Bu röportajın ilk bölümünü Cenk Bayrakdar; Türkiye’de Yenilikçi Ürünler Pazarın Gelir Düzeyini de Aşan Hızda Tüketiliyor başlığını tıklayarak okuyabilirsiniz.
turk-internet.com; Sizce Türkiye, yazılım konusunda tam olarak nerede bulunuyor? Stratejik bir olgu olan yazılım konusunda Türkiye’nin milli politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cenk Bayrakdar; Türkiye’nin BİT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) alanında OECD ortalamaları ile karşılaştırmalarına baktığımızda oldukça geride olduğumuzu görüyoruz. En geride olduğumuz alt alan ise yazılım sektörüdür. GSMH’ya oransal verilerde dahi yazılım sektörümüz olması gereken boyutun 20’de 1’i kadardır. 1,5 Milyar USD olduğu tahmin edilen yazılım sektörü cirosunun sadece 40-50 Milyon USD civarındaki bir kısmının yurtiçinde üretilen yazılım ürünleri satışından oluştuğu tahmin edilmektedir. Gerçek bir envanteri olmayan yazılım sektörümüz konusunda yıl sonuna doğru tamamlanacağı planlanan bir çalışmanın ilk defa sağlıklı veriler ortaya koyacağını umuyoruz.
Büyük firmalarımıza yazılım çözümleri sunabilen yerli bir firmamız yoktur. Büyük firmalarımız yazılım çözümlerini uluslar arası üreticilerden almakta ya da kendileri üretmektedir. Bazı dar alanlarda bu geliştirmelerde yerli firmalar da yer almaktadır.
Türkiye’de özgün üretime dayanan yazılım sektörü KOBİ (Küçük ve Orta Boy İşletmeler)’ler için çözüm üreten KOBİ’lerden oluşmaktadır. Bu çözümler de genel olarak bir sektörün iş akışlarının otomasyonunu sağlayan yazılımlardan ibarettir. Arkalarında IPR üretebilecek çözümleme ve teknolojiler bulunmamaktadır. 1000’in üzerinde olduğu düşünülen KOBİ niteliğindeki yazılım firmalarımız ürünlerine verdikleri destek sayesinde pazarda tutunmaya devam edebilmektedirler. Sonuçta ürünlerini koruyarak uluslar arası pazara sunabilecek hale getirmekten oldukça uzak durumdadırlar.
Yeni Ar-Ge destek yasalarında yazılıma özel bir yer verilmeye çalışılmıştır. Fakat, kök sorun ve çözümler tespit edilmediğinden gelişme sağlamaları oldukça zordur. Son olarak teknoloji serbest bölgeleri ile ilgili değişiklik taslağında seri üretimin vergiden muafiyeti gündeme gelmiştir. Bu düzenleme aslında imalat sanayini hedefliyor olsa da, yazılım sektörü için önemlidir. Çünkü, daha önce hep Ar-Ge maliyetleri desteklenmiştir. Yazılım sektörü açısından ise bu çok anlamlı değildir. Yeniden üretim maliyeti oldukça düşük olan sektör için Ar-Ge sonucu elde edilen ürünün seri imalatından doğan gelirlerden muafiyet önemli olacaktır.
Milli politika oluşturmak açısından devletle sektör arasında önemli anlayış farkları vardır. Ar-Ge desteklerinin uygulanmasında yazılım sadece bir araç olarak kabul edilmektedir. Yani tekniğin bilinen durumunu geliştiren bir buluş, bilimsel literatürde geliştirme ya da araştırma (research) riski içermiyorsa çalışmanın yazılım içermesi bir önem taşımamaktadır. Bu uygulama mantığı yıllar içinde sertleşerek gelişimine devam etmiştir. Sonuçta tüm diğer alanlarda verilen Ar-Ge destekleri artarken yazılım çalışmalarına verilen destekler sürekli azalmaya devam etmiştir.
Sektör oyuncuları ise, içinde yazılım kullanımı olan her tür çalışmanın Ar-Ge olarak nitelendirilmesi gerektiğine inanmaya devam etmektedir. Bu yaklaşım ise hem gelişme sağlamaktan uzak hem de uluslar arası ticari kurallar açısından uygulanamaz bir yaklaşımdır.
Devlet tarafında desteklerin Ar-Ge’den çok “Yenilik” yaklaşımı ile yazılıma verilmesi ile çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Yeni Ar-Ge destek yasasında bu yaklaşım görülmektedir. Fakat, henüz çok küçük boyutlarda olan sektör firmaları için yasanın diğer koşulları çözümü yine kilitlemektedir.
Hiçbirinin 50 kişi üzerinde Ar-Ge merkezi kurabilme şansı yoktur. Yasadan yararlanmanın diğer yöntemi olan proje bazlı yaklaşımda ise yine Ar-Ge dışında çıkış yoktur. Firmaların çalışmaları ise Ar-Ge olarak değerlendirilmediğinden projeleri çoğunlukla destek alamamaktadır.
Yazılım alanında istihdam maliyetinin düşüklüğü, katma değerin yüksekliği ve ülkenin verimliliğinin artışına katkı potansiyeli (Kaynak: CELTIC/EUREKA Purple Book, 2007 Edition) göz önüne alındığında bu konuda yapılacaklar çok önemlidir. Diğer sektörler için yapılan çalışma ve genel değerlendirmelerin kenarına sıkıştırılmadan ayrıca ele alınarak çözümlenmelidir.
Bu röportajın devamını Bayrakdar : Bilgisayar Alanında Alt Uzmanlık ve Ara Kademe Mesleklerde İşgücüne İhtiyaç Var – 3 başlığını tıklayarak okuyabilirsiniz.

Kaynak : 