Akıllı saat ve akıllı bilekliklerin Pazar payı 10%’ları geçmemesine karşın, bu tarz teknolojilere yatırımlar milyon dolarlara ulaşabiliyor. Üstelik ar-ge payı da oldukça yüksek ve geliştirilmesi epey uzun soluklu. Teknolojinin şimdiki popüler isimleri standart bir akıllı saate 3-4 senelik bir geliştirme dilimi sağlayarak yeterliliğini sağlamaya çalışıyorlar. Lakin bu teknolojiler, bu yaptırımlarla kıyasladığımızda satış-talep açısından hiçbir şekilde düşünülen ve bahsedilen ilgi ve alakayı göremediler. Üstelik bu cihazlar, Tag Heuer gibi köklü firmaların ortaklığı ile ortaya çıkıyorlar. Bu saatler genel olarak nabız ölçümü, kalp hareketlerini ve sağlığını ölçebilen diğer vücut verilerini elde edebiliyorlar. Ayrıca kullanıcıların ne şekilde spor yaptıkları da biriken verilerle birlikte anlık olarak depolanıyor. Zaten akıllı bileklik ve akıllı saatlerle gelen uygulamaların kullanıcı sözleşmelerinde de bu veri paylaşımlarıyla ilgili hükümler verip anlaşmayı kabul etmiş oluyorsunuz. Bu verilerden ise spor malzemeleri üreticileri, ilaç ve vitamin sektörü faydalanıyor.
Veriler 2012’de toplanmaya başlandı. Amaç; Daha kişiselleştirilmiş teknolojiler
Veri teknolojilerinin kullanılmasıyla ilgili defalarca belirtilen bir detay, bu verileri kullanımının ve elverişli bir şekilde işlemenin, artık fiziksel ticaretten daha önemli olduğu söylenir. Endüstri 4.0’ın da en büyük getirisi bu. Ayrıca veriler artık birer devlet meselesi haline gelerek, an itibariyle altın değerindeler. Bu ifadenin ardından 5 yıl öncesine ABD’de gerçekleştirilen bir teknoloji fuarına bakmak gerekirse, Oracle’ın bir yetkilisi, verilerin ve teknolojilerin kitlesel değil kişisel bir sunumla hazırlanacağını ve bunun için gerekli adımların atılmaya başlandığını belirtmişti. Daha çok kişinin zevkine ve kullanım tarızna göre cihazlardan bahsediliyor. Böylece genel bir ürün değil, direkt olarak size özel tasarlanan bir ürün, elbette alınabilirliği daha yüksek ve hata payı daha düşük ürünler haline geldi.
Bu ifadeleri Apple’ın Apple Watch ile ilgili açıklamaları güçlendirdi. Apple, Apple Watch cihazlarını 3 yıl boyunca geliştirmiş, geliştirirken insanların günlük aktivitelerinden, sporlarından faydalandılar. Ayrıca bir araştırma merkezine kurulan spor merkezlerinde yıllarca, sporcular ne kullandığını bilmeden, kollarındaki saatlerle bu cihazların geliştirilme sürecine tabii oldular. Sonuç olarak insanlardan elde edilen verilerle birlikte yeni bir teknoloji inşa edildi. Elbette bu veriler popüler spor malzemeleri üreticileri tarafından da ar-ge süreçleri için depolandı.
Giyilebilir cihazların işletim sistemleri yapay zekaya doğru ilerliyor
Saatlerin çalışmasını sağlayan yazılım altyapısı ve işletim sistemleri, dolaylı olarak yapay zeka yatırımlarından nasibini aldı. Özellikle IBM Watson çerçevesinde sağlık teknolojilerine hayat verecek olan yazılımlara milyon dolarlık yatırımlar yaptı, böylece öğrenebilen işletim sistemleri ile birlikte sağlık haritaları detaylı olarak oluşturuluyor. Bu işletim sistemleriyle son kullanıcıdan elde edilen sağlık verileri, yapay zeka algoritmalarının -gelecek hastalıklara ışık tuttuğuna- inanılıyor. Çalışmalara göre, sadece nabız verilerinden beyin, kalp ve akciğer hastalıklarının ihtimalleri haritalandırılabiliyor.
Gelişmelere bakılırsa, gelecek nesil bulaşıcı hastalıklarda bu tarz giyilebilir teknolojiler büyük bir rol oynayacak. Benzerleri de geçmiş dönemlerdeki araştırmalarda yapıldı, Ebola araştırmacıları, hastalıkla ilgili çalışmalarında büyük oranda veriler topladılar. Bunda ise veri teknolojileri büyük bir rol oynuyordu.
Dünya çapında sağlık sektörü kısmen tıkanmış durumda. Ar-Ge merkezleri, yazılımlarla sağlık sektöründeki çıkmazları çözümlemeye çalışıyor, insanlardan alınan veriler de bir şekilde ilaçların ve diğer sağlık ve spor ürünlerinin geleceğini şekillendiriyor.

Kaynak : 