Bugün Ankara’da “Özel Sektör ve Etik” başlıklı bir konferans düzenlendi. Telekom Arena’sı toplantılarından tanıdığımız STEAM tarafından düzenlenen toplantının açılışında yapılan konuşmalardan 3’ünden bazı ilginç notları size aktarmak istiyoruz. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve SPK Başkanı Prof.Dr.Vedat Akgiray’ın notlarını aktarmadan önce, konferansa katılanlardan bahsedelim.
Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Prof.Dr.Bilal Eryılmaz, Yased Genel Sekreteri Mustafa Alper, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Başbakanlık Teftiş Kurulu başkan Yardımcısı Yüksel Yılmaz konferansın konuşmacılarından diğer bazılarıydı.
Bu tür bir konferansın ilk defa yapıldığı ve önemli olduğunun vurgulandığu konuşmalarda Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek’in yaptığı konuşma epeyce renkliydi. Çiçek yolsuzluk/rüşvet konusunun bir üçgen olduğunu ve üçgenin bir bacağında özel sektör olduğunu hatırlatarak, özel sektör tarafının pek konuşulmadığını ve konuşulması gerektiğini hatırlattı. Konuşmalardan Birkaç not şöyleydi. SPK başkanı Prof.Dr.Vedat Akgiray halen bitip bitmediği tam anlaşılmayan global kriz sırasında meydana gelen finans kurumları sorunlarını ve banka ve firma batmalarını işlediği konuşmasında şunları söyledi
- Muhasebe oyunları (farklı ama kabul görmüş muhasebe yöntemleri kullanılarak, görünümü değiştirmek ve daha renkli göstermek)
- Kazanç yönetimi gibi bir meslek çıktı. Aynı pazar payı, aynı çalışan aynı satış ama kazancı arttırmak nasıl olabilir?
- Yanıltıcı raporlama. Bir sürü doğru bilgilerle 800 sayfa rapor çıkıyor..ama aslında yanlış yönlendirme yapılıyor.
- Örtülü kazanç en büyük günah. Bunun yöntemleri çok çeşitlendi. Alan razı, satan razı peki ne olacak? Insider trader gibi çeşitli, manipulation, 10tlilik şirketi 1000 tl gösterebiliyorlar.
- Çalışanlara ve yöneticilere (CEO) maaş/prim. Maaşın fazla olmasında sakınca yok ama fazla olsun diye oyunlar yapılıyor. Sorun burada.
- Rüşvet
- Çok karmaşık kontratlar düzenleyerek, risk transferi yapılıyor. Yani işi ben yapacağım ama risk sana yüklenecek gibi.
Toplumun kabul ettiği görüşler çerçevesinde etik davranmanın bir ödülü olmalı. Bir regülasyon çerçevesi gerekli. Daha sıkı düzenleme de olmuyor, serbest davranmak da yetmiyor. 1930’lardan bu yana çeşitli yollar bütün dünyada denendi. Ama önümüzdeki günlerde bir şeyler yapılacaktır.
Çok büyümüş kuruluşların batmasının bir maliyeti var. Ama batmamasının da bir maliyeti var. Peki nasıl geldik buraya? Bu şirketlerin patron ya da yöneticilere bakın, adamlar aslında kötü insanlar değiller. Ama kurumsal bir karar alınırken etik değeri kötü bir karar alınabiliyor.
Etik açıdan sorunlu hareketleri de şöyle sıralayalım;
Sonuçta sermaye pazarında etik kuralları biz kimseye dikte edemeyiz ama etiki ödüllendirilen, yapmayanı cezalandıran bir düzenleme yapmak lazım. Yapabilir miyiz? Zor, ama yapılması lazım.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de açılışta yaptığı konuşmada tüketici haklarının maksimuma çekilerek etik düzeyinin yükselebileceğini söyledi. Şimşek şunları belirtti :
Türkiye doğal kaynakları ile çok zengin değil. Bizim en büyük zenginliğimiz beşeri zenginliğimiz ve dolayısıyla girişimcilik ruhumuzdur. Son dönemde bir özel sektör atılımı var. Biz krizi çok başarılı atlattık, bir sürü ülkeye göre, çünkü altyapımız sağlamdı ve hükümetimiz etkin düzenleme ve denetleme getirdi. Türkiye rekor not artışı, rekor istihadamla çıkmaktadır.
Özel sektörün öncülüğünde bir büyüme söz konusu. Amacımız vatandaşlarımızın refahını yükseltmek. Girişimcilerimizin etik davranması, yönetici ve çalışanlarımızın etik prensipler çerçevesinde davranması çok kıymetli. Etik değerlerin uygulanmadığı sektörlerde sonuçları ağırdır.
AB uyum çerçevesinde Türkiye’de yönetsel kapasitemizin artması konusunda önemli adımlar atılmıştır.
Etik davranmak nasıl sağlanacak? Bu önemli sorun. Bana kalırsa tüketici hakları maksimum korunursa, etik davranmak sağlanabilir. Herbir üreticinin başına zabıta, kontrol koyamayacağımıza göre, bunun kontrolünü tüketicinin yapması lazım. Bu nedenle tüketici haklarını son raddeye getirmek lazımdır. Etik davranan firmaların müşterileri de sadıktır.
Toplantının en renkli konuşmalarından birisi Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in konuşmasıydı. Zaten kendisi de bu tür konuşmasını “manşet çıkarılacak başlıklar verelim ki, bu konuya ilgi gösterilsin” diyerek işaretledi. Çiçek şunları söyledi :
bana göre sürdürülebilir bir kalkınma ve refaha ulaşma yolunda 3 tane şart var.
-
1.istikrar
2.bu amaca erişebilmek için hukuk güvenliği önemli
3.kamuda siyaset kurumu ve kurumlarda (iş dünyası) etik değerlerin sağlanmasıdır.
Kamu, Siyaset ve Özel sektör üçgeninde etik olmayan durumları rüşvet, yolsuzluk şeklinde gördük. Ama bu konuyu masaya koyup 3 tarafından bakmak lazım. Bugüne kadar yolsuzluk denildi mi hep siyasetçilere bakıldı ama iş dünyasına hiç bakılmadı ama bu şeytan üçgeni 3 taraflı bir şey.
Meslek gruplarımız keşke bunlara bir baksa, Boşnaklar “herkes adaleti konuşur ama kimse istemez” derler.
Geriye dönüp baktığımızda meslek dayanışması, olumsuzlukların ortaya çıkarılması, takibi, değerlendirilmesi ve emsal teşkil etmesi durumlarında hiç rol almuyor. Yolsuzluk, etik olmayan yaklaşımlar, maalesef meslek dayanışması içinde kalıyor ve üstü örtülüyor. Kol kırılır, yen içinde kalır oluyor ama esas olan kolun kırılmamasıdır. Kol kırılması hayat tarzı haline geliyorsa, o zaman bunu sadece yasaları çıkararak önlemek mümkün değildir.
2003’den bu yana 23 yasa çıkardık. Yolsuzluğa karşı tüm Uluslar arası sözleşmeleri imzalamışız.
Bir başka şey daha var. Yaşadığımız her olayda etik değerler var. Mesela Türkiye gündeminde terör var. Ben şimdi terör etik ile ilgili diyeceğim. Abuk diyeceksiniz ama değil. Etik değerlerle terör arasında çok yakın ilişki var.
Terör hayat hakkını ortadan kaldıran kanlı eylemlerdir. 2 yaşında çocuklardan 7 yaşındakilere, 80lik ninelere kadar öldürenler, sonra başka ülkeye gidiyor. Orada soruşturulmadan iltica hakkı tanınıyorsa burda etik olmaz. Sen bu ülke ile anlaşma yapıyorsun suçluların iadesi için ama iade etmiyor. Hiç anlatmasınlar, en fazla etik değerlerden bahsedenler etik değil. İstediği kadar sizde bu kurum neden yok desinler. Asıl onlar etik değil.
Zaten bugün bir çok ülkenin zenginliklerinin temelinde etik olmayan değerler var. Sömürme var. 3cü dünya ya da gelişmemiş ülkelerde oluşan yolsuzluklar, banka yolsuzlukları hep bunlar. Biz arıyoruz, para bulunuyor ama başvurduğumuzda iade edilmiyor. “Çalın çırpın, sonra bu paraları bizim bankaya yatırın deniyorsa, burada artık etik değerlerden bahsedemeyiz.
Fakir fukaranın hakkının yenmesinin ne kadar etik olabilir.
Bu toplantı önemli. 2002’den bu yana çaba sarfettik ama yeterince toplumsal destek görmedik. Kayıtlar var. TVlar var ama sivil toplum bu konuya eğilmedi, meslek örgütleri bu konuya ilgi göstermiyor. Mesela hayali, ihracat ne kadar vardı yoktu tartışırız ama bunlar meslek örgütleri üyesiydi. Hangisi bir tedbirle karşılaştı. Bunu da hatırlatırız.
Her konuyu yasayla çözmek kolaylığına düşüyoruz ama unuttuğuımuz bir şey insan. En modern konuyu bile insan uygulayacağız. Kültür boyutu var. Okul, Aile ve medyaya önemli görevler düşüyor. Bir yandan konuşalım ama uygulayalım..

Kaynak : 