Bütün dünyada süren global krize ve özellikle de komşumuz Yunanistan’ın halen içinde bulunduğu krize baktığımızda, ülkemizin farkını, Atatürk’ün Cumhuriyet döneminde başlattığı ve daha sonra farklı girişimciler tarafından da sürdürülen sanayi hamlesinde olduğunu görüyoruz. Her ne kadar istenen hızda olmasa da, her ne kadar pazarlama-satış kavramlarını ancak son 20 yılda anlamaya başlamış olsak da, her fabrika, ülkenin gerçek gücünü oluşturuyor. Hem ülkemize giren para, hem de istihdam anlamında.
Bunları yazmamın nedeni, bugün katıldığımız bir basın gezisi sırasında Vestel ve Zorlu Grubunun başkanı Ahmet Zorlu’nun sözleri oldu. Zorlu en alttaki videodan da izleyebileceğiniz konuşmasında, ülkedeki fabrikaları desteklememiz gerektiğine işaret etti. Basını da “aynı gemideyiz” sözleriyle yardıma çağırdı. Biz de bu yazımızda bunu yapmaya çalışacağız.
“Dokunmayınız” Yerine “You Can Touch This”
Vestel bugün 100 milyonuncu TV cihazını üretmelerinin şerefine ve kutlamak için, İstanbul’dan ve İzmir’den 60 kadar gazeteciyi Manisa’daki fabrikasına taşıdı[1]. Zorlu konuşmasında, 1984-94 aralığında 5 milyon TV üretildikten sonra fabrikayı teslim aldıkları 1994’den bu yana geri kalan 95 milyonun üretildiğini söyledi.
Bu rakam içinde 2010 yılında üretilen miktar 8,5 milyon adet. Vestel ayda 1 milyon adet üretmeyi de hedefliyor.
Basın gezisine, Vestel City adını taşıyan, Manisa Organize Sanayi Bölgesinde 600.000 metre kare üzerine kurulu fabrikalar grubuna giderek başladık. Bu fabrikaları görmek insanı şaşırtıyor[2]. Dev bir Buzdolabı fabrikasından, dev bir çamaşır makinası fabrikasına, oradan da bulaşık makinası fabrikasına geçtikten sonra “Vestel Digital” adını taşıyan ve bilişim ürünlerini üreten fabrikaya geldik.
Vestel Digital fabrikası adeta uzay üssü gibi. Aşağıda gezi sırasında çekilmiş bir videodan siz de bunu göreceksiniz. Fabrika’da 100 K ya da 10K clean denen bölümlerde, toz miktarı (normalde havada 1000 K partikül bulunuyor) azaltılmış (filtreden 40 kere geçirerek) ortamlarda üretim yapıyorlar.
Bu fabrikada üretilen pek çok ürün var. Bunların arasında çeşitli boyutlarda ve hatta 3D TV’lar, ilkokul çocuklarına yönelik laptoplar ve hatta iPad, dokunmatik ekranlar var. Ufak bir gezintiyi aşağıdaki videodan görebilirsiniz.
Hani vitrinlerde genellikle bir ifade vardır “Dokunmayınız” diye. Bu videoda dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, ekranların önündeki panelde “You can Touch This” ifadesi yer alıyor. Hatta videoda olmayan, diğer vitrinlerdeki bazı ekranların önünde “You can Multi Touch This” yazıyordu. Yani ekranlar, son dönemin en önemli eğilimi olan “dokunmatik” teknolojiyle üretilmiş.
Zorlu : Avrupa’da Satılan 5 TV’dan Birisini Vestel Üretiyor
Fabrika gezisi sonrasında, Vestel ve Zorlu Grubunun Başkanı olan Ahmet Zorlu, aşağıdaki videodan izleyebileceğiniz bir konuşma yaptı. Bu konuşmada ve öncesinde ARGE Müdür İhsan Alkım[3] ile ayaküstü yaptığımız sohbette, TV cihazı üretim sektörünün devamlı gelişme içinde olduğunu, bir teknolojiden, diğerine koştuğunu öğrendik. Şu anda mevcut olmakla birlikte henüz kullanılabilir ucuzlukta olmayan OLED teknolojisi, TV sektörünün yeni eğilimi olarak belirtiliyor.
Alkım toplantı öncesinde, yeni teknolojileri yakalamaları için devletin destek olmasının önemine işaret etti. Aynı sözleri Zorlu da ifade etti. “Uzakdoğu’dan geldiler, devletleri kendilerini desteklediler. 300 milyon euro gibi nakit destekler yaptılar” sözleriyle videoda dinleyebileceğiniz bu konuşma sırasında, devlette son yıllarda artan ARGE farkındalığı ve teşviklerine rağmen, daha planlı bir destek şekline ihtiyaç duyulduğu düşüncesine vardık.
Zaten Zorlu da “sanayi politikasına” ihtiyacımız var diye bunu vurguluyordu.
Basın toplantısının, soru-cevap bölümünden bir kaç ilginç not iletelim; Zorlu halen Avrupa’da satılan çeşitli marka TV’ların 1/5’inin Vestel olduğunu söyledi. 2010 yılının Vestel üretimi bu nedenle 8,5 milyon.
Sanırım bu konu hakkında farkındalık hala zayıf. Basın toplantısı sırasında Zorlu “basına Vestel’i duyurmak konusunda iş düştüğünü” söylerken, toplantı sonrasında kaldığım İzmir’de konuştuğum İzmir’li arkadaşlarım ve bizzat babam, Vestel’in 8,5 milyon TV’u Türkiye’ye nasıl satabildiğini sordular. Avrupa’da Vestel’in böylesine gelişkin bir satışı olduğunu, Manisa’da 15.000 kişiyi istihdam eden (Digital’de 2500 kişi kadar) üretim tesisinin sadece Türkiye için değil, yanısıra Avrupa için üretim yaptığını, farkında olmayan çok kişi var.
Zorlu bir soru üzerine, LCD’ye geçişte, çok pahalı olan yatırımı yapamadıkları için pazar kaybettiklerini söyledi ve rakiplerinin kendi ülkelerinden teşvik gördüğüne işaret etti. Şu anda bu yatırımı yapmakta geç kalındığını ama OLED teknolojisi gibi yeni teknolojiler geldiğini de hatırlattı. Cell üretiminde devlet desteğini beklediklerini söyledi.
Şu andaki tesisin modül ürettiğini, Avrupa’daki 2 tesisten biri olduğunu söyleyen Zorlu, ARGE’ye 2010 yılında 105 milyon $ ayırdıklarını ve ARGE bütçelerinin sınırsız olduğunu belirtti.
Zorlu ülkemiz için sanayi politikasının önemine işaret ederken, dünya çapında 1 tane markamız olmadığını, Vestel’in de bir dünya şirketi olmasına karşın, henüz dünya çapında marka olmadığını hatırlattı.
Zorlu’nun vurguladığı bir konu da, kamudaki TV’ların hep yabancı marka olmaları. Bu konuda kendisini haklı görüyorum. Devlet kendi şirketlerini desteklemezse, ülkeyi nasıl kalkındıracak ki???
Zorlu bu arada, teşekkür mahiyetli olarak, Cumhurbaşkanı Gül’ün ve eşinin Vestel tercih ettiğini, son aldıkları çok sayıda TV’un parasını da hemen ödediklerini belirtti.
Zorlu, Vestel’in 15.000 eleman çalıştırdığını, eko sistem (yan sanayi) firmaları ile bu sayının 25.000’lere ulaştığını söyledi.
Zorlu’nun bahsettiği bir konu da “insan altyapısına” verdikleri önem oldu. 1994’de Vestel’i satın almasının en önemli nedeni olarak, var olan insan gücünün değerini belirtti.
[1] Vestel çeyrek asra 100 milyon televizyon sığdırdı



Kaynak : 