Biz 1 kasım seçimlerine odaklanmış durumdayız ama dünyada bir eğlenceli / garip seçim çalışmaları devam ediyor. Amerikan Başkanlık seçimi bu sefer çok renkli adayları ile konuşuluyor. Galiba en renklisi, ülkemizde “stajyer (apprentice)” isimli TV programı ile daha iyi tanınır hale gelen dünyanın en zengin adamlarından ve emlak kralı olarak bilinen Donald Trump. Ama onun kadar renkli diğer bir aday da Carly Fiorina. Biz kendisini çeşitli teknoloji firmalarının üst yöneticisi olmasından ve de çok eleştirilmesinden ötürü tanıyoruz.
9 gün olarak ilan edilen bayram tatiline şimdiden girenleri düşünürsek, girmeyenler için eğlenceli bir hikaye anlatalım istedik.
2016 Amerikan Başkanlık seçimlerinin henüz ön dönemindeyiz. Yani partiler başkanlık adaylarını henüz tespit etmediler. Çeşitli aday adayları propoganda çalışmaları ve toplantılar yapıyorlar. Buralardan çıkan çeşitli eğlenceli hikayeler var.
Dışİşleri Bakanı Nedenl Resmi değil Özel e-Mail Hesabı Kullanır?
ABD’yi yıllardır dönüşümlü olarak yöneten 2 büyük partiden Demokratların aday adaylarından birisi eski Başkan Bill Clinton’ın eşi ve eski dışişleri bakanı Hillary Clinton. Kendisinin ilk aday adaylığı değil. Obama’nın ilk dönem seçimi sırasında da Demokrat parti aday adayıydı. Üstüste acaip hareketlerin (Clinton’ın Monica hikayesi, Bush’ın çeşitli yaklaşımları ve Irak’taki kitlesel silah yalanı) prestij kaybettirdiği başkanlık pozisyonuna farklılık ve ümit yüklemek istendiği konuşuldu ve “Kedın mı – Zenci mi?” yarışmasını Zenci kazandı. Obama başkan oldu ve Hillary’ye ise “özel teselli ödülü” yani Dışişleri Bakanlığı verildi (bu arada ABD’de zenci denmiyor, insan haklarına aykırı sayıldığı için Afrikan Amerika’lı diyorlar).
İşte Hillary Clinton şimdi 2ci defa aday adayı. Ama bu sefer de aday adaylığı maceralı başladı. Ülkemizde pek konuşulmasa da, dışişleri bakanlığı sırasında, resmi hesabı yerine kendi özel mail hesabını kullanmasıyla çok eleştirildi[1].
Geçtiğimiz mart ayında başlayan tartışmalarda, Bakanlığın gizli olabilecek iletişiminin güvenliği ve –yasa dışı işler olmaması açısından da– kayıtlara alınması için Dışişleri Bakanlığı’nın sunucularının kullanılması gerektiği tartışmaları uzantısında, Hillary’nin neden böyle yapmadığı sorgulandı.
Clinton ilk savunmasında, 2 telefon kullanmak istemediğini belirterek, “daha kolay olduğu için böyle kullandım” dedi. 7 temmuzda yaptığı bir söyleşide, “Yaptığım her şey için izin almıştım. Kanun yoktu, düzenleme yoktu. İletişimimi nasıl sürdüreceğime karar vermek için beni engelleyecek bir şey yoktu. Önceki dışişleri bakanı da öyle yapmıştı. Birisine mail gönderdiğimde zaten hükümet sistemine gidiyordu” diye açıklama yaptı. Anlaşılan sıkıştığında yalan-yanlış vs cevap verse de sorun olmayacağını eşinden öğrenmiş ama 9 eylülde verdiği başka bir söyleşide özür dilemeyi akıl etti.
Konu gündeme geldiğinden itibaren, bazıları bunun gizli bilgilerin korunması ile ilgili kanunu ihlal ettiğini düşünüyordu. Nitekim 1 ay kadar önce yani ağustos ayında Clinton’ın özel mailinin bulunduğu sunucu Adalet Bakanlığına teslim edildi. Bu konuda, gelişmeler sürüyor.
Carly Fiorina
1998 ve 2003-2007 arasında Fortune Dergisi tarafından Amerikan İş Dünyasının en güçlü kadını ilan edilen Carly Fiorina ismini yoğun bir şekilde, 1990’ların sonunda Lucent Technologies firmasının tepe yöneticisi olduğundan itibaren duymaya başlamıştık[2]. Günümüzde pek çok teknoloji firması tarafından uygulanan “müşterilerine kredi vererek satış yapma tekniğini” ilk getiren Fiorina zamanında Lucent başarılı bir halka arz ve sonrasında da 10 kat artış gösteren hisse fiyatları ile tepeye çıkmıştı. Gerçi daha sonrasında, Lucent’ın bu başarıyı sürdüremediğini ve Alcatel’e satışını da gördük.
Fiorina ise Lucent Technologies’den 1999’da ilk kadın CEO olarak HP’nin başına geçti. HP yönetim kurulunun tam onayı olmadan, Carly’in CEO olması çok “yeterli tecrübeye sahip değil” sözleriyle çok eleştirilir. 25 milyar $’lık Compaq birleşmesi ise herşeyi altüst eder. 2ci büyük PC üreticisi ile birleşmenin, en büyük PC üreticisini oluşturması hedeflenirken, HP hisseleri % 30 değer kaybeder.
Sonrasında da bu birleşme bir çok tartışmaya neden olur, 2005’de Fortune “birleşme başarısız” derken 2008’de eski Compaq CEO’su Ben Rosen “birleşme başarılı, problem birleşme değil, onun yönetimi” der. Carly HP’de 3 büyük değişiklik yapar; kar paylaşım sistemini değiştirir, operasyon bölümlerinin sayısını 83’den 12’ye indirir ve arkadaki süreçleri basitleştirir. Bu da HP’de kültürel değişiklik yani eleştirilen yönetim tarzıdır. İşten çıkarmaları engellemek için gönüllü maaş indirimi konusu ve arkasından gelen büyük işten çıkarmalar, firmada kendisi hakkındaki olumsuz görüşlerin artmasına neden olur.
Çeşitli olaylardan ve 2004’de 3.çeyrek sonuçlarının kötü çıkmasından sonra Yönetim Kurulu 2005’de Fiorina’yı istifaya zorlarlar. İstifa ettiği duyulduğunda şirketin hisseleri zıplar. Ama Fiorina daha sonra yazdığı bir kitapta onları “amatör ve olgun olmayan” şeklinde yorumlar.
Ancak Carly kendisini, HP’yi internet çağına uygun kültürü getirmek ve kendisinden sonra gelen CEO’ların başarıya ulaşmasının alt yapısını hazırlamakla savunuyor.
Carly bir çok kuruluş tarafından “en güçlü iş kadını” seçildi. Ama en kötü CEO ödülü de var. Compaq-HP birleşmesi de çeşitli şekilde değerlendiriliyor. Başarılı diyenler de var, tersini söyleyenler de. Ama kadınların teknoloji dünyasında erkeklere nazaran çok daha fazla eleştirildiğini de hatırlatmak istiyoruz. Lucent ve HP konusunda başarılarından ziyade –belki de teknolojinin değişimi ile meydana gelen– bu şirketlerdeki sallantılar gündeme getiriliyor olabilir. Bunu tam tartmak mümkün mü?
Bunları anlattık, çünkü Trump’ın ne dediğini daha iyi anlayalım istiyoruz.
Donald Trump
Gelelim Trump’a ; inişli çıkışlı hayatı ile temel zenginliği emlakçılıktan geliyor. Bugün otel, kumarhane, golf kulüpleri gibi işler yapıyor. Ama kendi varlıkları konusunda palavracı olduğu belirtiliyor. Aday adaylığı sonrası açıklanan varlık durumuna göre 1,4 milyar $’ı ve 285 milyon $ borcu var.
2016 Amerikan Başkanlığı seçimleri için Cumhuriyetçi Parti Aday adaylığını 16 haziran 2015’de duyurdu. O günden beri de eleştirilen pek çok ifadeye rağmen, sıkı bir propoganda kampanyası yürütüyor. Kampanya sloganı “Ülkemizi yeniden en büyük yapacağız” şeklinde. Economist tarafından yapılan bir araştırma, kendisinin iddialı olduğunu gösterdi.
Trump kampanyasında milliyetçi söylemler kullanıyor ve bu arada Meksika’lılara yönelik epeyce cümlesi var. Malum ABD’nin güney sınırındaki Meksika’lılar ABD’ye göç etmek için her türlü yolu kullanıyor ve öyle ki, ABD şimdilerde İngilizce’nin yanında İspanyolca’nın fazlasıyla kullanıldığı bir ülke durumunda. Bazı Amerika’lılar bu durumu, “bu ülkede en kötü durum beyaz Amerika’lı erkek olmaktır, Meksika’lı, Yahudi, Müslüman, Zenci isen azınlık hakların var, kadın isen kadın hakların var. Ama senin hiçbir hakkın yok” şeklinde ifade ederler. Anlaşılan Trump onlara hitap ediyor.
Bu kapsamda en son saldırdığı kişilerden birisi de Carly oldu. Yukarıda anlattığımız eleştirileri tekrar gündeme taşımak için her fırsatı değerlendiriyor.
Trump aday adaylığı kampanyası sırasında dün New Hampshire’da 3000 kişilik bir topluluğun önünde yaptığı konuşma sırasında Halyna Sorensen’in sorusu üzerine Carly Fiorina’nın geçmiş iş hayatına saldırıda bulunma fırsatını kaçırmadı: “gerçi iş hayatındaki başarısızlıklarını anlatmak için bir kaç gün daha bekleyebilirdim ama doğrusunu isterseniz, rezalet”.
Halyna Sorensen, Fiorina’nın göreve geldiği Lucent’daki bir departmandan istifa etmeye zorlanmış, bugün 66 yaşında olan eski bir çalışan. Sorensen Fiorina’nın başarısız olduğunu ve kendisinin emeklilik için yatırım yaptığı 500.000 $’a yakın hisselerin değer kaybetmesine neden olduğu çünkü Lucent şirketini batırdığı iddiasında.
Peki bu tartışma nerden çıktı? CNN 2 gün evvel Cumhuriyetçi 13 adayın katıldığı bir tartışma programı düzenledi. Bu program sırasında Google’un yaptığı araştırma, Carly’nin % 34,5 ile tartışmada en çok göz dolduran aday adayı olduğunu gösterdi. Trump’ın aldığı puan ise % 19,4. Üçüncü sırada % 10,6 ile Ben Carson var[3].
Eh yorumu da siz yapın.




Kaynak : 