Washington Post haberine göre Çin’in Tayvan’ı olası bir işgaline karşı “sürü drone” savaşı ile zaman kazanması için ABD’nin Hellscape adını taşıyan drone’ları vermeyi planladığı bildiriliyor.
Habere göre, Hellscape stratejisi, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Tayvan’ı 2027 yılına kadar gerekirse güç kullanarak alması için Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na (PLA) verdiği emir nedeniyle, Amerikalı Amiral Samuel Paparo yönetimindeki ABD Hint-Pasifik Komutanlığı tarafından duyuruldu.
ABD’nin planı, Tayvan’a vakit kazandırmayı hedefliyor. Plan, Çin kuvvetlerini, ABD ve müttefikleri bölgeye tüm gücüyle yetişene kadar, en az bir ay boyunca yavaşlatmak amacıyla Tayvan Boğazı’na çok sayıda insansız hava aracı, denizaltı, yüzey gemisi gönderilmesini ve diğer gizli yeteneklerin kullanılmasını içeriyor. Buna Fabian Yaklaşımı deniliyor.
Sürü halindeki dronlar, uçuş ve hedefleme verilerini anlık paylaşan çok sayıda drone ile Çin’in balistik ve seyir füzeleri, uydusavar silahları ve gelişmiş hava savunma ağlarını içeren erişim önleme/alan engelleme (A2/AD) yeteneklerini potansiyel olarak çöktürebilir.
Sürü Drone Teknolojisi Gerekli Olgunluğa Ulaştı mı?
Ukrayna Savaşı, Drone’ların savaş alanında nasıl ölümcül olabildiğini gösterdi. Ayrıca F-35 ve F-22 gibi insanlı uçaklarla eşleştirildiğinde, farkındalık yetenekleri artabilir ve hedef tespiti daha iyi yapılabilir.
Ancak burada soru şu; güvenlik açıkları, siber saldırıları ve bant genişliği sınırlamaları hesaba katılırsa acaba sürü drone teknolojisi gerekli olgunluğa erişmiş midir?
Çin Deniz Ablukasını ya da Askeri Olmayan Yöntemleri Tercih Edebilir
Diğer yandan, acaba Çin Tayvan’ı işgal edecekse, bunu nasıl yapar? Uzmanlar ağır kayıp verebileceği Tayvan Boğazı’ndan saldırı yerine Çin’in , Tayvan’ı süresiz bir deniz ablukası yoluyla teslim olmaya mahkum etmek için bir “sıkıştır ve gevşet” stratejisi uygulayabileceğini düşünüyor. Çünkü Tayvan’ın yalnızca 11 günlük doğalgaz ve 146 günlük petrol rezervine sahip olduğu bildiriliyor.
Strateji, Tayvan çevresinde etkili bir şekilde abluka görevi görecek bir dizi askeri tatbikat yapılmasını içeriyor. Bu alıştırmaları, tartışmaları kolaylaştırmak için gerilimin azaltıldığı dönemler izleyecek. Kilit nokta, Pekin’in giderek başlattığı herhangi bir büyük askeri tatbikatın bir abluka haline gelmesi olarak düşünülüyor.
Mayıs 2024’te ABD Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW), Çin’in Tayvan’a karşı kullanabileceği askeri olmayan yöntemleri özetleyen ve dört ağırlık merkezine saldırmaya odaklanan bir rapor yayınladı.
ISW raporu, Çin’in ABD ve Tayvanlı liderleri artan işbirliğinin faydaları konusunda ikna etmek için ekonomik baskı, propaganda ve askeri tehditleri kullanma potansiyelini vurguluyor. Ayrıca, Tayvan hükümetinin meşruiyetini aşındırmak, halkın moralini baltalamak için psikolojik taktikler ve ABD’nin Tayvan’a yönelik kamuoyu ve siyasi desteğini azaltmak için yanlış bilgilendirme çabaları uygulamak gibi taktiklerden de bahsediliyor.
Çin’in bu ağırlık merkezlerine kinetik olmayan yöntemlerle başarılı bir şekilde saldırması durumunda Tayvan halkının büyük bir terkedilmişlik duygusu hissedeceği ve yeni Tayvan hükümetinin boğazlar arası ilişkiler için “yeni bir model” düşünmeye zorlanacağı belirtiliyor.
Diğer yandan, Ocak 2023’te Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) isimli düşünce kuruluşu, Çin’in 2026’da Tayvan’ı işgal etme potansiyeline ilişkin bir simülasyon gerçekleştirdi. Bu araştırmada, ABD ve müttefiklerinin saldırıyı geri püskürtebileceği ama her iki tarafın da ağır kayıplara uğrayabileceği raporlandı.
CSIS simülasyonuna göre, ABD ve Japonya’nın 449 savaş uçağı, 43 gemi (iki uçak gemisi dahil) ve 6.960 personeli kaybedeceğini ve 3.200 ölümle sonuçlanacağını tahmin ediliyordu. Tabii ki Tayvan’ın hava kuvvetlerinin yarısı, 22 gemisi ve 3.500 kara askerini kaybetmesi de buna ek olarak hesaplandı.
Çin’in ise 138 gemi, 155 savaş uçağı ve 52.000 kara askerini kaybedebileceği ve yaklaşık 7.000 savaş zayiatı, 15.000 denizde ölüm ve 30.000 savaş esiri vereceği tahmin edildi.
CSIS raporu, ABD’nin başarısı açısından 4 kritik varsayım öne sürdü; Tayvan’ın direnişi, Tayvan için ikmal seçeneklerinin eksikliği, ABD’nin Japonya’daki üsleri kullanma becerisi ve Çin’in A2/AD balonunun dışından saldırması. Rapor ayrıca, ABD’nin ağır kayıplar verme konusundaki isteksizliğini algılaması halinde Çin’in işgal riskini alabileceğini ileri sürdü.
ABD Askeri Bütçesindeki Kısıtlamalar Zorluk Yaratacak
Diğer yandan ABD bir süredir savaşçı drone’lar konusuna ağırlık veriyor. Geçen yıl 5 yıl içinde drone’lara 5,8 milyar $ yatırım yapacakları da duyulmuştu. Ancak Washington Post aynı haberde ABD askeri bütçe kısıtlamalarının Hellscape stratejisinin uygulanmasında önemli zorluklar yarattığını belirtiyor.
ABD Donanması’nın drone bütçesinin bu yılki 172 milyon dolardan 2025’te 101,8 milyon dolara düşeceğini kaydediliyor. Ayrıca ABD Donanması, drone teknolojisini tamamen benimsemek yerine muhripler ve denizaltılar gibi büyük savaş araçları inşa etmeye daha yatkın.
Buna karşılık Çin’in, ABD’nin gemi inşa kapasitesinin 232 katı kapasiteye sahip olduğu kaydediliyor. ABD’nin bu nedenle farklı strateji izlemesi ve insansız teknolojiye yatırım yapması daha anlamlı bulunuyor. ABD’nin, Replicator Programı bu nedenle Pasifik’te insansız hava aracı sürülerinin geliştirilmesini ve konuşlandırılmasını hızlandırdı.
Replicator, büyük ölçekte uygun fiyatlı otonom dronlar üretmeyi ve hızlı, ölçeklenebilir bir teknolojik geliştirme sürecini uygulamayı hedefliyor. Ek olarak, ABD Donanması ile ortaklaşa büyük insansız denizaltı araçları yaratmaya yönelik bir programdan da bahsediliyor.
ABD Hava Kuvvetlerinin, RAND Corporation düşünce kuruluşu ve Hava Kuvvetlerinin Savaş Entegrasyon Yeteneği (AFWIC) ofisi ile işbirliği içinde, Tayvan’ı Çin işgaline karşı savunmada otonom drone sürülerinin potansiyelini ortaya çıkaran simülasyonlar yürüttüğünü kaydediliyor.



Kaynak : 