İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, İllüzyon-İstanbul ve Ortak Gelecek için Diyalog Derneği işbirliği ile düzenlenen Bilgi Edinme Özgürlüğü Kolokyumu’na ev sahipliği yaptı. Temel bir insan hakkı olarak insanların kendilerini ve ülkelerini ilgilendiren konularda bilgi, belge ve her türlü veriyi, kamusal yetki kullanan kurumlardan edinebilmesini öngören Bilgi Edinme Özgürlüğü, 16 Mart Uluslararası Bilgi Edinme Özgürlüğü Günü’nde, santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen kolokyumda tartışıldı.
Bilgi Edinme Özgürlüğü’nün; Bilgi Edinme Hukuku, Medya Bağımsızlığı ve Dijital Özgürlükler olarak üç farklı oturumda ele alındığı etkinlikte farklı disiplinlerden akademisyen, hukukçu, gazeteci, bürokrat ve aktivistler konuyla ilgili görüşlerini paylaştı. Konuşmacılar arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Prof. Dr. Aslı Tunç, Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka ile gazeteci Banu Güven, Mirgün Cabas, Kemal Göktaş, Erol Önderoğlu, Füsun Nebil, Av. Emre Baturay Altınok, Av. Arif Ali Cangı, Av. Ali Deniz Ceylan ve Av. Serhat Koç yer aldı.
Kolokyumda, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrenci ve öğretim üyelerinin katkılarıyla yapılan Türkiye’de Bilgi Edinme Özgürlüğü: Devlet, Medya ve Vatandaş adlı araştırmanın sonuçları da açıklandı. Türkiye’de bilgi edinme özgürlüğü konusunda mevcut durumu ortaya koymak amacıyla yapılan araştırma; “Devlet kurumlarında Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Uygulamaları”, “Medyada bilgi edinme özgürlüğü ve kamu harcamalarının yeri” ve “Bilgi edinme özgürlüğü algı ölçümü” olmak üzere üç alanda yürütüldü.
DEVLET
Araştırmanın ilk bölümü olan “Devlet kurumlarında Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (4982) Uygulamaları” çerçevesinde 100 kuruma;
- 2014 yılında kuruma ayrılan bütçenin ne kadarının harcandığına dair,
- Kurumda kullanılan makam aracı sayısına dair,
- Kurum aleyhine açılmış ve sürmekte olan dava sayısına dair,
üç soru soruldu. Bazı devlet kurumları yasal süre içinde sorulara yanıt verilirken, bazılarının yanıt vermediği görüldü. İlk soruya cevap veren kurum oranı yüzde 58 çıktı. İkinci soruda cevap verenlerin oranı yüzde 62, üçüncü soruda ise yüzde 57 olarak saptandı. Kurumların yaklaşık yüzde 13’ü hiçbir gerekçe göstermeden direk cevap vermeyi reddederken, yaklaşık yüzde 50’si “kamuoyunu ilgilendirmediği ve kurum içi bilgi olduğu” gerekçesiyle gelen sorulara yanıt vermeyi reddetti.
MEDYA
“Medyada bilgi edinme özgürlüğü ve kamu harcamalarının yeri” bölümünde son 6 ayda 11 farklı yayında yer alan Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na ilişkin ya da doğrudan bilgi edinme konusunun işlendiği haberler incelendi. Haberlerin yüzde 70’i bilgi edinme hakkının kullanılmadığını, yüzde 30’u ise bilgi edinme hakkının kullanıldığını ve vatandaş açısından pozitif bir gelişme yaşandığını gösterdi. 6 ay içerinde bilgi edinme haberleri arasında öne çıkan konu yüzde 20 ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı Ak Saray oldu. Kentsel dönüşüm yüzde 18, ÖSYM yüzde 15, yargı-emniyet yüzde 13 oranıyla dikkat çeken diğer başlıklar oldu.
Kamu harcamaları ise medyada sıkça yer verilen konulardan biriydi. Araştırmaya göre kamu harcamaları alanında iki ana konu ön plana çıktı. Birincisi, yüzde 35 ile kamuoyunda çok ilgi gören Ak Saray’ın maliyetine dair haberler, ikincisi ise yüzde 30 ile sosyal harcamalar oldu. Sosyal harcamalar başlıklı haberlerin içeriğinde, devletin sosyal koruma ve geliştirme amacıyla çocuk, gençlik, engelli, işsizler, öğrenim ve yurt kredileri, yemek ve yakacak yardımları gibi konu ve alanlarda yaptığı harcamaların işlendiği görüldü.
VATANDAŞ
Araştırmanın, vatandaş algısı ölçen “Bilgi edinme özgürlüğü algı ölçümü” bölümünde ise öğrenci, serbest çalışan ve beyaz yakalılar olmak üzere üç farklı odak grubunun konuya ilişkin görüşleri incelendi. Vatandaşın bilgi edinme özgürlüğü konusunda devlete, medyaya ve kendilerine bakışını anlamaya yönelik yapılan çalışma, insanların edindiği bilgileri nasıl algıladığını niteliksel olarak ortaya koydu.
Düzenlenen odak grup seanslarında, katılımcılar ile;
- Bilgi edinme hakkı/ihtiyacı
- Bilgi edinme kaynaklarına dair algı
- Farklı kaynaklara yönelme eğilimi
- Bilgi kaynağı olarak farklı mecraların kullanımı
- Yayın yasakları
- Devlet-vatandaş ilişkileri
- Kamu yararı
- Şeffaflık, hesap verilebilirlik
- Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na dair algı,
üzerine görüşüldü. Çıkan sonuçlara göre araştırmaya katılanlar bilgi hakkını ekmek ve su gibi temel bir ihtiyaç olarak değerlendirdi. Her üç grup da kamu kurumlarından bilgi almanın zor olduğu dile getirdi. Araştırmaya göre öğrencilerin kişilere; esnafın ise kanaat liderlerine daha fazla güvendiği ortaya çıktı. Devlet “baba” şeklinde algılanırken bilgi edinme söz konusu olduğunda her üç grubun yanıtı farklı oldu. Öğrenciler devlet için “Devlet, babam gibi, ona karşı çıkarsam çok kötü olur”, esnaf “Devletle platonik bir ilişkim, var ona açılamıyorum”; beyaz yakalılar ise “Devlet babamız olduğu için bize bilgi vermez, ancak sızıntı olduğunda öğrenebiliriz” şeklinde görüş belirtti. Üç grup da bilgi kaynağı olarak öncelikle internet ve sosyal medyayı görüyor.
Bilgi edinme kanununa dair ise esnaf, “Bu kanunun hayatımıza bir etkisi olmaz, çünkü ya verilen bilgiler güvenilir olmaz ya da tam bilgi vermezler”; beyaz yakalılar ise, “cevap vermek zorundalar ama ya yeterli cevap gelmiyor ya da cevap yeni soru doğuruyor ve tekrar yazışmak bıktırıyor” şeklinde görüş bildirdi.




Kaynak : 