web analytics
Cuma, Haziran 26, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result

22 Ağustos’ta Yürürlüğe Girecek Olan Profilleme, Acaba Devletin İnterneti Yönetim Aracı Olabilir mi?

Ülkemizde 22 ağustos kararı diye adlandırılan kararla gündeme gelen sansür tartışmaları, yurtdışında da çok konuşulan bir konu. Arap baharı diye adlandırılan ayaklanmaları alkışlayan batılı demokrasiler, ABD ve İngiltere'de polis tarafından öldürülen 2 ayrı kişi için yapılan protestolarda haberleşmeyi engellemeyi düşündüler ya da uyguladılar.

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
19 Ağustos 2011
-Genel
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Şubat ayında BTK tarafından alınan bir kararla pazartesi günü yani 22 ağustos 2011 sonrasında (22 kasıma kadar deneme dönemi dahil) ülkemizde profilleme başlıyor[1]. Bilindiği gibi bu karar bir süredir protestolara neden oluyor. İnternet kullanıcılarının bir çoğu bu durumu “sansür” olarak değerlendiriyor[2].

Gerçi BTK, kısa bir süre önce İnternet Kurulu’nu da işin içine ilave ederek, bu kararında bir düzeltme yaptı[3]. Ancak kararın esas itiraz noktası olan “profilleme” konusundan vazgeçmedi. Dolayısıyla karara itirazlar hala sürüyor[4]. Biz bu yazıda, “neden internet kullanıcıları profillemeye itiraz ediyor” ve dünyadaki gelişmeler uzantısında, “acaba profilleme devlet açısından önemli bir araç olabilir mi?” sorularına cevap arayacağız.

Profilleme Kararı Neden Sorun Teşkil Ediyor?

Profilleme basitçe, internetin üzerindeki kötü içeriklerden korunmaya yarıyor. Böyle bakıldığında da, özellikle çocuklu aileler açısından çok yararlı bir sistemmiş gibi düşünülebilir.

Ancak, profillemenin esas önemi arka planda interneti düzenlemeyi getirmesi. Pratikte “seçim hakkı var, istemeyen kullanmaz” denilse de, gerek haklı, gerekse şişirilen nedenlerle internetin sakıncalı olduğunu düşünen milyonlarca ailenin “aile” ya da “çocuk” gibi cazip isimli profilleri seçecek olması muhakkaktır.

Ama sansürü düşündürten yönü, bu seçim değildir. Profillere gösterilecek siteler konusunda sorun vardır. Milyonlarca ailenin seçeceği profiller, yani “aile” ve “çocuk” profilleri, aslında bazı sitelere erişimin engellenmesi anlamına gelmektedir.

Peki bu engellenen siteler nasıl seçilecektir ve yanlışlık yapılırsa nasıl düzeltilecektir? Sorun budur.

Uzun vadede bu sistemin sadece kötücül siteleri değil, zülfiyara dokunan siteleri de kapsam dışına iterek, yalnızlığa mahkum etmesi, ticari olarak sıfırlaması yani “dolaylı sansür” getirmesi mümkün. Zaten tepki duyulan konu bu. Muhtemelen sitelerin para kazanma yolu olan reklamları veren şirketler, bu profilleme döneminde, “siteniz çocuk profili içinde değil, sizin izlenirliğiniz düşük olmalı” diye yorum yapmaya başlayacaklardır.

Filtre Bireysel, Profilleme Kitlesel

Peki ama çocuklar korunmasın mı?

Hali hazırda pek çok “filtre” yazılımları mevcut. Çocuklarını korumak isteyenler bunları kullanabilir. Bu tür seçim, bireysel bir seçimdir. Yani her aile kendisine göre bir seçim yapabilir.

Buna karşılık profilleme kitlesel bir seçim (aslında yine filtre kullanımı anlamına geliyor ama farkı toplu kullanım). Ama söylenenin aksine, seçim yaptığını düşünen kişi, aslında kendisi için başkalarının seçim yapmasını seçiyor oluyor ve bunu “çocuğunu korumak” adına vs gibi bir nedenle yapıyor.

Bu durumda, profilli olmayı seçerken bir zorlama yok ama “aile” ya da “çocuk” gibi popüler başlıklarla birlikte milyonlarca ailenin pek çoğunun bu profilleri tercih ediyor olmaları şaşırtıcı olmayacak.

Burada korkulan konu, bu profillerin erişebilecekleri siteleri seçenlerin (kurulacak komisyonun), hangi bakış açısıyla seçim yapıyor olacağ. Bu kişilerin devlet memuru olması durumunda bağımsız davranamaması ve hele şu ya da bu siyasal yapı içerisinde karar verebilir olmaları hemen akla gelen tehlike.

Devletin ya da hükümetin uygulamalarını eleştiren bir sitenin bu profilleme döneminde hayatta kalamaması tehlikesi düşünülebilir.

Özellikle de son günlerde İngiltere ve ABD’de meydana gelen protesto olayları sonrasında İngiliz devletinin ve BART yönetiminin, ilgili sosyal networkü, cep telefonu sistemlerini engellemeye yönelik söylemleri düşünüldüğünde bu tehlike çok hayali gözükmüyor.

Bu Obama’nın çok istediği “İnternet Kill Switch”den [5] daha yumuşak bir model gibi görülebilir.

Şehirleri Ateşe Veren Kişilerin İnternet Özgürlüğünü Savunmak Yanlış Değil mi?

Bu yazıda “Tehlike” diye kastettiğimiz, kişisel özgürlüklerin, özellikle ifade özgürlüğünün engellenmesi. Ama diyebilirsiniz ki, İngiltere ya da ABD’dekiler şehirleri ateşe veriyor. Onların özgürlükleri de olmayıversin..

Hemen belirtelim öyle değil.. Tabi ki, meydana gelen olaylar, kundaklamalar ya da talan olayları çok talihsiz..

Ama her 2 olayda da polis tarafından öldürülen 1’er insan var. Üstelik “savunma hakkı verilmeden” öldürüldükleri belirtiliyor. Protesto edenler aslında bu 2 ayrı kişinin hakkını aradığı için kızgın.

2 Yüzlü Batı Demokrasileri

“Arap Baharı” olarak adlandırılan olaylar yani aralık 2010’dan itibaren meydana gelen ve sırasıyla Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’de (arada Bahreyn de var) yönetime karşı savaşa yol açan olaylar sırasında Batı demokrasileri sosyal networklerin nasıl da özgürleşmeye yol açtıklarını söyledilar.

Ta ki, İngiltere’de polisin 1 genci öldürmesiyle başlayan protestolara ve bu protestoların büyüyerek kundaklamalara yol açmasına kadar[6]. Arkasından benzer bir sorun yaşanan Kaliforniya’daki toplu taşımacılık şirketine karşı protestolar düzenlendi[7].

Bunların 2’sinde de polis tarafından öldürülen birer insan söz konusu. Yani haksızlığa uğrayan ve sesleri dinlenilmeyen birileri var. Batılı 2 yüzlü demokrasiler ise, Araplara gelindiğinde haklı gördükleri bu tür protestocuları, kendi kuruluşlarına karşı olduğunda dinlemeyi reddediyor.

Komik olan da şu; Arap baharından 2 yıl önce batılı demokrasiler “diktatörlere karşı” şeklinde bir amacı belirterek “internet gönüllülerini organize eden” vakıf bile kurdular. Çeşitli eğitim verenler mevcut. Örneğin benzer bir eğitim programında amaç şu şekilde belirtiliyor [8]:


    Power and principles

    Alec Ross suggested connection technologies could and should disrupt and redistribute power. He revealed how a group of young diplomats with a sophisticated understanding of networks created the Text Haiti disaster response practically overnight and how an enlightened Hilary Clinton allowed it to happen. These same technologies have also been proved to expose the vulnerability of dictatorship – the network as revolutionary leader – as weak ties are made strong. As to how technology can alleviate poverty, we are still on the first chapter.

    (Ross bağlantı teknolojilerinin gücün kesilmesini ya da yeniden şekillendirilmesini sağlayabileceğini söyledi. Networkleri çok iyi anlayan genç bir diplomat grubunun Haiti felaketinde nasıl 1 gecede organize olduğunu ya da Hilary Clinton’un buna nasıl ön ayak olduğunu gösterdi. Bazı teknolojilerin aynı zamanda diktatörlüğün zayıf yönlerini göstereceğini ve devrimsel bir lider olarak networkün nasıl zayıf bağları güçlü hale getireceğini gösterir.)


Her ne kadar “diktatörlerin” düşmesi iyi bir şey diye düşünülse de, “İnternet gönüllüleri”, ülkelerde karışıklık yaratmak için eskiden babadan kalma usüllerle oluşturulan grupların, şimdi internet kullanılarak oluşturulması anlamına geliyor gibi gözüküyor. Çünkü bazı ülkelerin diktatörlerine dokunulmuyor. Bunu şöyle örnekleyelim; Stephen Kinzer’in “Şah’ın Bütün Adamları[9]” kitabına bakarsanız, İran’da 1950’lerde petrol şirketlerini devletleştirerek İngilizleri İran’dan kovan Başbakan Musaddık’ı devirmek ve yerine şahı geçirmek için CIA ajanı Truman’ın ülkedeki popüler pehlivan gruplarına para vererek isyana (sokaklarda protestoya) teşvik ettiği anlatılır. Bu protestoların sonucunda da Musaddık devrilir, Şah Pehlevi göreve gelir.

Ancak kıymetli petrolüne gerek duyulan Libya gibi ve hatta muhtemelen “sorunların ya da ayrımların kaşındığı” bizim gibi ülkelerde kullanılması muhtemelen planlanan “internet gönüllüleri” bazen ters tepebilir gibi gözüküyor. Nitekim son İngiliz, Amerikan ve Alman olayları buna işaret. Haberleşmenin kolaylaşması her yerde başa dert olabilir.

İnternet Kill Switch mi Lazım?

Geçen yıl Obama’nın bir “internet kill switch (bir basışta interneti durduracak bir düğme)”[5] istediğini haber yapmıştık. Bunun anlamı, dışarıdan bir saldırı (mesela Çin) olduğunda, internete açık olan Amerikan kuruluşlarını korumaktı. Ancak bugünlerde görüldüğü gibi internet/haberleşme sadece dışarıdan değil, içeriden gelen sorunlar nedeniyle de hükümetlerce kapatılmak istenebilir.

Bu konu ilk defa 2001 yılında Filipinler’de gündeme gelmişti. Hükümet milyonlarca kişinin protestoları ile karşılaştığında, ne kadar çabuk organize olduklarına şaştı ama daha sonra yapılan incelemelerde SMS trafiğinde müthiş bir yükselme görülünce, olayın SMS’lerle organize edildiğini anlaşıldı.

Bugün ise SMS’den daha güçlü bir araç var; yani mobil telefonlardan da rahatlıkla ulaşılabilen sosyal networkler. İnsanlar birbirlerine, eskisiyle, yenisiyle tanıdıklarına ve hatta tanıdıklarının tanıdıklarına, eskiden olmadığı kadar çabuk ulaşabiliyorlar.

Bu da hükümetleri korkutmaya başladı bile. Örneğin İngiliz Başbakanı David Cameron[10], Hükümetinin, gizli servisin ve haberleşme endüstrisinin hep birlikte, Twitter, Facebook ya da O olaylarda olduğu gibi Blackberry Messanger’in kötüye kullanımı görüldüğünde engellenmesi gerekip gerekmeyeceğini ya da yollarını konuşmaya başladığını söyledi.

Tabi batı basını ve internet kullanıcıları, bu açıklamalar karşısında Başbakan Cameron ile Ortadoğu’nun diktatörlerini karşılaştırmaya başladılar.

Hindistan’da da benzer bir durumdan bahsediliyor. Geçen hafta Hint gizli servisinin, Hindistan Kurtuluş Günü’nde şiddet olasılığına karşı Kaşmir Vadi’sinin Hint bölümünde mobil telefonları blokladığı duyuldu. Gizli servis, cep telefonlarının bomba patlatmak için kullanılabileceği istihbaratını aldıklarını belirtmişti.

BART yani San Francisco Toplu Taşımacılık sistemindeki olayda ise, metro polisinin öldürdüğü 45 yaşındaki bir adam için yapılması planlanan protesto toplantısı saatinde çevresindeki bir kaç saat boyunca metroda cep telefonlarının kesilmesi ile ilgisi olmadığı iddiasında[7].

Ama Ülkemiz için bir notu da aktaralım; mayıs ayında bir ara BDP milletvekili Aysel Tuğluk şöyle bir söz sarfetti[11] :


    “Mısır gibi mi olur, Suriye gibi mi bilinmez. Ancak bir statü kazanılacak ve ne pahasına olursa olsun savunulacaktır”


Bu sözler, akla benzer bir provokasyonun ülkemizde de uygulanabileceğini düşündürttü. Dolayısıyla hükümetin bu tür bir duruma karşı önlem alıyor olabileceğini de düşünüyoruz.

Telekom Sektörü Ne Düşünüyor?

Bu konunun bir de ticari tarafı var. Yani engellemenin talep edildiği telekom firmaları aslında birer özel sektör firması. Para kazanmayı istiyorlar. Bu nedenle hükümetlerin belli bir süre ya da belli bir konuda engelleme yapmak istemesi durumunda, kazançlarından oluyorlar.

Ama telekom firmalarının bu konulara itiraz şansı yok. Çünkü telekom firması olmak bir imtiyaz durumunda. Yani telekom/haberleşme firması olmak için hükümetlere çok sıfırlı lisans ücretleri ödemenin dışında, hükümetin koyduğu kurallara (regülasyon) uymak zorunluluğu var. Gerçi düzenleyici kurumlar, rekabeti düzenlemek ve tüketici haklarını sağlamak amacıyla kuruluyor ama zaman içinde bu kurumların hükümetin taleplerini uygulayıcılar haline gelmesi kaçınılmaz oluyor. Bu Almanya’da da böyle, Amerika’da da, Türkiye’de de. Bunun karşısında tek güç olabilir, o da tüketicilerin gücü. Yani hükümetten belli bir talepte bulunan kişi sayısının çok olması.

Onun dışında telekom firmalarının hayır deme şansı yok. Zaten ülkemizde telekom firması çeşitliliği de ölmüş durumda. Bundan 4-5 sene önceden yapılan tahminler bugünlerde duyduğumuz satın almalarla gerçekleşiyor gibi gözüküyor. Bunun da internetin özgürlüğü açısından bir sorun olduğunu düşünüyoruz. Ne de olsa, ne kadar az ise, o kadar yönetilebilir.

[1] BTK-TİB, İnternet Sansürü Konusunda İnternet Medyasını Bilgilendirme Toplantısı Yaptı

[2] BTK’nın İnternet Profilleri Kararında Sorun Görülenler Nelerdir (Karar Neden İnternet Sansürü Olarak Görülüyor)?

[3] BTK, 22 Ağustos Öncesi, Güvenli İnternet Kararındaki Önerileri Kamuoyu Görüşüne Açtı

[4] BTK’nın Güncellenmiş Kararına Karşı Düşünceler

[5] Amerikan Senatosu, İnterneti Toptan Kapatma Düğmesi Üzerinde Çalışmaya Devam Ediyor

[6] Londra İsyancıları İletişimlerini Facebook Değil, BlackBerry Üzerinden Sağlıyorlar

[7] ABD’li Toplu Taşımacılık Şirketi, İngiltere’deki Benzeri Protesto’lardan Korkunca Cep Telefonu İletişimini Araçlarında Bloke Etti

[8] Guardian Activate Summit 2011

[9] All The Shah’s Men: An American Coup and the Roots of Middle East Terror

[10] İngiliz Hükümeti, İsyancılara Ortam Sağlanmaması Konusunda Facebook, Twitter ve RIM ile Toplantı Yapıyor

[11] Aysel Tuğluk’tan şok sözler

Etiketler: HaberYazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.