IBM’de bu yıl içinde gelişen sendikal hareketler ve paralelinde oluşan “Bilişimde Örgütlenme” çabaları, sürmekte olan global kriz bahane edilerek yapılan işten çıkarmalarla daha önemli bir hale geldi.
İşte bu nedenle Bilişim Kurultay’ı içinde Bilişimde Örgütlenme Paneli sunduk. [1]Önümüzdeki günlerde İstanbul’da tekrarlanacak olan ve 21 kasım 2008 Cuma günü yapılan panelde, Çalışma Bakanlığı’ndan Sadettin Akyıl, Türkiye’de Sendikal örgütlenmenin tarihçesini aktardı. Bu sunum, ülkemizde “Sendikal Özgürlükler” konusunda bugün gelinen durumu göstermek açısından faydalı oldu. Okuyucularımıza da aktarmayı istiyoruz.
Cumhuriyet öncesi dönemde ekonomik gelişmelerin yetersiz olması ve paralelinde kanuni düzenlemelerin gelişmemesi nedeniyle, örgütlenme adımları sınırlıdır. Ama yine de Osmanlı İmparatorluğu içinde başlayıp gelişmeye çalışan, fakat etkisi devamlı olmayan bir örgütlenmenin varlığından söz etmek mümkündür.
Tanzimat döneminde yapılan yasal reformlar arasında yer alan “Mecelle” ile işçilerin çalıştırılmasına ilişkin birkaç düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu dönemlerde madenlerde çalışan işçiler için özel hükümler getiren 1869 tarihli Maden Nizamnamesi, Dilaver Paşa Nizamnamesi gibi yasal düzenlemeler olduğu da görülmektedir. 1871 yılında kurulan ve “Ameleperver Cemiyeti” adını taşıyan dernek ile ilk örgütlenme hareketleri başlamış ise de, sürekli ve önemli sayılabilecek bir örgütlenme hareketi oluşturulamamıştır.
İkinci meşrutiyetin ilanı ile doğan özgürlük havası içinde işçiler, kötü çalışma koşullarının da etkisiyle grev hareketlerine girişmişlerdir. 30’a yaklaşan bu grev hareketlerini bastırmak amacıyla siyasal iktidarın bir yasal düzenlemeye gitmesi gecikmemiş, 1909 tarihli “Tatil-i Eşgal Kanunu” ile hükümetten imtiyaz ve ruhsat alarak kurulan ve “genel hizmetlerle ilgili faaliyetlerde bulunan müesseselerde” sendika kurulması ve greve gidilmesi yasaklanmıştır.
Cumhuriyet sonrası dönemde, uzun süre çalışma yaşamıyla ilgili yasaların çıkarılması konusunda sessiz kalınmıştır. Birinci İktisat Kongresinde işçiler yararına alınan kararların yasalaşması da gecikmiştir. Her iş alanı veya bölgesi için ayrı yasalar çıkarılmasının daha uygun olacağının ileri sürüldüğü bu dönemde, 1926 yılında çıkarılan “Medeni Kanun”un ilgili maddeleri ve “Hafta Tatili Kanunu”, genel nitelikte koruyucu hükümler taşıyan ilk yasalar olmaktadır. Bu dönemde yeterli endüstrileşme olmaması nedeniyle toplu çalışma ilişkilerini düzenlemek gereksinimi pek fazla duyulmamış, ancak sendika ve grev yasakları çeşitli yasalar içinde varlığını korumuştur.
Devletin endüstri yaşamında etkin bir rol üstlenmesiyle, çalışma yaşamı ile ilgili genel kuralların konulması da bir zorunluluk olmuştur. 1936 yılında çıkarılan 3008 sayılı “İş Kanunu”, günün koşullarını ve ideolojisini yansıtan bir genel yasa durumundadır. Beden-fikir işçisi ayrımının yapıldığı Yasada, uygulama alanı en az 10 işçi çalıştıran işletmeler ve ayrıca beden işçileriyle sınırlanmıştır. Sendika ve toplu pazarlık haklarına yer vermeyen bu yasa ile, çalışma yaşamının bireysel düzeyde kimi koruyucu hükümlerde işçi yararına düzenlenmesi temel alınırken, “milli menfaatler” nedeniyle sendika, grev ve lokavt haklarında “otoriter” bir sistem korunmuştur.
İkinci Dünya Savaşından sonra değişen dünya ve Türkiye koşullarında, çalışma yaşamının daha kapsamlı biçimde düzenlenmesi gereği duyulmuştur. Bu gereksinme ile birlikte bir yandan toplumsal güvenlik sağlayıcı iş kazaları – meslek hastalıkları – Analık – ihtiyarlık – hastalık sigortalarıyla ilgili yasalar çıkarılmış, öte yandan Basın ve Deniz-İş Yasalarıyla, İş Yasası kapsamı dışında kalanların çalışma koşulları düzenlenmiştir. Bunların yanında 1947 yılında toplu çalışma ilişkilerini aktaracak ilk Sendikalar Yasası yürürlüğe girmiş, 1946 yılında da hükümet düzeyinde bir kurum olarak Çalışma Bakanlığı kurulmuştur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilk çekirdeği 1930’lu yıllarda İktisat Vekaleti içinde olmuştur. 27 Mayıs 1934 tarih ve 2450 sayılı İktisat Vekaleti Teşkilatı ve Vazifeleri Hakkında kanunla, bu bakanlık bünyesinde İş ve İşçiler Bürosu kurulmuştur. 8 Haziran 1936 tarih ve 3008 sayılı İş ve İşçiler Bürosu, İş Dairesi haline getirilmiştir.
Çalışma Bakanlığı, Devlet Dairelerinin Bakanlıklara Ayrılması Hakkındaki 3271 sayılı Kanunun 1.maddesine dayanılarak, Başbakanın 7 Haziran 1945 tarih ve 6-376/6 sayılı teklifi üzerine 7 Haziran 1945 tarih ve 4/591 sayılı Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ile kurulmuş hemen arkasından 22 Haziran 1945 tarih ve 4763 sayılı Çalışma Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun çıkarılmıştır. (R.G.27 Haziran 1945)
28 Ocak 1946 tarihli ve 4841 sayılı Çalışma Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki ikinci Kanun (R.G.30 Ocak 1946) 4763 sayılı Kanuna göre daha geniş bir görev tanımı yapmış, merkez ve taşra teşkilatı ile ilgili düzenlemeler getirmiştir. Kuruluş amacı; çalışma hayatının düzenlenmesi, çalışanların yaşama seviyesinin yükseltilmesi, çalışanlar ile çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin memleket yararına ahenklendirilmesi, memleketteki çalışma gücünün genel refahı arttıracak surette verimli kılınması, tam çalıştırma ve sosyal güvenin sağlanması olarak belirtilmiştir.
Daha sonra, 17.11.1974 tarih ve 4-1040 sayılı Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ile Sosyal Güvenlik Bakanlığı kurulmuş, Çalışma Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olan Sosyal Sigortalar ve Bağ-Kur bu Bakanlığa bağlanmıştır.
13 Aralık 1983 tarih ve 184 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (R.G.14 Aralık 1983) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleştirilerek “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı” adıyla yeniden teşkilatlandırılmıştır. 184 sayılı KHK, aynı zamanda 4841 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırmıştır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 184 sayılı bu Kanun Hükmünde Kararname’nin Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname değiştirilerek 09.01.1985 tarihinde 3146 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir.
Daha sonra, 17.11.1974 tarih ve 4-1040 sayılı Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ile Sosyal Güvenlik Bakanlığı kurulmuş, Çalışma Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu olan Sosyal Sigortalar ve Bağ-Kur bu Bakanlığa bağlanmıştır.
Makalenin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
[1] Coşkunoğlu : Bilişim’de Personel Yatırım Olarak Görülmelidir

Kaynak : 