Bugünlerde hep Deniz Baykal konuşuyor, seyrediyor ya da dinliyoruz. Tüm TV, gazete ve yayın organları, Baykal’ın özel hayatını ortaya koyan videoların, o ya da bu yanını inceliyor ama gözden kaçan önemli bir konu var; İnternet Özgürlüğünü savunanların hayatı daha zorlaşmaya doğru gidiyor.
Bu konuda 2 önemli hata oluştu. Bu hatalar bundan sonraki hayatımızı etkilemesi olası hatalar. Konunun siyasal yanını konuşmayı başkalarına bırakalım; internetçileri ilgilendiren yanına bakalım; videonun ilk yayınlandığı Metacafe.com sitesine girmeye çalışırsanız, önünüze 2 tane yasaklama kararı geliyor.
Kartepe Kriterleri Uygulanmaya Başlanmış
Bu yasaklardan ilkinde; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/5/2010 tarih ve 2010/57556 nolu Koruma Tedbiri kapsamında bu internet sitesi (metacace.com) hakkında verdiği karar TİB tarafından uygulanmaktadır” deniliyor.
Aldığımız bilgiye göre, hukuki mercilere yapılmış 100’e yakın şikayet var. Bu şikayetlerin hem Baykal’ın ve CHP’nin avukatlarınca, hem de vatandaşlarca yapıldığı bildiriliyor.
Bu yasaklama kararı sonuçta HUKUKİ bir merci tarafından yapılmış. Bunu gayet normal buluyoruz. Zaten ilk engelleme tedbir kararı şeklinde uygulanmış.
Bu kararla ilgili dikkatimizi çeken OLUMLU bir husus da, Kartepe kriterlerine[1] uygun bir şekilde “NEDEN” belirtilmiş. Yine kriterlerde karar alındığı şekilde, tedbir kararı uygulanması için TİB’e aktarılmış.
Ama bahsettiğimiz hatalardan ilki burada görülüyor; “içerik çıkartma” talebi yerine “site kapatma” yapılmış. Bunun işlemediği artık bilinmesine rağmen yine de bu yola gidilmesi, ısrar edilmesi şaşırtıcı.
Görüldüğü gibi de çözüm değil. Aynen lunaparktaki bir yarışmaya benziyor. Bir platformdan gelişigüzel kafalar fırlıyor. Siz elinizde bir sopa ile bunları yakalayıp, kafalarına vurmaya çalışıyorsunuz ama burdan vursanız, şurdan çıkıyor, şurdan vursanız, ordan çıkıyor.
İnternet üzerinde çözüm “site kapatma” değil, “içerik çıkartmaktır”. Bunu artık anlamak lazım. CHP yönetimi bu konuda sınıfta kaldı. Tabi aşağıda bahsettiğimiz ikinci kapatma (TİB tarafından yapılan) kararına bakarsanız aynı konuda, Başbakan ile Ulaştırma Bakanı da sınıfta kaldı.
Sansür mü Uygulandı?
Diğer yandan ikinci kapatma kararı anlaşılır değil; TİB tarafından uygulanmış ve şöyle not edilmiş : “5651 sayılı yasa uyarınca katalog suçlar kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuksal değerlendirme sonucunda; bu internet sitesi (metacafe.com) hakkında TİB’in 7/5/2010 tarih ve 42102.00.2010-155684 nolu kararı gereğince İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır.”
Acaba 9 tane katalog suçtan hangisi bu duruma uygun diye alınmış? Bunu merak ettik.
Anlıyoruz, Baykal’ın videosu bir hayli üzücü ama bu tarafta bir başka şeyin yolunu açmış gözüküyor; İnternete Sansürün.
Bunu önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözlerinden işitiyoruz; “Ulaştırma Bakanı’nı aradım” diyor. Yani site 2.defasında emirle kapatılmış. Hukukla değil. 5651 deniliyor ama “müstehcenlik” kapsamına girer mi? soru işareti..
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım aynı konuyu bugün “Baykal’ın hükümeti suçladığını” sözleri üzerine şöyle dile getiriyor :
Bildiğiniz gibi yargı gerekli işlemleri yapıyor ama olayın meydana geldiği andan itibaren zannediyorum saat 01.00 civarındaydı, Genel Kurulda Meclis’te beraberdik sayın Başbakanımız hemen bu konuda gereken neyse onun yapılması yönünde talimat vermişlerdir. İlgili arkadaşlarım, TİB Başkanı, telekomünikasyon, internetten sorumlu arkadaşlarımızı harekete geçirdik.
Tüm yasal imkanlar sonuna kadar kullanılarak bu yayının sitelerden çıkarılması için çalışmalar başlatıldı. Nitekim ilk görüldüğü siteden 15 dakika içinde çıkarılması gerçekleştirildi. Diğer sitelerle ilgili de, bunların bir kısmı yurt içi, yurt dışı kaynaklı, gün boyunca da devam ettirildi. (Cebinden çıkardığı listeyi göstererek) Elimde de uzunca da bir liste var, bu sitelerden çıkarıldı. Yasal işlemler devam ediyor. Biz hükümet olarak yapılması gereken, olayın ilk anından beri, her şeyin yapıldığından eminiz. Bu konuda da rahatım. O bakımdan biz doğrusu teşekkür beklerdik.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım şöyle devam ediyor :
İnternet önemli bir araç. İnternet bir çok yönden hayatımızı kolaylaştırıyor. İşimizi yapıyoruz ama bunun kötüye kullanılması da bazı sorunları beraberinde getiriyor. Başından beri hep buna dikkat çekiyoruz.
Çocukların korunmasına yönelik düzenlemeyi yaparken de hassasiyetimiz bu idi. Burada konunun ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı ama bir şey anlaşılıyor ki bu cezalar daha caydırıcı olmak zorunda. O bakımdan da Adalet Bakanlığı ile bir çalışma yürütüyoruz. Hem cezaların caydırıcılığının artırılması hem de burada müştekinin korunmasına yönelik tedbirlerin daha da geliştirilebilmesine yönelik çalışma yapıyoruz.
Bu konuda sadece ulusal düzeyde çalışma yapmak, düzenleme yapmak yetmez.
İnternet sınırlar aşan, küresel bir alt yapıdır. Dolayısıyla başka ülkeler, başka servis sağlayıcılardan kaynaklanan bu tür faaliyetlerle mücadele etmek için uluslararası organizasyonlarla birlikte hareket edilmesi, onlarla bilgi paylaşımı sağlanması gerekiyor. O yüzden de Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’ne üye olma sürecini başlattık. Daha önce başlatılmıştı bu olayla ilgisi yok. Bunu yapmazsak doğrusu bilgiye erişimde zorluk çekiyoruz. Uluslararası konvansiyon çerçevesinde değilseniz o zaman mücadelede de gerekli işbirliğini sağlamak zor olur
Gözüken şu; “Eyvah” diyebiliriz. Zaten 3 yıldan bu yana kapalı duran “YouTube” olayı başta olmak üzere, mevcut durumu düzeltmeye çalışırken, bir de bakmışız internetin özgürlüğü hepten gitmiş. Bir emirle siteler kapatılır hale gelmiş.
Baykal’ın başına gelenlere üzüldük ama doğrusunu isterseniz, CHP ve Baykal bu konuda 2ci defa sınıfta kaldı. Birincisi internetin doğasından haberleri yok. İkincisi kendi özgürlükleri uğruna internetin sansürünün önünü açıyorlar.
İnternetçiler bugünlerde bunu konuşuyor. Ankara’da siyaset meydanı ise hayli karışmış durumda. Siyasetçiler, kendi sesleri dışındaki sesleri duyuyor gibi durmuyorlar. Ama haberleri olsun, internetçiler özgürlüklerini Baykal’ın uçkuruna ya da hükümetin Baykal’a iyilik yapmasına feda etme niyetinde değiller.
İnternetçiler birer oy veren ve hepsinin ellerinde mecra var. Sayıları 200-300 kadar olan geleneksel mecranın gazetecileri bugünlerde, olayın mantığını algılamayan, “taraftar” eğilimli haberler yazıyorlar. Olaya AKP tarafından ya da CHP tarafından bakıyorlar. Ama internetçiler böyle bakmıyor. İçlerinde yine de “taraftar” olanlar olabilir ama çoğunluk “internetin özgürlüğünü önemsiyor” ve bu konudaki karmaşayı saçma buluyor.
Saçma buldukları konu, “önemli olduğu düşünülen bir lider” için bile olsa, internete sansür getirilmesinin sakıncaları.
Sayfada yer alan 2 tane ayrı kapatma kararı da şimdiye kadar hiçbir internet sitesi kapatmasında görülmedi. Örneğin YouTube’ün 5 mayıs 2008 kapatmasının üzerine en az 8 kapatma kararı daha olduğu biliniyor ama sayfada sadece ilk kapatma kararı yer alıyor.
Ama bu olayda 2 kapatma kararı birden yazılmış. Aldığımız bilgiye göre, ilk kapatma TİB tarafından ve yukarda bahsedilen Başbakan-Ulaştırma Bakanı talimatı ile yapılmış. Hukuki kapatma sonradan gelmiş.
Ama 2 karar birden yer alıyor. Çünkü olayın siyasal ağırlığı nedeniyle yapılan işin gösterilmesine yönelik bir davranış sözkonusu.
Hem de neye rağmen? “Sansür yapmış olmak” tehlikesine rağmen.
Biz, Başbakan ve Ulaştırma Bakanı’nın kendi ifadelerine göre “teşekkür bekledikleri” bu konudaki yaklaşımlarını da uygun bulmuyor, önemli bir siyasetçi için bile olsa, tek kişi uğruna, çoğu internetçiyi rahatsız ettiklerini hatırlatıyor ve hukuku beklemeden, talimat verip, yoluna uydurma şeklindeki site kapattırma hareketlerini sansüre yolaçan bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz.
[1] Kartepe Kriterleri Yayınlandı
Not : Konuya ilk olarak dikkatimizi çeken Avukat Gökhan Ahi’ye teşekkür ederiz.



Kaynak : 