Geçtiğimiz hafta kendisini “dünyanın en büyük bilişim fuarı” olarak tanımlayan Cebit 2011’e katıldık. Bu yıl fuarın bizim açımızdan en önemli özelliği “Partner Ülke Türkiye” başlığını taşımasıydı. Gelin bir fuarı irdeleyelim.
Önce bu en büyük kavramının ne anlama geldiğine bakalım. Cebit yıllardır Almanya’nın Hannover kentinde yapılır. Bugün 25.000 kişisi Türk olmak üzere 545.000 olarak verilen nüfusuna karşın, eski yıllarda bilişim fuarına 800.000 kişinin katıldığı aktarılıyor. Bugün ise katılım ancak 150.000-200.000 arası olarak belirtiliyor.
Neden Hannover?
Hannover demişken, biraz Hannover’den bahsedelim ve de “Neden Hannover?” sorusunun cevabını verelim; hani Anadolu’nun da üstünde yer aldığı meşhur İpek ve baharat Yolları var ya, bu 2 yolun Avrupa’da uzadığı yol üzerinde yer alıyor Hannover. Yani eski yıllardan bu yana bir ticaret şehri. Fuarlar şehri olmasına şaşmamak lazım.
Zaten şehrin 1914-1915 yılları arasında tamamlanan Şehir Binasının girişinde yer alan maketlerden ortaçağa ait olana bakıldığında, daha o zamanlar nufüsunun 450.000’lerde olduğu belirtiliyor. Şehir gezisi sırasında da bugün kültür festivallerinde kullanıldığı belirtilen bir saraya gittik. Ortaçağ dönemine ait bu saraydaki ihtişam ve büyüklük o zamanın zenginliğini gösteriyor.
Şehir 2.dünya savaşında, 4 gün süren bir bombalama altında hemen hemen tamamen tahrip olmuş. Şehir binasında bunu da maket haline getirmişler. Ancak hemen arkasında da şehri yeniden kurmuşlar. Sadece belli noktalarda hatırlamaya yönelik işaretler var. Mesela şehrin ortasında bir kilise yıkık halde duruyor. Kendilerine savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu hatırlatsın diye öyle bırakıldığı anlatıldı.
Şehirde 25.000 kadar Türk olduğu belirtildi ama 4 günlük kalış süremiz boyunca bindiğimiz 6 taksiden 4’ünün şöförü Türk çıktı. Bize anlatılan burada da işsizlik olduğu şeklinde. Şehrin 4 üniversitesi var ve bunlara lise notları ile girilebiliyor. Türk gençlerinin lise notları ile doktor ya da mühendislik alanlarına pek giremediklerini öğrendik. Ancak şöförlerimizden birisinin çocukları gayet şanslıydı. Doktorluk okuyorlardı. Yani imkansız da değil.
Partner Ülke Türkiye
Partner ülke Türkiye pankartları, havalanından başlayarak heryerde sizi karşılıyor. Şehrin yönetim merkezinde de, ilk gün PKK’lı bir grubun toplandığını, gösteri yaptığını gördüğümüz bir alanda Türk Bayrakları fuar boyunca dalgalandı.
Ancak Cebit’in bu partner ülke kavramının gereklerini yerine tam da getirmediğini düşünüyorum. Çünkü en başta ülkemize ayrılan salon, en sonlarda bir yerlerdeydi. Örneğin, geçen yılın partneri İspanya’sı için ilk 1 ve 2 nolu salonlarda yer verildiği düşünülürse, Türkiye için ayrılan 12ci salon, doğrudan hedef almadıysanız, ancak oflaya, poflaya, yorulmuş, bitap gidebileceğiniz bir alan.
Bu alan içinde de Türkiye küçük bir bölümde yer almıştı. 100 kadar firmanın katıldığı belirtilmişti. Toplamda da 2700 civarı firmanın katıldığı düşünülürse, katılım çalışmalarının ancak 5 ay önce başlatılması, İTO’nun organize etmesi kararının hemen arkasından da Başkan Murat Yalçıntaş’ın bir nedenle tutuklanması ve bir süre bu durumda kalması, sanırım hazırlık çalışmalarını biraz sekteye uğratmış.
Zaten duyduğumuz kadarıyla partner ülke konusu ancak Türk Telekom ve Turkcell’in sponsorluklarıyla mümkün olmuş.
Bir de bu partner ülke konusundaki basın toplantısı ve panel için söyleyeceklerim var. Tübisad ve Alman karşılığı Bitkom işbirliğiyle gerçekleştirilen bu toplantıya, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın karşısında, Alman tarafında bir müsteşar yer aldı. Ama daha kötüsü, bu Müsteşar ve de Bitkom başkanı, kendileri konuştuktan sonra, Bakan Yıldırım’ın konuşmasına kalmadan, geniş bant konusundaki bir toplantıyı bahane ederek ayrıldılar. Bu toplantı acil bir durum muydu bilmiyorum ama Bakan Yıldırım’ın konuşmasını dinlemeden gitmeleri, en azından nezaket kurallarına aykırı bir durum gibi gözüküyordu.
Yarın biraz da fuarda neler vardı onları anlatacağım..

Kaynak : 