Röportajın ilk bölümünü Arıak :Serbetleşme Konusunda Ulaştırma Bakanlığı Daima İşin İçinde Oldu – 1 ve ikinci bölümünü Yusuf Ata Arıak : Uydu Sektörünün % 70’i Devletleştirilmiş Gibi – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Kaldığımız yerden devam ediyoruz.
turk-internet.com: Ruhsat almış özel firmalar hangi uyduları kullanıyor? Onlar da Türksat’ı kullanıyor mu?
Yusuf Ata Arıak: Bu ruhsatlar bütün uyduları kullanabilmek üzere veriliyor. Bu firmalar Turksat’ı da kullanmak istiyorlar ama resmi kurumlara hizmet vermek içinsadece Türksat’ı kullanmaya mecbur olmaları doğru değildir.
İkincisi devlet kuruluşlarının, diyelim ki Nüfus İdaresi, Tarım Bakanlığı, neden hizmetini Türksat uydusundan almak zorunda olsun? Böyle bir zorunluluk ne güvenlikle açıklanabilir ne de başka bir şeyle.
Yusuf Ata Arıak from turk-internet.com on Vimeo.
Bu aslında piyasanın alıcının da satıcının da devlet olduğu bir yapıya oturtulması demek. Dolayısıyla, burada rekabet olmuyor. Çünkü Türksat’tan hizmet alan kamu kuruluşu onunla pazarlık edebilme gücüne sahip değil. Çünkü hizmeti başka bir yerden alma hakkına sahip değil.
Dolayısıyla bu sektör çok küçüldü. İşletmecilik çok küçüldüğü gibi bu işle ilgili arge ve imalatçılık kesimi de küçüldü.
İmalat derken antenler, çift yönlü haberleşmele teknolojisileri burada,Türkiye’de gelişebilirdi. Bunlar da gelişmedi, güdük bir sektör haline geldi.
Gelelim kablo şebekesine…
Kablo şebekesi ve kablo televizyon işi, kablo şebekesinin kurulduğu ülkelerde çok önemlidir, değerlidir. Özellikle 1990’ lı yılların ikinci yarısından itibaren, kablo şebekeleri, televizyon ve radyo işinin dışında, hızlı internet için de kullanılabilen, çok değerli şebekelerdir. Çünkü bunların esası fiber optiktir;yani her türlü haberleşme hizmetine ve tabii genişbant dediğimiz çok hızlı internet hizmetine çok elverişlidir. Türkiye’de bu şebeke de vardır ve hala vardır ama bu şebeke, kullanılabilir durumda değildir. İhtilaflar içine atılmıştır. Siyasi bir müdahale ile sorunlarının çözülmesi gerekir.Bu şebekenin toplum hizmetine verilmesi gerekir.
turk-internet.com: Bazı firmalar kablo işletmeciliği lisansı aldı bir dönem önce değil mi? 5 firma vardı .
Yusuf Ata Arıak: Bu firmalar 1997’den itibaren yatırım yaptılar, şebeke kurdular, işletme kurdular. 10 yıla yakın gelir paylaşımı anlaşması çerçevesinde çalıştılar ve artık bu kablo sektörüne lisans verilebilir durumuna gelince de lisanslarını aldılar. Artık gelir paylaşımı dışında serbetçe kendi kurdukları şebeke üzerinden çalışmayı sürdürmeleri gerekiyordu.
Lisans aldılar ama Türksat tarafı, devlet tarafı ,büyük bir hukuki ihtilaf yarattı. Bunların şebekelerine el koydu.Konu mahkemelerdedir ve bu şebekeye zorla yerinde saydırılmaktadır. Şebekeye el koymuş bulunan Türksat’ın internet abonesi sayısı çok azdır şu anda Türkiye’de.60 bindir. Türk Telekom’un abone sayısı 0 iken de bu sayı 60 bin di.TT’ net 6 milyon oldu, Türksat abonesi hala 60 bin’dir. Devlet işletmeciliğinde daha iyi bir sonuç da zaten beklenmiyordu.
Dolayısıyla bu çok değerli al yapı kullanılamıyor, diğer milli altyapı olan Türk Telekom altyapısına rekabet edilemiyor. O altyapının değerini de hatırlatmakta fayda var, Türk Telekom özelleşirken, Sayın Bakan da belirtmişti;Kablo şebekesine 2 Milyar Dolar değer biçilmişti o gün için. Şimdi Telekom sektörü için rakamlar büyük olunca, 2 Milyar Dolar bize küçük geliyor gibi olsa da Türkiye’de bu değerde böyle bir sektör yok. O şebeke şimdilik fiilen bir fayda sağlamaz durumda, çürümekte. Üzücü bir durumdur. Bunu Türkiye çözemedi, çözmesi lazımdır.
turk-internet.com: İnternet servis sağlayıcılarında durum nedir?
Yusuf Ata Arıak: İnternet servisi sağlama işi, zaman içinde tek başına olmaktan ziyade, ses ve genişband hizmeti de veren firmaların beraberce yaptığı bir iş haline geldi. Dolayısıyla eski, çevirmeli telefonlar üzerinden hizmet verildiği günlerdeki gibi internet servis sağlayıcılığı bitti.
Buna karşılık genişbant dediğimiz,hızlı internet dediğimiz internet işi başladı. Burada Türk Telekom eliyle, özellikle özelleştirmeden sonra, 2005’ten sonraki dönemde, hızlı bir ADSL gelişmesi yaşandı. Bugün itibariyle, 2009’un başında 6 milyon civarında dolaşan bir rakam.
Türk Telekom’un(TTNET) alternatifi olduğunu söylediğimiz iş alanında, lisans almış firmaların abone sayısı halen 300 bin civarındadır.Dolayısıyla alternatif/yeni işletmecilerin payı toplamda ancak yüzde 5 mertebesinde . Bunlar da genellikle Türk Telekom’un hizmetini dağıtan firmalar durumundadır. Tam bizim arzu ettiğimiz, farklı bir şebeke üzerinden verilen, yeterince bağımsız bir hizmet değildir.
turk-internet.com: Nedir sizin istediğiniz?
Yusuf Ata Arıak: Gerçek bir rekabet için en önemli şartlardan birisi rakiplerin hizmet verdiği şebekelerin
ayrı ayrı olmasıdır. Yani mesela internet hizmeti veren herhangibir yeni işletmecinin,kullanabileceği birden fazla şebekenin olması gerekir. Eğer çalıştırılabilse ,Kablo şebekesi öyle bir alternatif.
Ayrıca TT -NET nasıl Türk Telekom’dan ayrılmış ve koruma kollama olmadan çalışması gereken yeni bir şirket ise, diğer yeni firmaların da bir engelleme-güçlük olmaksızın eşit şartlarda çalışabilmesi lazım. Bu noktada durum iyi değil.
Bahsettiğim gibi abone sayısı bakımından alternatif dediğimiz işlemeciler hala yüzde4–5 mertebesinde bulunuyor ve ciddi bir rekabeti henüz oluşturabilmiş değiller. Son aylarda olumlu sayılabilecek bir kıpırdanma görülüyor, yeni oluşan abonelerin yüzde 10’unu alternatif işletmeciler almaya başladılar.
Bir sonraki görüşmede bunları konuşacağız ve tartışacağız. 9 Mayıs sonrasını da konuşacağız.



Kaynak : 