Ekim sonunda ABD’de önemli bir tartışma, yüksek teknolojili yapay zeka çiplerinin, Huawei’in eline nasıl geçtiği ile ilgiliydi. Ardarda gelen 2 haber ABD’de ortalığı karıştırdı. Önce ABD Ticaret Bakanlığının soruşturmasını duyduk. Arkasından da TSMC, Çin’de çip üreten Sophgo firmasına yaptığı ihracatı kestiğini duyurdu. Sophgo, Çinli bir kripto para milyarderinin yapay zeka girişimi olarak biliniyor.
Neden önemli bir gelişme? Çünkü yapay zeka, önümüzdeki yıllarda tüm ülkeler için ulusal ve uluslararası güvenlikte önemli bir rol oynayacak.
ABD hükümeti tam da bu nedenle yapay zeka ile ilgili bilgi ve teknolojilerin yayılmasını nasıl kontrol edeceğini kara kara düşünüyor. Bu kontrolü genel amaçlı yapay zeka yazılımları, veri kümeleri ve algoritmaları üzerinde yapmak mümkün değil. Bu nedenle yapay zeka işlemlerini gerçekleştirecek bilgisayar donanımları ve tabii ki en başta yapay zeka çipleri kontrol etmeye çalışıyor.
ABD İhracat Kontrollerinin Uygulanması Ne Kadar Mümkün?
Bu haberlere bakıldığında bir şeylerin ABD’yi alarm durumuna geçirdiği anlaşılıyor. Washington Post haberine göre, birkaç hafta önce, uzmanlaşmış bir teknoloji laboratuvarındaki analistler Çin’den gelen bir mikroçipi güçlü bir mikroskop altına koydular ve Huawei Technologies’in elektronik bileşenlerinin bir kısmının dünyanın en gelişmiş çip üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) tarafından üretildiğini tespit ettiler. Çünkü transistörlerin mikroskobik düzeni ve malzeme yapısı gibi ayrıntılar, bir çipin hangi dökümhane tarafından ürettildiğinin açık işaretleri olarak kaydediliyor.
Oysa ABD, Trump’ın başkanken, 2019’da yayınladığı emirden bu yana, Huawei ile ileri düzey teknolojinin bağlantısını kesmek için, önlem üzerine önlem alıyor.
Ama küresel üretimin bu kadar içiçe geçmiş olduğu günümüzde, bu önlemler Amerikalı olan ya da olmayan firmalar tarafından aşılıyor ya da aşılmak isteniyor. Çünkü Çin teknoloji (ve özellikle OEM) konusunda hem büyük bir tedarikçi, hem de büyük bir müşteri. 2019 yılında Trump’ın başkanlık kararından kısa bir süre sonra, Çin’den hem OEM ithalatı yapan ve karşılığında Çin’e teknoloji ihracatına devam etmek isteyen firmaların ABD Ticaret bakanlığından izinler almaya başladığını gördük. Hatta Intel bugün 2024 yılında bile hala Huawei’e CPU satıyor ve lisansını daha da uzatmak istiyor.
TSMC, ABD İhracat Yasağının Zayıf Halkası mı?
Bugün dünyada üretilen çiplerin % 47’sini Tayvanlı TSMC firması üretiyor. Özellikle yüksek seviye çiplerin de çoğunluğunu üretiyorlar. Öyle ki; ABD-Çin arasındaki dengede en önemli konulardan birisi bu Tayvan’lı firma.
Yukarıdaki incelemenin, TSMC’nin, Huawei teknolojisinde kendi çiplerinin varlığı konusunda Kanada merkezli yarı iletken araştırma şirketi TechInsights tarafından uyarıldıktan sonra, bulgularını gönüllü olarak ABD Ticaret Bakanlığı’na bildirmesi ile yapıldığı kaydediliyor.
Bu gelişme üzerine, ABD Kongresi İstihbarat Seçme Komitesi Başkanı Senatör Mark R. Warner liderliğinde bir kaç senatör, Başkan Joe Biden’a bir mektup yazarak endişelerini dile getirdiler. Warner, yeni nesil yapay zekanın temelini oluşturan teknolojilerin Çin’e ulaşmasını engellemede “liderlik başarısızlıkları” olduğu şeklinde eleştiri getirirken; “TSMC’nin Huawei için çip üretmesinin ABD ulusal güvenliği açısından ciddi sonuçları var” diye yazdı. ABD’li siyasetçiler, Çin’in gelişmiş yapay zeka yeteneklerine ulaşmasının Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri için askeri bir tehdit olacağı uyarısında bulunuyor.
ABD’nin ihracat kontrolleri, TSMC gibi dökümhanelerin kritik ABD teknolojisine sürekli erişim sağlaması karşılığında Huawei ile iş yapmasını engellemeye yönelikti. Biden yönetimi bu yaklaşımı ikiye katladı. Çip yapmak için kullanılan araçların tedarikçilerinin Huawei’ye satılmasını engellemek için yeni kurallar koydular. Ama bahsettiğimiz bu olay, ABD hükümetinin koyduğu ihracat kontrollerinin, Çin’in yapay zeka gelişimini yavaşlatmada çok başarılı olmadığını ortaya koyuyor. ASML gibi, TSMC gibi ülke dışı yabancı şirketlerin faaliyetlerini denetlemek bir hayli zor. Çünkü bu şirketler bir yandan gelirlerini korumak açısından üretimlerini satmaya çalışıyorlar.
TSMC ise 2020’den beri Huawei’ye ürün tedarik etmediğini belirterek, olay sonrasında kapsamlı bir inceleme yaptıklarını ve geçerli ihracat kontrolleri de dahil olmak üzere geçerli tüm kurallara ve düzenlemelere uymaya kararlı olduklarını söyledi. TSMC’nin, ABD ihracat kontrol listelerinde olmayan bazı Çinli şirketlere daha az gelişmiş yongalar satmasına izin veriliyor.
CHIPS Destekleri ile TSMC Arizona’da Fabrika Kuracak mı?
TSMC’nin durumu son olayla daha çok sorgulanmaya başlandı. ABD’nin, dünyanın gelişmiş çiplerinin büyük bir kısmını üreten bu şirkete çok bağımlı durumda. 2022’de çıkarılan ve ABD’nin yarı iletken tedarik zincirinde durumunu güçlendirmeyi amaçlayan CHIPS Yasası kapsamında, TSMC’nin Arizona’da 65 milyar $ yatırımla kuracağı fabrikaya 6,6 milyar $’lık Amerikan devlet desteği açıklanmıştı.
Diğer yandan TSMC’nin, planlarında sadece ABD yok. Tayvan dışında, Japonyave Dresden (Almanya) yeni tesis planları var.
Sophgo : “Soruşturma Altında Değiliz”
Diğer taraftan Sophgo, Huawei’nin ihracat kontrollerinden kaçmasına yardımcı olmakla suçlanıyor. Ama Sophgo web sitesinden bir açıklama yaptı ve Huawei ile doğrudan veya dolaylı bir ticari ilişki içerisinde olmadığını söyledi.
Zhan’ın şirketleri ile Huawei arasında bilinen tek ilişki şu; Huawei 2018’de Bitmain’in BTC.com bitcoin cüzdanının telefonlarında kullanıma sunulduğunu duyurdu. Ancak uygulama 2021’de Huawei’nin uygulama mağazasından kaldırıldı.
Sophgo yeni açıklamasında, Huawei soruşturmasıyla ilgisi olmadığını kanıtlamak için TSMC’ye ayrıntılı bir soruşturma raporu sunduğunu da belirtti. Bu durumda bir aracı üzerinden satılmış olabileceği düşünülüyor.
Şirketin kurucusu olan kripto milyaderi Micree Zhan, 4 milyar $’lık kişisel serveti ile Hurun Çin Zenginler Listesi’ne göre 2018’de Çin’in en zengin kripto para milyarderiydi. Mühendis olan Zhan, iş dünyasına 2013’te kripto madenciliği çipleri tasarlayan bir şirket olan Bitmain’i kurarak adım attı. Zhan’ın yapay zeka uygulamaları için çiplere odaklanmaya başladığı dönem ise, Çin’de kripto para ve madenciliğinin engellenmeye başladığı dönem olarak veriliyor. Sophgo, web sitesine göre 2020’den bu yana Çin’deki 10 şehirde çipler tasarlıyor ve araştırma merkezleri işletiyor ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve Singapur’da merkezleri bulunuyor.
Zhan ile ilgili diğer bir not şu; New Taipei City savcılık ofisine göre, 2021’de Tayvanlı savcılar iki Bitmain iştirakini Tayvanlı yarı iletken mühendislerini yasadışı olarak işe almakla suçladı. Dört Tayvanlı kişi suçunu kabul etti.
Huawei : “Sophgo ile Herhangi Bir İş Anlaşmamız Yok”
Konunun bir diğer tarafı olan Huawei, Washington Post’a yaptığı açıklamada, 2020’den bu yana TSMC aracılığıyla herhangi bir çip üretmediğini ve Sophgo ile herhangi bir iş anlaşmasının olmadığını söyledi. Şirket, bu konuda ABD hükümeti veya TSMC tarafından kendileriyle iletişime geçilmediğini de sözlerine ekledi.
Ancak TSMC yongaları Huawei’nin en son gelişmiş yapay zeka işlemcisi olan Ascend 910B yonga setinde yer aldı. ABD hükümetinin engelleme girişimlerine rağmen, Huawei bu ürünü geliştirmeye devam ediyor.
45 Yıllık Tedarik Zinciri İş Modeli Bugün Sorun Kusuyor
Sonuç olarak, “Yarı İletkenler” dediğimiz çip setleri, silahlanma yarışının ve dolayısıyla ABD-Çin ticaret savaşlarının tam merkezinde yer alıyor. Bu “kendisi küçücük” bileşenler, füzelerden, elektrikli araçlara ve hatta çamaşır makinalarına kadar her şey için büyük işler görüyor.
Ancak ABD, uzun yıllar önce çip üretiminde kendisini —ucuz işçilik uğruna— sürecin dışına aldığı için, bugün tedarik zincirinde Hollanda, Güney Kore ve Tayvan gibi ABD dışında kalan ve önemleri yadsınamayacak merkezler var.
Dolayısıyla, büyük teknoloji firmalarının son 45 yılda kullandığı tedarik zinciri bugün ABD için sorun kusuyor. Kârlılıkları katlamak için gelişmemiş ülkelerdeki ucuz iş gücünü kullanarak üretim yapma stratejisi, batılı ülkelere çok para kazandırdıysa da, Covid olayında ve şimdilerde görüldüğü üzere, ülkelerin kendi üretim gücünü azalttığı gibi, üretim anlamında tek noktaya bağlı olma riski taşıyor ve ulusal güvenliklerini kendi istedikleri düzeyde koruyamamaları anlamına geliyor.
Gerçi bu dünyanın geri kalanı için “denge” anlamına geliyor olabilir.



Kaynak : 