Ankara’da devam eden hukuk Kurultay’ında “5651 sayılı kanunla ilgili durumun analizi” başlıklı çalıştaya katılan Müyap Genel Sekreteri Ahmet Asena bazı konularda görüşlerini aktardı :
- Katılabilme Özgürlüğünü serbest bırakmayı gerektiriyor. Çünkü yasa bir yaptırım ifade etmiyor. Özgürlüğü kısıtladığında başka yerden geliyor.
- Ama kaçınılmaz şey kimliğin (ortama girenlerin) belirlenmesi, özgürlük perde arkasından kukla oynatmak değildir. Fikri özgürlük kimliğin kim olduğunu belirlemek lazım. Sanallığın arkasında yapıyorsam bu olamaz. Ticaret engelleniyorsa mutlaka kim olduğunu bileceğimiz bir tanımlama yapmak lazım. Bu filtrelendirmeden daha önemlidir.
- Uluslararası düzeyde ele alınması gereken durumlar var. Örneğin, 3000 kadar siteye müdahil olan bir dernek olarak YouTube ile bizim repertuarımız üzerine alınacak olan reklamlardan gelir paylaşımı alabiliyoruz. Ama Youtube Türkiye’den engellendiği için Turkiye’den reklam alamıyor. Biz de şu anda gelir alamıyoruz.
Müyap olarak site engellemelere 2006 başında başladık. O günden beri her türlü küfürü işittik. Sansürcü olarak değerlendirildik. Ama korumaya çalıştığımız haklar, üyelerimizin hakları. Bu konuda sıkıntı var. İster ticaret, ister hukuk olsun paradigmanın değiştiği bir dönemdeyiz.
Eski paradigma elle tutuluyordu. Fiziki bir nesne görürdünüz. Şimdi ise artık elle tutamadığınız şeyler var. İkincisi coğrafi bir sınır söz konusuydu. Şimdi artık böyle bir sınır yok. Üçüncüsü suça katılan sayısı son derece düşüktü. Mesela bugün internetten hakaret edilebiliyor. Eskiden kitap ya da yazı yazmak herkesin yapabileceği bir şey değildi. Ama artık yeni paradigmanın ile katılımcı inanılmaz sayıda geliyor.
Paradigmalar değişti ama yasalar buna uygun değişmedi. Mevcut yasalar ile yeni paradigmaları çözmek çok zor oldu.
Bizim artık hem ticaretimiz, hem de hukukumuzda uygun düzenlemeleri yapmamız gerekir. Düzenleyici faktörleri nasıl oluşturacağız diye bakmalıyız. Paradigmanın değişmesi, içeriği değiştirmiyor, suçu değiştirmiyor. Telif hakları aleyhine işlemler internet üzerinde de olsa, fiziki ortamda da olsa aynı suç.Eskiden kocaman bir odayı dolduran enjeksiyon makinası ile fiziki CD kopyalama yapılıyordu, şimdi küçük bir CD çoklayıcı alarak oturma odasında kopyalama yapabiliyor.
Yeni paradigma 3 şeyi mecbur ediyor;
Dijital ticaret, klasik ticaretten farklı bir şekilde yürüyor. Örnek verelim; fiziki alışveriş ortamında Karamürsel mağazasına gidip, 1000 TL verip, daha sonra alışveriş ettiğimde düşersin diyen var mıdır? Ama dijital ortamda 1 TL’lik CD’ler için parça parça ödemek yerine, önce 100 TL yatırıp, CD indirdikçe bu rakamdan düşülüyor.
Bunları yeniden incelememiz lazım. Regülasyonu düzenlememiz lazım. Aksi takdirde, konu, herbir sektörü, kendi durduğu alana sıkıştırır. Bilinmeyen sayısı bilinmeyen ve hatta her gün yeni bilinmeyen eklenen bir sektör.
AB’de bu şekilde kamuoyunda konuşulan çokca konular “Reflection paper” şeklinde toparlanıyor ve inceleniyor.
Bugün burada mobil şebeke konuşmuyoruz. Neden? Çünkü hangi telefonun kime ait olduğunu biliyoruz. Onun için mobil alanda sorun yaşamıyoruz. Mesela Ipod’un bir yazılımını crack ettiğinizde, Apple daha sonra o programı kapatıyor.
Telif hakları açısından bakıldığında, bugün Avrupa’da Sarkozy yasası UYAR-KALDIR yasası olarak işe yarıyor. İngiltere’de de bu konuda bir yasa tartışılıyor. Bu konunun güçlendirilmesi lazım.
Kurultay sırasında Genel Sekreter Asena ile yaptığımız ve Müyap engellemelerinde son gelişmeleri ve 2010’da P2P kullanıcıların da takip edilmeye başlanacağını anlattığı video röportajımızı gelecek hafta sunacağız.
5651 çalıştayı ile ilgili diğer katılımcılara ait notları da yayınlayacağız.

Kaynak : 