uğraşılıyor. Şimdi bir noktaya geldi. Adalet Bakanlığı UYAP sistemine entegrasyonunu tamamladı. Artık Türkiye’de 5 bin’den fazla noktada, tebligat çıkaran noktada UYAP sistemi üzerinden Türkiye’de her türlü tüzel ya da gerçek kişiye elektronik ortamda tebligat yapabilir hale geldi. UYAP kendi başına, başlı başına dünyada çok büyük bir başarılı proje, biliyorsunuz. Ama şimdi elektronik tebligat ile birlikte, artık dünyanın gene kendi alanında en önemli uygulamalarından birine daha evriliyor. Bu da dolayısıyla bir yandan gurur verici, bir yandan da işte uygulama olur ise, herkes kullanırsa, (kendini) gösteren bir yapı. Şu anda bankalar, işte limited ve anonim şirketler elektronik posta uygulamasını kullanılır durumda. 3 yıldır hukuki olarak zorunlu oldukları duruma, filen ilk defa kavuşuyorlar. Burada işte Mart sonundan itibaren yaygınlaşma şeyleri başlayacak.
Yani, özet ile burada şunu vurgulamaya çalışıyorum: düzenlemeler yeteri kadar, hatta fazlası ile var, uygulamalar ve uygulamaların hedef kitlelerindeki kullanıcı deneyimlerinde biraz eksik kalıyoruz. Oralar da biraz son zamanlarda toparlanmaya başladı ama Türkiye’nin orada birazcık daha yol alması gerektiğini görüyoruz. Önümüzdeki birkaç yıla bakar isek, bunların geçmiş döneme göre kullanıcı sayılarının çok daha yüksek yani elektronik imzanın mesela, 5-10 milyon arasına ulaşabileceği, kayıtlı elektronik postanın öyle yani dünyada, Avrupa’da, bize benzer ülkelerdeki sayılara baktığımızda, önümüzdeki 3-5 yıl içinde işte 5 milyonu aşacak kullanıcı sayılarına ulaşacağı görülüyor. Niye? Çünkü artık uygulamalar olacak (bu alan ile ilgili). Kısaca böyle toparlayabilirim.
Turk-internet.com: Çok teşekkür ederim.



Kaynak : 